Dünyayı Değiştiren Kadın Matematikçiler

Tarih boyunca çoğu zaman, kadınların yaptığı çalışmaların çok azı kabul görmüş, başarıları görmezden gelinmiş, isimleri kitaplarda unutulmuştur. Ancak yine de birçok kadın matematik konusunda başarılı çalışmalara imza atmış ve üzerilerindeki baskıya rağmen çalışmalarını başarı ile sürdürmüştür.

20 yüzyıla gelene kadar çok az kadının eğitime erişim şansı olduğu düşünüldüğünde bu kolay olmamıştır elbette. Birçok kadın, bu uğurda, ailesine karşı çıkmış, bir kısmı kimliklerini gizlemek zorunda kalmış, genelde kötü koşullarda ve entelektüel yalnızlık içinde yaşamını sürdürmüştür.

Bu kadınlar aslında sadece matematik ile ilgili çalışmalarından ve cesaretlerinden dolayı değil, aynı zamanda, önyargıların değişmesine sağladıkları katkıdan dolayı anımsanmalıdır.

Aşağıdaki liste tam değildir, eksikler vardır, çünkü tarihin yaprakları adı bile anılmayan onlarca gizli kalmış kahramanı saklamaktadır. Yine de biz bir kaç ismi kısaca anlatmaya çalışalım.

1. Hypatia (370-415)

Hypatia, matematiğin gelişimine önemli katkılarda bulunan ilk kadın matematikçidir. Babası
Theon da, saygıdeğer bir astronom ve matema­tikçidir. Hypatia’nın yeteneklerini ve öğ­renme şevkini fark edince, çevresindeki birçok insan bir kadını eğitmek gibi bir fikre karşı çıksa da, kızını
çalıştırmaya başlamıştır.

Hypatia, tüm öğrencileri tarafından çok sevilen, saygıdeğer ve ka­rizmatik bir öğretmendi. En iyi problem çözümcüleri arasında sayıldı­ğından, bir problemde aylarca takılan matematikçiler fikrini almak için ona yazarlardı. Zamanla Hypatia, Alexandria’daki Platoncu okulun başkanı oldu. Neden matematiğe tutkuyla bağlı olduğu ve evlenmediği soruldu­ğunda, gerçekle evli olduğunu söylerdi. Hypatia, geometri, cebir ve astronomi alanında kitaplar düzenlemiştir. Bunun yanı sıra astroloji ve gezegenlerin hareketini gösteren makinelerin yapımıyla da uğraşmıştır.

Fikirleri paganlık olarak yorumladığından 45 yaşında işkence ile öldürüldü Hypatia. Onun ölümüyle beraber matematikçiler, bir geri çekilme dönemine girdiler ve tarihte adı matematikçi olarak anılan başka bir kadının, Maria Agnesi’nin varlığı ancak Rönesans zamanında tekrar
gündeme gelebildi.

Detay için: https://www.matematiksel.org/zamanin-cok-otesinde-bir-kadin-hypatia/

2. Sofia Kovalevskaya (1850-1891)

Kovalevskaya

Kovalevskaya diferansiyel denklemler teorisine önemli katkılarda bulunmuş ve matematikte
doktora alan ilk kadın olmuştur. Matematiğe aşık bu kadın özel derslerle temel eğitimini tamamladıktan sonra 18 yaşında yüksek öğretim alabilmek adına bir evlilik yapmak zorunda kalmıştı. Çünkü zamanın Rusya’sında babasının veya eşinin izni olmadan bir kadının ayrı yaşaması yasak kabul edilmekteydi. 1869’da Heidelberg’de matematik okumaya gittiğinde; kadınların üniversite okuyamayacağı gerçeği ile yüzleşmek zorunda kaldı. Yine de üniversite yetkililerini, yasal olmayan yollar­la derslere devam etmesi konusunda ikna etti. Sofıa, matematik ko­nusundaki zekasıyla hemen öğretmenlerinin ilgisini çekti bu esnada. 1871’de matematikçi Karl Weierstrass ile bir­likte çalışmak için Berlin’e taşındı; ama yine üniversite derslerine ka­tılmasına izin verilmedi. Fakat işin tuhaf tarafı bu durum, onun le­hine oldu; çünkü Weierstrass kendisine daha çok kişisel ilgi gös­termek zorunda kaldı. 1874’ün sonbaharında Kovalevskaya, 3 çalış­masını tamamladı; her biri Weierstrass tarafından doktora konusu olarak değerlendirildi. Çalışmalar kısmi diferansiyel denklemler, integral ve Satürn’ün halkası ile ilgiliydi. 1874’te Kovalevskaya, Göttin­gen Üniversitesi’nden doktorasını aldı ancak bu ona yine akademik bir pozisyon sağlamadı.

Cinsiyetinin ve politik kimliğinin getirdiği bitmek bilmez engellere rağmen Avrupa’da bir üniversite kürsüsünde ders anlatan ilk kadın olan Sofia yakalandığı soğuk algınlığı ile başlayan rahatsızlığının ilerlemesi sonucu henüz 41 yaşında iken hayata veda etmiştir.

Detay için: https://www.matematiksel.org/bilimde-toplumsal-cinsiyet-mucadelesinde-sofya-kovalevskayayi-hatirlamak/

3. Emmy Amalie Noether (1882-1935)

Noether, Albert Eins­tein tarafından, “Kadınların yüksek öğrenime geç başlamalarına rağ­men önemli ve yaratıcı bir matematik dehası,” olarak nitelendirilmiş­ti. Soyut cebire katkılarıyla ve “ideal halkalardaki zincir durumları”konusundaki çalışmalarıyla ünlüydü. 1915’te fizik teorisinde, bazı yer­lerde Noether Teoremi diye bilinen, fizikteki simetrilerle kapalılık teoremi arasındaki ilişkiyi kanıtlayan bir sonuca ulaşmıştı. Genel röla­tivite teorisindeki bu temel sonuç, Einstein tarafından övgüyle karşı­lanmıştı. Noether’in değişkenler teorisi ile ilgili çalışmaları, Eins­tein ‘ın rölativite teorisinin genel kavramlarının birçoğunun formülün­de yardımcı olmuştu.

1933’te, tüm katkılarına rağmen Yahudi olduğu için, Göttingen Üniversitesi’nden kovuldu. Daha sonra Princeton’da­ki İleri Bilim Enstitüsü’nde ders vermeye başladı. yayınlarının bir çoğunu takma bir erkek ismi altında yapmak zorunda kalan Noether günümüzde çok az kişi tarafından bilinir. Oysaki Rus topolojist Pavel Alexandrov, Emmy Noether’i gelmiş geçmiş en iyi kadın matematikçi olarak tanımlamıştır.

Detay için: https://www.matematiksel.org/adini-matematik-tarihine-altin-harflerle-yazdiran-bir-kadin-emmy-noether/ 

4- Sophie Germain (1776-1831)

Çocukken Arşimet’in ölümüyle ilgili okuduğu kitaptan etkilenerek matematikçi olmaya karar veren Sophie, ailesinin bu ilgiyi uygunsuz bulmasına rağmen gizlice Newton ve Euler’in çalış­malarını okuyarak kendini geliştirmiş, sonunda ailesinin izniyle, o dönemde kadınların devam etmesinin yasak olduğu Ecole Polytechnique’ten ders notları toplayarak eğitimini kendi kendine sürdürmüştür.

Joseph-Louis Lagrange’nin analiz üzerine ders notlarını okuyan Sophie, M.Le Blanc takma ismiyle bir çalışma göndermiş ve kağıdın  orijinalliği ve içeriği Lagrange’ı yazarını aramaya itmişti. M.Le Blanc’ın bir kadın olduğunu öğrendiğinde, çalışmasına olan saygısı devam et­ti; sponsoru ve matematik danışmanı oldu oldu devamında.

Sophie Germain’in matematikteki ünlü Fermat Teoremi’nin çözümüne yaptığı katkılar bilim çevrelerince çok önemli kabul edilir. Bu çalışmalar, sayılar teorisinde kendisinden sonraki 100 yıllık gelişmelere ışık tuttu. Germain pek çok matematik yarışmasına katılmış ve makaleler yazmıştı ancak hiçbir zaman hak ettiği dereceleri elde edemedi.

Detay için: https://www.matematiksel.org/marie-sophie-germain/

5- Maria Agnesi (1718-1799)

Agnesi, diferansiyel hesaplarındaki çalışmaları ile ünlüdür. 7 yaşındayken, Latince, Yunanca ve İbranice öğrenmiş, 9 yaşına geldiğinde kadınların yüksek öğrenim haklarıyla ilgili bir söylev yayımlamıştır. Yaşıtlarının haricinde Descartes, New­ton, Leibniz ve Eulerin matematik çalışmalarını incelemişti. Ayrıca ai­lesinin gençlerini eğitmiş, babası tarafından oluşturulan bilimsel ve matematiksel toplantılarda öğretmenlik yapmıştır. İntegral hesapları, sonsuz seriler ve diferansiyel denklemleriyle ilgili­ 2 ciltlik matematik kitabı yazan Maria, bu kitabın gördüğü ilgi sonucunda Bolonya Bilim Akademisine üye olarak seçilmişti. Devamında da Bolonya’da öğretmenlik yapması için davet almasına rağmen bu çağrıyı geri çevirmiş ve babasının ölümünden sonra bilim­sel çalışma yapmaktan vazgeçmiştir. Agnesi, hayatının geri kalan 47 yılını hasta ve ölmek üzere olan kadınlara adamıştır.

6- Caroline Herschel (1750-1848)

Bir kuyruklu yıldız keşfeden ve resmi olarak bilimsel mevkide tanınan ilk kadın olan Caroline Herschel, ayrıca Kraliyet Derneği’nden ilk onursal üyelik alan kadındır. Herschel, astronomi alanına önemli katkılar sunmuştur. Çocukken geçirdiği bir hastalık nedeniyle boyu 1 29 cm uzunluğunda olan bu kadın, fiziksel kusurunu aklı ile kapatmayı tercih etti. Caroline, 1783 yılında bugün NGC2360 olarak bilinen açık yıldız kümesi de dahil pek çok nebula ve yıldız kümesi keşfetmiştir.

7-Ada Lovelace (1815-1852)

Rahat ve şatafatlı bir hayat sürme şansı varken kendini bilime adayan ünlü İngiliz şair Lord Byron’ın kızı Ada Gordon (kocasının unvanı nedeniyle Lovelace Kontesi) bilgisayar tarihinin ilk öncülerinden kabul edilir. Matematik ve bilgisayar tarihine geçmesinin nedeni, Babbage’ın “Analitik Makine” adlı ilkel bilgisayarı için yazdığı bir algoritma oldu. Analitik Makine hiçbir zaman yapılmadı ama 1940’larda ilk modern bilgisayarın gelişmesine ilham verdi.

İtalyan matematikçi Louis Menabrea’nın Analitik Makine hakkında 1842’de Fransızca yayımladığı inceleme yazısını bir İngiliz bilimsel dergisi için çeviren Ada Lovelace, kendi notlarını da bu çeviriye ekleyerek 1843’te yayımladı. Çeviriye eklediği notlarda Bernoulli sayılarının Babbage’ın makinasıyla nasıl hesaplanacağını ayrıntılı olarak verdi. Bu metot, tarihçiler tarafından dünyanın ilk bilgisayar programı olarak kabul edilmiştir. Böylece Ada Lovelace “ilk programlamacı” unvanına sahip oldu.

Detay için: https://www.matematiksel.org/bilgisayarin-anasi-ada-lovelace/ 

8- Joan Clarke (1917- 1996)

Joan Clarke’ın ismi farklı alanlarda çalışmalar yapan birçok kadın gibi bir erkeğin adının gölgesinde bırakılmıştır. Bu erkek Alan Turing’dir. Turing, II.Dünya Savaşı sırasında Nazilerin kullanmakta olduğu “Enigma” adı verilen ve savaş ile ilgili bilgileri şifreleyerek yollamaya yarayan makine üzerinde çalışmak için devlet tarafından görevlendirildiğinde, onun ekibinde yer alan Joan Clarke, Cambridge’den 1939’da iki alanda birden mezun olmasına rağmen, kadınların akademide “tam üyeliğe” kabul edilmemesi nedeniyle, başarısını bir kod kırıcı olarak gösterdi. Her ne kadar departman şefi pozisyonuna kadar yükselse de, asla bir erkekle eşit maaş alamadı ve adı unutulan dehaların arasında yerini aldı.

9- Florence Nightingale (1820- 1910)

Hemşirelik deyince akla ilk gelen isimlerden birisi, modern hemşireliğin kurucusu olarak tarihe geçen, Florence Nightingale’dir. Ancak kendisinin pek de bilinmeyen bir yönü vardır bu da onun iyi bir matematikçi ve istatistikçi olması. Babası tarafından eğitilen Florence, Yunanca, La­tince, Fransızca, Almanca, İtalyanca, tarih, felsefe ve matematik konusunda bilgili, aydın bir kadın olarak yetişti. Öğrenimini matematik alanına kaydırmak istedi ancak bu isteği ailesi tarafından hoş karşılanmadı. Zaman içinde sağlık sorunları ile ilgilenmeye başladı ancak o daha çok işin organizasyon kısmındaydı. Hastanelerdeki sağlık sorunlarının istatistiksel analizlerini yapmaya başladı. İstatistiksel analizleri savaş sonrası askerlerin sağlık sorunlarını da kapsadı. İstatistik tekniklerinin kullanılmasında gösterdiği ustalık Florence Nightingale’in 1858 yılında Royal Statistical Society’nin ilk kadın üyesi olarak seçilmesine neden oldu.

Detay için: https://www.matematiksel.org/florence-nightingale-tutkulu-bir-istatistikci/

Onlarca isim eksik kaldı bu listede, onları da bir başka yazıda hatırlatmak üzere…

Sibel Çağlar

Kaynaklar:

www.telegraph.co.uk/films/hidden-figures/female-mathematicians-who-changed-the-world/

Clifford A Pickover – Sayıların Büyüsü

www.5harfliler.com/alan-turingin-golgesindeki-kadin-joan-clarke/

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bunlara da Göz Atın

Matematik ve Adalet

2012 yılında Bilgi üniversitesinin ev sahipliği yaptığı Oyun Teorisi Dünya Kongresine, çoğumuzun Akıl Oyunları (A …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ga('send', 'pageview');