Psikoloji

Jason Padgett Saldırı Sonucu Matematik Dehasına Nasıl Dönüştü?

2002 yılında, Jason Padgett bir karaoke barının dışında iki kişi tarafından vahşice saldırıya uğradı. Bu saldırı, onda ciddi bir beyin sarsıntısı ve travma sonrası stres bozukluğu bıraktı. Ancak aynı olay, Padgett’ı dünyayı geometrinin merceğinden gören bir matematik dehasına da dönüştürdü.

13 Eylül 2002 Cuma gecesi, Washington eyaletinin Tacoma şehrinde Jason Padgett bir karaoke barından sendeleyerek çıktı. Geceyi arkadaşlarıyla içki içerek geçirmişti ve oldukça sarhoştu—öyle ki durumu çevresindekilerin dikkatinden kaçmamıştı. Karanlıkta bekleyen iki saldırgan onu izliyordu. Kolay bir hedef arıyorlardı ve Jason tam da aradıkları kişiydi.

Saklandıkları yerden çıkan adamlar arkadan yaklaştı. İçlerinden biri ensesine sert bir darbe indirdi ve Jason dizlerinin üzerine yığıldı. Ardından saldırganlar onu tekmeleyip yumruklayarak cüzdanını ve deri ceketini alıp gecenin karanlığına karıştı.

Jason Padgett’a yapılan saldırı hızlı ve acımasızdı. Neyse ki hemen karşıda bir hastane vardı. Sendeleyerek acil servise ulaştı ve sağlık görevlileri tarafından hemen müdahale edildi. Yapılan ilk incelemede beyin sarsıntısı geçirdiği ve böbreklerinde ezilme olduğu belirlendi.

Kendisine ağrı kesiciler verildi ve dinlenmesi için eve gönderildi. Aslında oldukça şanslıydı; sonuç çok daha kötü olabilirdi. Ancak bu saldırının etkileri yalnızca fiziksel değildi.

O geceye kadar Jason oldukça sosyal biriydi; neredeyse her akşam arkadaşlarıyla dışarı çıkar, içki içer ve eğlenirdi. Sabahları işe çoğu zaman ağır bir akşamdan kalmışlıkla gider, ardından hazırlanıp yeniden dışarı çıkardı.

Jason Padgett’in Hikayesi Fraktal Geometri İle Değişti

Artık Jason’ın eğlenmeye pek ilgisi kalmamıştı. Hatta evden çıkmaktan bile korkuyordu. Pencerelerden içeri giren güneş ışığına dahi tahammül edemiyor, bunu engellemek için camları battaniye ve havlularla kapatıyordu.

Ancak tüm bu travmanın ortasında, Jason’ın açıklayamadığı başka bir şey daha oluyordu. Gördüğü her şey hafifçe pikselleşmiş gibiydi; sanki düşük çözünürlüklü bir video oyununun içindeymiş gibi. Bu etkiyi bulutlarda, musluktan akan suda, yerdeki su birikintilerinde fark ediyordu. Özellikle eğri yüzeylere baktığında bu durum daha belirgin hâle geliyordu.

Bu yeni görsel deneyimleri anlamak isteyen Jason, internette araştırma yapmaya başladı. Bu süreç onu matematik ve fizik dünyasının derinliklerine sürükledi. İlginç olan, daha önce zorlandığı bu alanlardaki kavramları—hatta ileri düzey olanları bile—anlayabiliyor olmasıydı.

Bu durum onu şaşkına çevirmişti. Çünkü okul yıllarında matematik onun için hep zor olmuş, temel cebirin ötesine geçememiş ve bu dersi çoğu zaman “gereksiz” olarak nitelendirmişti.

Özellikle fraktallar hakkında okudukları onu derinden etkiledi. Bir akşam kızıyla televizyon izlerken, kızı ekrandaki görüntülerin nasıl oluştuğunu sordu. Jason daha önce bunu hiç düşünmemişti; ancak ekranın aslında küçük kare ve dikdörtgenlerden oluştuğunu anlattı.

Jason aslında sadece televizyonu değil, gerçek dünyayı tarif ediyordu. Ancak matematiksel bir eğitim almadığı için gördüklerini ifade edecek bir dile sahip değildi. Bu eksikliği gidermek için çizmeye başladı. Kendi elleriyle karmaşık geometrik şekiller ve diyagramlar oluşturuyor, bunların evreni açıkladığına inanıyordu. İlham geldiğinde kaçırmamak için defterini ve kalemlerini her yere yanında taşıyordu.

Jason Padgett’in Dünyası Neden Geometrik Şekillerden Oluşuyordu?

Bir gün alışveriş merkezinde oturmuş çizim yaparken yanına bir adam yaklaştı. Çizimlerine bakmak istedi. Bir süre inceledikten sonra, çizimin matematiksel açıdan son derece doğru olduğunu söyledi.

