Geleceğe Hazırlamak İçin Öğretilmesi Gereken 21. Yüzyıl Becerileri

Eğitimciler olarak, öğrencilerimizi etraflarında var olan ‘gerçek dünyaya’ hazırlamak için sürekli çaba gösteriyoruz. Onlara okumayı, yazmayı ve hesap yapmayı öğretiyoruz. Okul yaşantılarının devamında onları üretken ve başarılı bir yaşam sürmeye hazırlamak istiyoruz. Ama gelecekte öğrencilerimizi neler bekliyor?

Yirmi yıl önceki eğitimciler, bugünlerde hangi becerilere ihtiyaç duyacağımızı biliyorlar mıydı? Pek olası değil ama yine de bizleri bu dünyaya hazırlamak için ellerinden geleni yapmak zorundaydılar. Günümüzde eğitimciler hala aynı karmaşık görevle yüzleşiyor. Öğrencilerini bilinmeyen bir geleceğe hazırlamaya çalışıyor.

Gelecekte öğrencilerimizi tam olarak neyin beklediğini bilemeyebiliriz. Ancak oraya vardıklarında hangi becerilere ihtiyaç duyacaklarını bilme avantajına sahibiz. Harvard Üniversitesi’nden Tony Wagner, 21. yüzyıl için gereken 7 hayatta kalma becerisini ortaya çıkarmak için bir çalışma yaptı. Bulgularını aşağıda inceleyelim.

Çocuklara öğretmemiz gereken 21. yüzyıl becerileri

Geleceğe Hazırlamak İçin Öğretilmesi Gereken 21. Yüzyıl Becerileri

1- Eleştirel düşünme ve problem çözme becerisi

Öğrencilerin sorunları farklı açılardan görme ve kendi çözümlerini formüle etme becerilerini geliştirmeleri gerekmektedir. Kariyerleri için seçtikleri alan ne olursa olsun, hızlı düşünme ve hareket etme yeteneği gelecek için vazgeçilmez bir araçtır. Bunu başarabilmek için eğitimciler öğrencilere kendi başlarına bir şeyler çözmeleri gereken durumlar sunmalıdır. Ancak çocuklara soracağımız problemler ideal olarak birden fazla çözüme uygun olmalıdır. Bu bağlamda test kitapları üzerinden ders işleyerek öğrencileri geleceğe hazırlamamız mümkün değildir. Gerek beşeri gerekse de ekonomik gelişim için itiraz eden, farklı düşünen yeni nesillere ihtiyacımız var.

2. Hayatın farklı katmanları arasında işbirliği kurma becerisi

İnsanlık tarihinin en büyük insan hareketiyle karşı karşıyayız. Hem ülkeler içinde hem de ülkeler arasında müthiş bir göç hareketi var. Doğduğu kültürde yaşayanların sayısı hızla azalıyor. Bütün bu insan hareketliliği içinde hayatın farklı katmanlarından gelen bireylerin huzur içinde bir arada yaşaması, ortak amaçlar için işbirliğine girmesi her zamankinden daha önemli bir ihtiyaç haline geldi. O nedenle önümüzdeki zaman, bu işbirliğine yatkın olanların daha başarılı olduğu bir dönem olacak. Eğitimden iş dünyasına artık sadece bireysel meziyetlere değil, takım çalışmasına bakılıyor.

Öğrencileri bu alana en iyi şekilde hazırlamak için tipik ekip çalışmasından daha fazlası gereklidir. Basitçe bir gruba girmek ve görevleri bölüşmek yerine, öğrenciler proje içindeki her görev için farklı roller üstlenmeye teşvik edilmelidir. Yani bir kişi hep grup başkanı diğeri de grafiklerden sorumlu kişi olmamalıdır. Her öğrenci her görevi deneyimlemelidir.

Geçtiğimiz yıllarda bir OECD araştırmasında 15 yaşındaki gençlerin ortaklaşa, yani takım halinde problem çözebilme becerisini ölçülmüştü. Maalesef araştırmada 32 OECD ülkesi arasında açık ara en son sırada aldık.

3. Zihinsel çeviklik ve esneklik

Değişen koşullar ve veriler doğrultusunda fikrinizi değiştirebiliyor musunuz? Yargılarınızı hayatla sınadığınızda esneklik gösteriyor musunuz? Veriye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu, yeni bilimsel çalışmaların her gün bildiklerimizi gözden geçirmemize sebep olduğu bir çağda sabit fikirli olanların ileriye gitmesi çok zor. Bu çağ, zihinsel esneklik çağı. Tek bir fikre verilerden bağımsız saplanıp kalanların, fikir değiştirmeyi zayıflık olarak görenlerin çok zorlanacağı bu çağda çocuklarımıza zihinsel esneklik kazandırmak zorundayız.

Öğretmenler, öğrencileri geleceğe hazırlamak içim dinamik bir ortam yaratmalıdır. Ders içinde her an onları şaşırtabilme, öğretim biçimini çeşitlendirebilmelidir. Eldeki kitaptan tahtaya bir şeyler yazarak ders işleme devri çoktan bitti.

4. İnisiyatif alma ve girişimcilik

Bulunduğumuz küresel rekabet ortamında tutunabilmemiz için çocuklarımıza önce evde, sonra okulda olmak üzere inisiyatif almayı öğretmemiz gerek. Fikirlerini ifade etmeleri için onları teşvik etmek, onların yeni projelere girmelerine destek olmak gerekiyor. Deney yapmaktan iş kurmaya her alanda çocuklarımızın kendi hayallerini gerçekleştirmelerine önce evde, sonra okulda zemin hazırlamalıyız. Bu beceriyi erken yaşlarda kazanmayan çocukların ileride yeniliklere öncülük etmesi çok zor. Öğrenciler başarısızlıktan korktukları için denemekten asla korkmamalıdırlar.

5. Sözlü ve yazılı iletişim

Teknolojideki gelişmelere rağmen, bu becerilerin önemi asla azalmaz. Bu dönem, bildiğini iyi ifade etme devri. Bu nedenle en başta öğrencilerimize kendinden emin ve net biçimde konuşmayı öğretmeliyiz. Aynı zamanda, öğrencilere yazılarını kontrol etmelerine yardımcı olmak için mevcut teknolojiyi nasıl kullanacaklarını öğretmeli, bu esnada da yazım kuralları vurgulamaya devam etmeliyiz. Kendini ifade edemeyen, bunu gerektiğinde bir metne dökemeyenler işi her devirde zor.

6. Bilgiye ulaşma ve analiz etme becerisi

Öğrenciler bugün hayal bile edilemeyecek miktarda bilgiye erişebiliyor. İnternet, onların en iyi arkadaşı veya en kötü düşmanı olabilir. Bu noktada onlara rehberlik etmesi gereken kişilerin en başında öğretmenler gelir. Öğrencilere, bir konuyla ilgili mevcut milyonlarca web sayfasını nasıl gözden geçirecekleri ve ihtiyaç duyduklarını nasıl bulacakları (ve bulduklarına güvenebilecekleri) öğretilmelidir. Gerçek bilgiler ile gerçeklere dayanan görüşler arasındaki farkı da öğrenmeleri gerekir. Bunun içinde elbette en başta öğretmen kendini bu alanlarda geliştirmelidir.

7. Merak ve Hayal Gücü

Öğrenciler zaten doğal olarak barındırdıkları bir merak ve keşif dürtüsü ile okula başlarlar. Hayal güçleri uçsuz bucaksız ve evcilleşmemiştir. Bu noktada eğitimcilerin görevi, onlara nasıl meraklı ve yaratıcı olunacağını öğretmekten çok, bunu onlardan almamakla ilgilidir. Hepimiz aynı şeylerden hoşlanmayız ve değer vermeyiz, bu nedenle bir eğitimci, öğrencilerinin yaratıcılığını ve hayal gücünü nasıl beslediği ve geliştirdiği konusunda çok dikkatli olmalıdır. Onlara fikirlerinin yanlış veya kötü olduğunu hissettirmeden, hangi durumlarda hangi şeylerin uygun olduğunu öğretebiliriz.

Çocuklarımızı sadece kendimiz için ya da sadece kendi ülkemizdeki rekabet için yetiştirmiyoruz. Onları birer dünya yurttaşı olarak da yetiştiriyoruz. O nedenle onların karışacağı dünyada bu yukarıda sıraladığımız becerilere sahip olanlar bir adım ileri gidecek.

Kaynak:

Matematiksel

Başa dön tuşu