Erik Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı ve Kendi Ayakları Üzerinde Duran Çocuk Yetiştirme

Çocuk yetiştirme konusunda hassas davranan ve bu nedenle kendinizi geliştirmek için çeşitli kaynaklardan faydalanan bir ebeveynseniz, Erik Erikson adının çocuk gelişimi ile ilgili kitaplarda sık olarak karşınıza çıktığını fark edeceksiniz. Erikson, çocuk psikanalizinde uzmanlaşmış ve en çok psikososyal gelişim teorisi ile tanınan bir gelişim psikoloğuydu.

Bu yazıda, başlıkta belirtilen “kendi ayakları üzerinde durabilen bir çocuk yetiştirmek” konusunu, onun kuramından faydalanarak açacağız. Ufak bir farkla, “kendi ayakları üzerinde durmak” ifadesini deyim anlamıyla değil, gerçek anlamıyla kullanarak… Keyifli okumalar!

Erik Erikson Kimdir?

Erik Erikson yaşam boyu gelişim psikolojisinin babası olarak kabul edilmektedir. Bunun nedeni, ergenliğin ötesindeki her şeyi tek bir aşama olarak ele almak yerine, yaşam boyunca gelişimi izleyen bir teori öneren ilk psikolog olmasıydı. Aslında kuramını biraz da kendi yaşantısını temel alarak ortaya koymuştu.

1902’de Almanya’da Danimarkalı bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Büyürken adı Erik Homburger’di. Erik doğmadan önce ayrılan biyolojik babasını hiç tanımadı. Annesi ise ilerleyen yıllarda doktoru ile evlendi. Erikson kısmen Yahudiydi, ancak görünüşü, sarı saçları, mavi gözleri ile daha çok Kuzeylilere benziyordu. Bu yüzden yirminci yüzyılın başlarında Almanya’daki her iki alt kültüre de uyum sağlamakta zorlanıyordu.

Erikson, Sigmund Freud’un fikirlerini esasen doğru kabul ediyordu. Bununla birlikte, Erikson, cinsellik üzerindeki içgüdüler ve bilinçdışı çatışmalara odaklanmak yerine, birey ile toplum ve kültür arasındaki ilişkilerle ve bu ilişkilerin kimliğin gelişimini nasıl etkilediğiyle çok daha fazla ilgilendi.

Freud, benliğin gelişiminin bir dizi aşamada gerçekleştiğini, ancak son aşamanın ergenlik döneminde başladığını öne sürmüştü. Erikson ise psikolojik gelişimin on iki veya on üç yaşında durmadığını kabul ederek, doğumdan yaşlılığa uzanan sekiz ayrı aşama önerdi. Erikson’a göre herkes evrensel ve değişmez bir sırayla bu aşamalardan geçer.

Her aşama, hem o aşamada öğrenilmesi gerekenleri hem de öğrenememenin sonucunun ne olacağı belirtilerek isimlendirilir. Bu çözümlemedeki başarı veya başarısızlık ise sonraki aşamalarda olanları etkileyecektir. Krizin belirli bir aşamada çözülememesi, kişinin sonraki tüm aşamalarda ilerlemesini tehlikeye atacak bir zayıflığa veya uyumsuzluğa yol açacaktır. Şimdi, sekiz dönemden birine değineceğiz.

Psikososyal Gelişim Kuramı ve Evreleri

Yaş aralıkları farklılık gösterse de psikososyal gelişim evreleri

Özerkliğe Karşı Utanç ve Kuşku (1-3 yaş)

Bu dönem, çocuğun kendi kas sistemini kontrol altına almaya çalıştığı dönemdir. Bu kontrol mekanizması çocuğun tutma ve bırakma, bazı zamanlarda sıkıca tutma ya da fırlatarak bırakma gibi yaklaşımlar sergilemesine neden olur. Dönemin en önemli iki olayı tuvalet eğitimi ve yürümedir. Freud, bu evrede çocuğun tuvalet eğitiminde anne tutumunun çocuğun sonraki dönemleri için saplantılar oluşturabileceğine değinmiştir.

Erikson ise çocuğun yürüme özelliğine odaklanmıştır. Yürüme, anne babadan bağımsız olmak için ilk harekettir. Çocuk yürüyerek ebeveyninin onu götürdüğü yere değil de kendi istediği yere gider ya da istemediği yerden uzaklaşır.

Çocuk: “Ben anne babamdan ayrı bir varlığım!” diye düşünerek özerklik duygusunu geliştirir. Bu duygunun ilk yansıması da inatçılıktır. Söylenenlerin tam tersini yapma, ebeveynin otorite oluşunu kabullenmeme anlamına gelir. Özerklik duygusunun kazanılmasındaki temel etken, bağımsız fiziksel hareketlerde bulunabilmedir. Ebeveynler ve bakıcılar, yürümeye başlayan çocuğun çevresini keşfetmesine ve üzerinde hareket etmesine izin verirse, çocuk bir özerklik ve bağımsızlık duygusu geliştirecektir.

Kendi Ayakları Üzerinde Durabilen Bir Çocuk Nasıl Yetiştirilmelidir?

çocuk yetiştirme, Psikososyal Kişilik Kuramı

Koruyucu olmak düşüncesiyle “işte düştü!” “işte düşecek!” “kendi başına gidemez oraya kadar” “yorulacak şimdi” “zıplamasın, başımıza iş alacağız aman!” diyerek çocuğun aslında kendine güven ve bağımsızlık geliştireceği sayılı alanlar olan tuvaletini yapmak, yürümek, koşmak, zıplamak gibi hareketlerini engellemiş ve ona hiç dillendirilmemiş bir “Sen bunları biz olmadan yapamazsın.” mesajı vermiş oluruz.

Ebeveynlerin bu evrede fiziksel hareketi mümkün olduğunca kısıtlamaması gerekir. Eğer ortamda panik bir anne varsa kısıtlayıcı davranışlarıyla çocuğun kuşku duymasına yol açar. Sonucunda çocuk tek başına hareket edebileceğinden kuşku duyar. Bu durum defalarca tekrarlandığında ise çocuk ileride bağımsız karar alamayan, sorumluluktan kaçınan birine dönüşür. Sonrasında da çevresindeki insanlara karşı şüpheci olur.

Bu dönemde özerk davranışlar sergileyen çocuk, aynı zamanda yetişkinin istek ve gücünün ve toplumsal beklentilerin farkına varır. Bu nedenle çocuk, doğru ya da uygun olmayan bir davranışını birisi fark ettiğinde utanç duyar.

Sonucunda çocuk, kimsenin kendisini görmediğinden emin olduğunda istediği şekilde davranmaya yönelecektir. Çocuğa kendini kontrol etme bilinci kazandırılırken özsaygısının korunması sağlanmalıdır. Fikrimizce, ileride kendi ayakları üzerinde duran bir çocuk yetiştirmek için yürümeye başladığı o ilk andan itibaren çocuğun gerçek anlamda ayakları üzerinde durmasına izin verilmesi gerekir.



Kaynaklar ve ileri okumalar


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Gamze Dönmez

Okumayı pek çok eyleme tercih eden, araştırmayı, öğrenmeyi, öğretmeyi ve yeniden öğrenmeyi önemseyen, amatör olarak öykü yazarlığı yapan, Türkçeyi çok seven bir ilköğretim matematik öğretmeniyim. Öğrenme psikolojisi, gelişim psikolojisi, olasılık, geometri ve mantık çokça dikkatimi çeken alanlardan. Merak uyandırıp geri çekilmenin merak gidermekten daha değerli olduğunu düşünüyorum. Bilimin, bilmenin ve bilenin gücüne inanıyorum. Paylaşmak güzeldir!
Başa dön tuşu