Jason, çizimini elinden geldiğince açıklamaya çalıştı. “Planck uzunluğu ve kuantum kara deliklere dayanarak uzay-zamanın ayrık yapısını tarif etmeye çalışıyorum,” dedi. Bu sözler karşısında adam kaşlarını kaldırdı. Çünkü o da bir fizikçiydi ve Jason’ın çizimindeki ileri düzey matematiği hemen fark etmişti. Jason’ın herhangi bir resmi eğitim almadığını öğrenince oldukça şaşırdı ve en azından bu bilgilerin teorik temelini öğrenmesi için ders almasını önerdi.

Jason Padgett birkaç gün içinde yerel bir koleje kaydoldu. Bu karar hayatında önemli bir dönüm noktası oldu. Sadece fikirlerini daha iyi ifade edebilmesini sağlamakla kalmadı, aynı zamanda kafa travmasının yol açtığı obsesif kompulsif bozukluk gibi sorunlar için tedavi aramasına da vesile oldu. Daha sonra hayat hikayesini Struck by Genius isimli kitapta kaleme aldı.

Ancak burada asıl soru şudur: Bir beyin sarsıntısı, Jason Padgett gibi sıradan birini nasıl bir anda matematiksel bir dehaya dönüştürebilir?

Jason Padgett’ın beyni gerçekten özel miydi?

Bu durum Edinilmiş Savant Sendromu olarak adlandırılır. Örneğin Derek Amato, bir havuz kazasında bilincini kaybettikten sonra olağanüstü bir müzik bestecisi hâline gelmiştir.

New York’ta yaşayan doktor Tony Cicoria, yıldırım çarpmasının ardından başarılı bir piyanist ve besteci olmuştur. Alonzo Clemons, küçük yaşta geçirdiği ağır beyin hasarı sonucu gelişimsel sorunlar yaşasa da olağanüstü bir heykel yeteneği kazanmıştır.

Daniel Tammet karmaşık çarpma ve bölme işlemlerini hiç çaba harcamadan kafasından yapabiliyor. On bine kadar herhangi bir sayının asal olup olmadığını derhal size söyleyebiliyor.

Orlando Serrell, başına aldığı darbeden sonra karmaşık takvim hesaplamaları yapabilme yeteneği geliştirmiştir. Jason Padgett gibi Adam G. Lopez de matematikte üstün bir yetenek kazanmış, ayrıca robotik ve programlama alanlarında ileri beceriler edinmiştir. Bu örnekler yalnızca birkaçıdır.

Miami Üniversitesi’nden filozof Berit Brogaard, Jason Padgett ve benzer vakaları fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) yöntemiyle inceledi. Padgett’ın durumunda, sinestezi adı verilen bir olgunun rol oynayabileceği düşünülmektedir. Bu durumda duyular birbiriyle “çapraz bağlanır”. Örneğin kişi sesleri renk olarak algılar ya da kelimeleri dokunsal bir his gibi deneyimler.

Padgett’ın beyin görüntüleri, matematiksel becerilerle ilişkili sol yarımkürede yoğun bir aktivite olduğunu göstermektedir. Ancak en dikkat çekici aktivite, farklı duyulardan gelen bilgilerin birleştirildiği sol parietal kortekste gözlemlenmiştir. Bu değişimlerin kalıcı olup olmadığı ise henüz kesin olarak bilinmemektedir.

Bu tür yetenekler aslında hepimizin içinde mi saklı?

Bu tür yetenekler aslında hepimizde potansiyel olarak var. Ancak beynimiz farklı bölgeler arasında gerekli bağlantıları kurmaz. Çünkü çoğu zaman buna ihtiyaç yoktur.

Ayrıca bu “süper güçleri” istemeden önce önemli bir noktayı göz önünde bulundurmak gerekir: Savant yetenekleri genellikle ciddi bedellerle birlikte gelir. Padgett’ın durumunda bu bedel travma sonrası stres bozukluğu ve obsesif kompulsif bozukluktu. Diğer vakalarda ise şizofreni, öğrenme güçlükleri ya da şiddetli baş ağrıları gibi ağır sorunlar görülebilmektedir.

Buna rağmen Jason Padgett, sahip olduğu bu yeni yeteneklerden vazgeçmek istemezdi. Karaoke barı önünde yaşanan saldırıdan yıllar sonra, saldırganlardan biri olan Brady Simmons ona bir özür mektubu gönderdi. Padgett’ın buna yanıt verip vermediği bilinmiyor. Ancak eğer verdiyse, muhtemelen teşekkür etmiş olabilir.

Bir röportajında şöyle demişti: “Bunun ne kadar iyi hissettirdiğini tarif edemem. Her yerde güzellik görüyorum. Sanki matematiksel bir uyanış yaşıyorum ve etrafımızdaki her şey büyüleyici—neredeyse sihir gibi.”


Kaynaklar ve ileri okumalar:

  • The violent attack that turned a man into a maths genius; Yayınlanma tarihi: 8 Temmuz 2020; Bağlantı: https://www.bbc.com/
  • A Beautiful Mind: Brain Injury Turns Man Into Math Genius; yayınlanma tarihi: 5 Mayıs 2014; Bağlantı: https://www.livescience.com/

Size Bir Mesajımız Var!

Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Bunlar da ilgini çekebilir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir