Psikoloji

Sosyal Kolaylaştırma: Başkalarının Varlığı Performansı Nasıl Etkiler?

Kalabalık bir ortamda neden bazen tek başımıza olduğumuzdan daha iyi performans gösteririz? Bunun yanıtı sosyal kolaylaştırma etkisinde gizli.

Evde çalışırken bir türlü odaklanamazken, kalabalık bir kafede ya da kütüphanede kendinizi daha üretken hissettiğiniz oldu mu? Saatlerce masanın başında oturup çok az iş çıkarırken, çevrenizde başkaları olduğunda daha kolay çalışmaya başladığınızı fark etmiş olabilirsiniz.

Psikolojide bu tür durumları açıklamak için sosyal kolaylaştırma kavramı kullanılmaktadır. Sosyal kolaylaştırma, başka insanların gerçek ya da algılanan varlığının kişinin performansını artırması anlamına gelir. Başka bir deyişle, çevremizde insanların bulunması bazen bizi daha dikkatli, daha hızlı ya da daha istekli çalışmaya yöneltecektir.

Üstelik bunun için yanımızdaki insanların bizimle aynı işi yapması gerekmez. Bir kütüphanede sessizce çalışan insanları görmek, bir spor müsabakasında seyircilerin önünde yarışmak ya da yalnızca birilerinin performansımızı izlediğini bilmek bile davranışımızı değiştirir.

Bu etki uzun zamandır psikologların ilgisini çekiyor. Çünkü başkalarının varlığının performansımızı nasıl değiştirdiğini anlamak; çalışma ortamlarından spor müsabakalarına, sahne performansından günlük yaşamımıza kadar pek çok durumu açıklamaya yardımcı oluyor.

Sosyal Kolaylaştırma Fikri Nasıl Ortaya Çıktı?

Bu araştırmaların başlangıcı 19. yüzyılın sonlarına kadar uzanır. Amerikalı psikolog Norman Triplett, 1898 yılında bisiklet yarışlarının sonuçlarını incelerken ilginç bir durum fark etti. Bisikletçiler, yalnızca kendi derecelerini geliştirmeye çalıştıkları yarışlara kıyasla başka sporcularla birlikte yarıştıklarında genellikle daha yüksek performans gösteriyordu.

Triplett daha sonra bu fikri laboratuvar ortamında sınamaya çalıştı. Çocuklardan bir makaraya bağlı ipi olabildiğince hızlı sarmalarını istedi. Bazıları görevi tek başına, bazıları ise başka bir çocukla birlikte yaptı. Sonuçlar bütün katılımcılarda aynı etkiyi göstermese de çalışma, başkalarının varlığının bireysel performansı değiştirebileceği fikrini psikolojiye taşıdı.

Psikolog Floyd H. Allport, 1924 yılında bu tür etkileri tanımlamak için “sosyal kolaylaştırma” terimini kullandı. İlk araştırmacılar özellikle aynı işi yapan bireylerin birbirlerini nasıl etkilediği üzerinde durdu. Psikologlar daha sonra bu duruma ortak eylem etkisi adını verdi.

Triplett deneyi

Araştırmalar yalnızca insanlarla sınırlı kalmadı. Bazı deneylerde karıncaların başka karıncalarla birlikteyken daha fazla kum kazdığı, armadilloların ise çevrelerinde başka armadillolar bulunduğunda daha fazla yemek yediği görüldü. Bu çalışmalar, başka bireylerin varlığının davranışı değiştirmesinin yalnızca insanlara özgü olmayabileceği fikrini güçlendirdi.

Araştırmacılar zamanla başka bir durumun da önemini fark etti: Kişinin yanında aynı işi yapan biri bulunmasa bile yalnızca bir izleyici performansı değiştirebiliyordu.

John Dashiell, 1930’larda yaptığı deneylerde yetişkinlerin seyirci karşısında matematik işlemlerindeki performanslarını inceledi. Böylece psikologlar ortak eylem etkisinin yanında seyirci etkisini de sosyal kolaylaştırma araştırmalarının önemli bir parçası olarak ele almaya başladı.

Başkalarının Varlığı Neden Bazen İşe Yarar, Bazen Yaramaz?

Araştırmalar ilerledikçe önemli bir sorun ortaya çıktı. Başkalarının varlığı bazı deneylerde performansı artırırken bazılarında düşürüyordu. Robert Zajonc, 1960’larda bu çelişkiyi açıklamak için etkili bir model geliştirdi.

Zajonc’a göre çevremizde başka insanların bulunması uyarılma düzeyimizi artırır. Artan uyarılma ise en güçlü, en alışılmış ya da en iyi öğrendiğimiz tepkiyi ortaya çıkarma eğilimimizi yükseltir. Bu nedenle iyi bildiğimiz bir işi başkalarının önünde daha iyi yapabiliriz. Buna karşılık yeni öğrendiğimiz veya karmaşık bir görevde aynı uyarılma performansımızı bozar.

Sosyal Kolaylaştırma: Başkalarının Varlığı Performansı Nasıl Etkiler?

Örneğin deneyimli bir futbolcu binlerce kez çalıştığı bir hareketi dolu tribünler önünde daha hızlı ve kararlı biçimde gerçekleştirebilir. Ancak henüz öğrenmeye çalıştığı karmaşık bir hareketi aynı baskı altında yapmakta zorlanacaktır.. Benzer durum müzisyenler, oyuncular, sunum yapan kişiler ve topluluk önünde konuşanlar için de geçerlidir.

Gerçek hayattaki veriler de tablonun bundan daha karmaşık olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar bir çalışmada 8950 NBA maçını inceleyerek seyirci sayısıyla takım performansı arasındaki ilişkiyi araştırdı. Başlangıçta güçlü takımların kalabalık seyirci karşısında daha iyi, favori olmayan takımların ise baskı nedeniyle daha kötü oynayacağını düşünüyorlardı.

Favori takımlar beklendiği gibi kalabalık karşısında daha iyi performans gösterdi. Ancak favori olmayan takımlar da seyirci sayısı arttıkça kötüleşmedi; tam tersine bazı koşullarda daha iyi oynadı.

Özellikle kendi sahalarında oynayan favori olmayan takımlarda kalabalıkla performans arasında olumlu bir ilişki ortaya çıktı. Araştırmacılar, seyircinin yarattığı baskının bu takımları yıldırmak yerine daha fazla çaba göstermeye teşvik etmiş olabileceğini düşündü.

Sonuç Olarak

Bu sonuç, sosyal kolaylaştırmanın tek bir mekanizmayla açıklanamayacağını gösteriyor. Rekabet, motivasyon, değerlendirilme hissi, dikkat ve deneyim düzeyi aynı anda devreye girebilir.

Dolayısıyla çevremizde başkalarının bulunması bizi otomatik olarak daha başarılı yapmaz. Asıl önemli olan, onların varlığının yaptığımız işle ve o işe ne kadar hâkim olduğumuzla nasıl etkileşime girdiğidir.


Kaynaklar ve ileri okumalar için

  • Scott O. Lilienfeld, Steven J. Lynn; Psychology: From Inquiry to Understanding; ISBN:  0134552512
  • What Is Social Facilitation? Definition and Examples; Bağlantı: https://www.thoughtco.com
  • Triplett, N. (1898). The dynamogenic factors in pacemaking and competition. The American journal of psychology9(4), 507-533.
  • Cottrell, Nickolas & Wack, Dennis & Sekerak, Gary & Rittle, Robert. (1968). SOCIAL FACILITATION OF DOMINANT RESPONSES BY THE PRESENCE OF AN AUDIENCE AND THE MERE PRESENCE OF OTHERS.. Journal of Personality and Social Psychology. 9. 245-250. 10.1037/h0025902.

Size Bir Mesajımız Var!

Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Matematiksel Editör

Matematiksel Editör, farklı dönemlerde çeşitli yazarların katkısıyla hazırlanan arşiv içeriklerinin yönetimi için kullanılan kurumsal profildir. Bu hesap tek bir kişiyi temsil etmez.

Bunlar da ilgini çekebilir