Sosyoloji

Araştırmalara Göre Zihinsel Çaba Bulaşıcıdır!

İş yerinizde ya da sosyal hayatınızda fikir üretme, odaklanma ve yaratıcılık ile ilgili sıkıntılarınız varsa sorun sizde değil, çevrenizde olabilir! Yoğun zihinsel odaklanma gerektiren bir işe dalmak üzereyseniz, konsantre olmuş çalışan birinin yanında oturmanın yardımcı olduğunu görebilirsiniz. Zihinsel çaba bulaşıcıdır. Eğer yakınınızdaki bir kişi beynini zorluyorsa, bu durum otomatik olarak sizin konsantrasyon seviyenizi de arttıracaktır. Yani, üretkenlik için ideal ortam, etrafınızdaki herkesin üretken olduğu bir ortamdır. Bu nedenle evden çalışmak yerine bir kafede çalışmayı tercih edenlere bir öneri. Müşterilerin büyük ölçüde sosyalleşmek için orada olduğu bir kafe yerine, çalışan insanlarla dolu bir kafe seçmek performansınıza katkı sağlayabilir.

Aslında başkalarının varlığının performansımızı olumlu bir biçimde etkilediği 1960’lardan beri bilinmekte. “İzleyici etkisi” olarak bilinen kavram bir şey veya bir görevi küçük bir grubun önünde yaptığımızda daha iyi performans gösterdiğimizi ileri sürüyor. Basit görevlerde, başkaları varsa, insanlar daha fazla miktarda iş üretirler. Ancak görev karmaşık olduğunda, insanlar yalnız kaldıklarında daha fazla üretme eğilimindedirler.

Durumu daha iyi anlayabilmeniz için bir örnek üzerinden gidelim. Seyircilerin varlığının bir müzisyenin performansını nasıl etkileyebileceğini düşünün. Çok sayıda ödül kazanan yetenekli bir müzisyen, seyircinin varlığıyla kendini enerjik hisseder. Böylece daha iyi bir performans sergiler. Bununla birlikte, yeni bir enstrüman öğrenmekte olan bir kişi için aynı etki geçerli değildir. Performans baskısı nedeniyle endişe artar.. Bu, tek başına iken yapmayacağı hataları yapma riski anlamını taşır. Yani, başkalarının varlığı, insanların zaten iyi bildiği görevlerdeki performansı geliştirme, ancak iyi olmadığı görevlerdeki performansı da düşürme eğilimindedir. İşte bu bulgu yakın zamanda yapılan bir araştırmayla farklı bir boyuta taşındı.

Konu İle İlgili Yapılan Bir Araştırma

Belçika’daki Vrije Universiteit’ten Kobe Desender ve meslektaşları, yukarıda aktardığımız konuyu test etmek istediler. Bunun için bir dizi deney gerçekleştirdiler. İlk deney esnasında araştırmacılar deneklerin her birine aynı bilgisayar işlemini içeren iki farklı program sundu. Görevleri basitti. Dört farklı renkte karenin gözükme ihtimali olan ekranda, iki kare belirdiği anda bir tuşa basmaları gerekiyordu. Ölçümlenen hızlı yanıt verme ve az hata yapma durumlarıydı.

Otuz sekiz katılımcı (20 kadın; ortalama yaş 22), çiftler halinde oturdu. Bilgisayar ekranının sol veya sağ tarafında renkli kareler belirdi. Dört olası kare renginden ikisi göründüğünde, ekranın solunda oturan kişinin sol eliyle ‘d’ klavye tuşuna olabildiğince hızlı basması gerekiyordu. Diğer iki olası renkli kareden biri göründüğünde, sağdaki kişiden sağ eliyle mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde ‘k’ tuşuna basması istendi.

İkiliden biri için bu kolay bir görevdi. Çünkü basması gereken tuş oturuş biçimi ve kullandığı el ile uyumluydu. Diğer kişi için de bunun tam tersi olacak biçimde bir planlama yapılmıştı. Sonuçta bu kişinin işe daha fazla konsantre olması gerekiyordu. Araştırmacılar bu deneyi iki kez yürüttüler. Birinde ikilinin birbirinin yanıtını görmesine izin verdiler. Diğerinde ise bunu engellediler. Her iki durumda da, bir kişinin görevi diğerinden önemli ölçüde daha zor olduğunda, daha kolay göreve sahip kişinin normalden daha fazla konsantre olduğu anlaşıldı.

Ortaya çıkan sonuç gerçekten toplumsal olarak bir şeyler hakkında düşünerek ve başarılı olarak birbirimizi nasıl etkileyebileceğimizi ortaya koyuyor. Bu durumda yapabileceğimiz şeylerin başında, düşünen ve üreten topluluklar içerisinde yer almanın bireysel performansımızı etkilemesi açısından büyük bir ihtiyaç olduğunu söyleyebiliriz.

Bunlara da göz atabilirsiniz

Kaynaklar ve İleri Okumalar İçin:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Yola Kadıköy Anadolu Lisesi ile başladım. Ardından gelen tesadüfler, zamanında pek de sevmediğim, matematik ile yolumu kesiştirdi. Sonucunda Marmara Üniversitesinde İng. Matematik öğretmenliğinden mezun oldum. Zaman akıp gitti; bu süreçte ben de çeşitli özel eğitim kurumlarında matematik öğretmenliği ve eğitim koordinatörlüğü yaptım. Bu esnada da bol bol matematik ile ilgili serzenişlere şahit oldum. Ne yapmalı diye düşünürken, aklıma bu site fikri geldi. 2015 yılında matematiksel.org web sitesini kurdum. Amacım bilime ve özelinde matematiğe ilgiliyi arttırmaktı. Matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarının da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Yolumuz uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu