Sosyoloji

Sosyal Kolaylaştırma: Başkalarının Varlığı Performansı Nasıl Etkiler?

Spor yapmanız gerektiğini biliyorsunuz, sonra bu bilginiz ile bir karar alıp haftada üç gün yürüyüş yapmaya başlıyorsunuz. Sonra siz yürüyüş yaparken yanınızdan son sürat hız ve azim ile insanlar koşuyor. Size tur bindirmeye başlıyorlar. Mahcup bir şekilde yürümeye devam ediyorsunuz ancak onlar size tur bindirdikçe, size biraz da küçümser gözlerle bakıyorlar. Sonra bu izlenme etkisinin oluşturduğu baskı ile ya yürüyüşten vazgeçiyorsunuz ya da siz de koşmaya çalışıyorsunuz. Performansınız insanlar ile beraber çalışırken değişiyor. Sonuçta sosyal varlıklar olduğumuz için, başkalarının sadece varlığı bile belirli durumlarda performansımızı artırabilir. Bu durum Robert Zajonc’un sosyal kolaylaştırma (social facilitation) olarak adlandırdığı bir fenomendir.

Sosyal kolaylaştırma, psikolog Norman Triplett’in 1898’de sosyal psikoloji tarihinin ilk deneyi olarak kabul edilen bir çalışmaya dayanmaktadır. Triplett, sosyal kolaylaştırmanın performans üzerindeki etkilerini anlamak üzerine yapacağı deney için bisiklet sporcularını seçti. Sonunda bisikletçilerin diğer bisikletlilerle yarışırken, yalnızca saate karşı yaptıkları yarışa kıyasla daha yüksek hızlar elde ettiklerini buldu. Triplett’in çalışmasından sonra, diğer araştırmacılar da başkalarının varlığının performansı nasıl etkilediğini araştırmaya başladı. 1920’de Floyd Allport, sosyal kolaylaştırma terimini kullanan ilk psikolog oldu. Bununla birlikte, sosyal kolaylaştırma ile ilgili araştırmalar çelişkili sonuçlara yol açtı. Çalışmalarda bazen sosyal kolaylaştırma meydana geldi, bazen de insanlar bir görevde başka biri tarafından izlendiklerinde daha kötü performans gösterdi.

Sosyal Kolaylaştırma Her Zaman Olur mu?

İlerleyen süreçte Robert Zajonc sosyal kolaylaştırmanın kuşlar, balıklar ve hatta böcekler için de geçerli olduğunu bildirdi. Psikoloji tarihindeki en yaratıcı çalışmalardan biri Zajonc, iki meslektaşı ve hamamböcekleri arasında gerçekleşti. Deneyin ilk kısmında hamamböcekleri bir labirentte tek başlarına dolaştılar. İkinci kısmında ise hamamböcekleri labirentte dolaşırken diğer hamamböceği arkadaşları tarafından izlendiler. İki grup birbirleri ile karşılaştırıldıklarında, ikinci durumdaki hamamböceklerinin labirenti önemli ölçüde daha hızlı geçtiği ve daha az hata yaptığı gözlemlendi.

Hamamböcekleri seyirci tarafından izlendiğinde daha hızlı koştu (Tarakan4ik / Shutterstock)

Ancak bizler hamamböceği değiliz, bu nedenle başkalarının davranışımız üzerindeki etkisi her zaman olumlu değildir. Sosyal kolaylaştırma yalnızca kolay bulduğumuz görevlerde ortaya çıkarken, sosyal bozulma yani performansın başkalarının varlığında kötüleşmesi zor bulduğumuz görevlerde meydana gelir. Başkalarının yanında zor bir şarkıyı söylemeye çalıştıysanız bunun nasıl bir etki olduğunu anlarsanız. Biz insanlar her şeyi aşırı düşünme ve duygusallaştırma eğilimindeyiz. Bu nedenle, çoğu zaman tanıdığımız birinin önünde performans sergilediğimizde bizi yargılayacağı kaygısına kapılırız. Daha spesifik olarak, alay edilme korkusuyla performans göstermekten, konuşmaktan ve hatta seçmelere katılmaktan korkarız.

Sosyal Kolaylaştırmanın İki Ayrı Ucu

1983’te yayınlanan bir makalede, araştırmacılar Charles Bond ve Linda Titus sosyal kolaylaştırma çalışmalarının sonuçlarını incelediler ve Zajonc’un teorisine destek buldular. Basit görevlerde, başkaları varsa, insanlar daha fazla miktarda iş üretirler. Ancak görev karmaşık olduğunda, insanlar yalnız kaldıklarında daha fazla üretme eğilimindedirler.

Durumu daha iyi anlayabilmeniz için bir örnek üzerinden gidelim. Seyircilerin varlığının bir müzisyenin performansını nasıl etkileyebileceğini düşünün. Çok sayıda ödül kazanan yetenekli bir müzisyen, seyircinin varlığıyla kendini enerjik hissedebilir ve iyi bir performans sergileyebilir. Bununla birlikte, yeni bir enstrüman öğrenmekte olan bir kişi için aynı etki geçerli değildir. Performans baskısı nedeniyle endişeli veya dikkati dağılmış olabilir. Tek başına iken yapmayacağı hataları yapabilir. Başka bir deyişle, sosyal kolaylaştırmanın meydana gelip gelmediği, birinin göreve olan aşinalığına bağlıdır. Başkalarının varlığı, insanların zaten iyi bildiği görevlerdeki performansı geliştirme, ancak iyi olmadığı görevlerdeki performansı da düşürme eğilimindedir.

İşin İçine Sosyal Aylaklık Karışırsa

Teori insanların grubun bir parçası olma durumunda belli görevler için daha az çaba gösterebilecekleri fikridir. Sosyal aylaklık ve sosyal kolaylaştırma farklı koşullar altında gerçekleşir. Sosyal kolaylaştırma, diğer insanlar gözlemci veya rakip olduğunda nasıl davrandığımızı açıklar. Bununla birlikte, diğer insanlar ekip arkadaşlarımız olduğunda, sosyal aylaklık daha az çaba gösterebileceğimizi (potansiyel olarak grubun çalışmasından daha az sorumlu hissettiğimiz için) ve bir görevdeki performansımızın düşebileceğini gösterir.

Kaynaklar

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum ve İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde akademik görevimi sürdürüyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor.. (Instagram veya Facebook hesabım yoktur. Fotoğrafımı ve adımı kullanarak sahte hesap açıldığını öğrendiğim için bu bilgiyi belirtmek durumundayım.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler