Mozart Etkisi: Klasik Müzik Dinlemek Sizi Daha Akıllı Yapar mı?

Çocuk oyuncaklarını veya çocuklara yönelik programları incelediyseniz Mozart’ın bestelerinin oldukça popüler olduğunu muhtemel gözlemlemişsinizdir. Bunun nedenini merak ediyorsanız Mozart Etkisi adı verilen yılların şehir efsanesini öğrenmeniz gerekir.

Psikoloji tarihinde en çok yayılan moda fikirlerden biri olan Mozart etkisi, çocukların üç yaşından önce Wolfgang Amadeus Mozart’ın müziğine maruz kaldıklarında ortaya çıktığı iddia edilen beyin gelişimindeki iyileşme için kullanılan bir terimdir.

Bu fikir o kadar yaygın bir şekilde kabul gördü ki, Tennessee ve Georgia valileri kendi eyaletlerindeki her yeni doğan bebeğe ücretsiz bir Mozart CD’si sağlamak için programlara sponsor oldular. Bazı kuruluşlar da geride kalmamak için yüzlerce hastaneye ücretsiz klasik müzik kayıtları dağıttılar.

Bu eylemlerinin sonucunda yeni ebeveynin, Mozart etkisinin gerçek ve bilimsel olarak doğru bir fenomen olduğuna inanması olasıdır. Oysa ki bu fikri destekleyen herhangi bir bilimsel veri bulunmamaktadır. Ama belki de ebeveynlerin çocuklarının zihinsel gelişimiyle ilgili endişelerine hitap etmesi -ve tabii bir de çocuklar için klasik müzik ürünleri satanların her fırsatta bu inanışı körüklemeleri- nedeniyle, varsayım inatla sahnede kalmayı başarmış durumdadır.

Mozart Etkisi İle Nasıl Tanıştık?

Mozart Etkisi terimi 1991 yılında Fransız kulak, burun ve boğaz uzmanı Dr. Alfred A. Tomatis (1920–2001) tarafından icat edildi. Tomatis, belirli müzik türlerini dinlemenin belirli hedeflere ulaşılmasına yardımcı olduğunu iddia etti. Sonucunda da Mozart dinlemenin depresyon sorununa çözüm olacağını ve öğrenme güçlüğü çekenlerin yoğunlaşmasını sağlayacağını iddia etti.

İlerleyen süreçte konuya ilgi duyan bir fizikçi olan Gordon Shaw ve bir gelişim psikoloğu ve eski bir konser çellisti olan Frances Rauscher konuyla ilgili bir çalışma yaptılar. Sonuçlarını 1993 yılında Frances Nature dergisinde yayınladılar. Küçük bir grup üniversite öğrencisi (36 kişi) ile yapılan bir çalışmaya dayanarak yazılan bu makalede, klasik müziğin zihinsel beceriyi kısa süreliğine (15 dakika kadar) uyardığı yazıyordu.

Makaleye göre, öğrenciler Mozart’ı dinledikten sonra kendilerine verilen problemleri çözmede daha başarılı oluyorlardı. Ancak bu fikir başlangıçta fazla da ilgi çekmedi. İşin içine Don Campbell’in 1997 yılında yazdığı Mozart Etkisi isimli çok satan kitabı girince işler değişti.

Mozart Etkisi Salgın Haline Gelince

Zeka seviyenizi hızlıca artırmak aslında hiç bu kadar kolay olmamıştı. Bu sonuçlar insanların dikkatini çekti. Lise öğrencileri sınavlarına çalışırken Mozart dinlemeye başladılar. Dr. Rauscher bir sonraki deneyinde, Mozart’ın müziğinin farelerin labirenti öğrenme yeteneklerini artırdığını öne sürdü. Bilim insanları başka bestecilerin bestelerini de değerlendirdi. Schubert, Mendelssohn ve Yanni gibi diğer “karmaşık” müzisyenlerin yapıtlarının da Mozart’ın iyileştirme etkisini yarattığı keşfedeceklerdi.

Ama asıl patlama Mozart dinlemenin bebeklerin zeka düzeyini artırdığına dair söylentiler çıkınca gerçekleşti. Genç dahiler yaratma heveslisi hırslı anne-babalar Mozart çılgınlığına kapıldı. “Bebekler için Mozart” CD’leri müzik listelerinin zirvesine fırladı. Mozart’ın müziği doğumhanelerde çalınmaya başlandı.

Ama ilginç olan şey, Mozart’ın müziğini dinleyerek bir bebeğin zekasının gelişeceğini öne süren tek bir deneyin bile yapılmamış olmasıydı. Klasik müziğin bebekleri daha zeki yaptığı düşüncesi gazeteler, der­giler ve kitaplarda sayısız kez tekrar edildi. Hala devam ediliyor. Tabi ki bu, üreticilerin konu ile ilgili materyalleri pazarlaması sayesinde oluyor. Günümüzde hala bu fenomene inanan binlerce kişi mevcut ki mevcut ürünler pazarda hala yerini koruyabiliyor.

Mozart Etkisi’ne karşı uyanan bu muazzam ilgi, bilim camiasının da bu olguyu daha yakından incelemesine yol açtı. Sonucunda 1999 yılında bir başka araştırmada Mozart Etkisi olarak adlandırılan yaklaşık 40 çalışma ele alınacaktı. “Mozart Effect-Shmozart Effect” başlıklı bu meta analiz, klasik müziğin zekayı geliştirdiğini gösteren sıfır kanıt olduğunu buldu.

Sonuç Olarak;

Yapılan çalışmalar, “Mozart etkisi” kavramını geçersiz kılsa da, aynı şeyin müzik eğitimi için geçerli olmadığını hatırlatalım. Çocuğunuza klasik müzik dinletmek muhtemelen beyin gelişimine katkı sağla­mayacak olsa da, başka bir şey bunu gerçekleştirir. Bir müzik enstrümanı çalmayı öğrenen çocuklar, enstrüman çalmayı öğrenmeyenlere kıyasla daha gelişmiş bir mekânsal akıl yürütme yeteneğine sahip olur. Kısacası evinizi müzikle doldurmak gerçekten de çocuğunuzun zekasına katkı sağlar. Ama bunun için sadece pasif tüketiciler olmakla kalmayıp, aktif üreticiler haline gelinmesi gereklidir. Ancak yine de klasik müzikten hoşlanıyorsanız, çocuğunuza dinletmenizin, devamında mucizevi bir gelişim beklemediğiniz sürece bir zararı yok elbette.



Kaynaklar ve ileri okumalar:

  • The Mozart Effect myth: research finds music doesn’t make you smarter. Yayınlanma tarihi: 12 Aralık 2013. Bağlantı: https://www.theverge.com/
  • Nine Stubborn Brain Myths That Just Won’t Die, Debunked by Science. Yayınlanma tarihi: 12 Aralık 2011; Bağlantı: https://lifehacker.com/

Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu