Ceza Vermek Neden İşe Yaramaz? Cezasız Eğitim Mümkün mü?

Bugüne kadar çocuk eğitiminde disiplin adı gösterdiğimiz tutum ve davranışların çocuğa uzun vadede fayda sağlayacağını düşünmüş olabilirsiniz. Sonuçta çocuk hata yapar, ailesi de ceza verir. Ya da öğrenci hata yapar ve bu sefer de öğretmeni ceza verir. Bu son derece doğal bir durumdur. Öyle değil mi? Elbette değil.

Yapılan araştırmalar çocukları veya öğrencileri cezalandırmanın daha fazla yanlış davranış yarattığını bizlere göstermekte. Yani ceza vermek hele ki özellikle fiziksel ceza vermek, onları daha sorumlu, daha öz disiplinli bireyler haline getirmez. Neyse ki günümüzde fiziksel ceza çocuk istismarına girmektedir ve bu nedenle dünya çapında bir çok ülkede yasaklanmıştır. Ancak ne yazık ki günümüzde hala özellikle bizim gibi geleneksel toplumlarda fiziksel ceza önemli bir disiplin aracı olarak kabul görmektedir. Bunun işe yaramayacak olmasının bir çok nedeni vardır.

Her ceza daha büyük bir iyiliği teşvik etmeye hizmet etmez ve olsa bile, başlangıçta bu amaç için gelişmemiş olabilir. Dayak sağlıklı bir ebeveyn- çocuk ilişkisinin önünü keser. Çocuk­lar ebeveynlerini koruyucu, öğretici ve yol gösterici olarak görürler. Ebeveyn, çocuğa vurarak bu imajı yıkarsa, ilişki de bozulur.

Neden Ceza Veriyoruz?

Olumsuz bir davranışı durdurmak için

En temel ve ilk neden olumsuz bir davranışı durdurmaktır. Bir çocuğun bir kuralı bozduğunu ya da başka birisine zarar verdiğini gördüğümüzde, ilk tepkimiz bu davranışı durdurmaktır. Ebeveynler olarak, davranış problemlerini oluştur­dukları anda çözmeye çalışırız. Bu tür cezalar daha çok ref­leks davranışlarıdır.

Doğruyla yanlışı öğretmek için

Çocuklarımız olgunlaştıkça, doğru ve yanlış kavramlarını daha iyi anlamalarını umarız. Doğru kararı alabilmelerinde onları yönlendirecek olan iç disiplini oluşturmaya çalışırız. Çocuklarımızı cezalandırdığımızda, amacımız onlara bir ders vermektir. Bir gün dış dünyada yalnız kalacaklarını biliriz. Orada onların yanlarında olmadığımız zamanlarda doğru kararlar alabilmeleri için gerekli olan bilgi ve becerileri edin­melerini isteriz.

Otoriteyi korumak için

Çocuklarımız kaba ve saygısız davranışlarda bulundukları zaman, kimin yetkili olduğunu göstermek için onları ce­zalandırırız. Duruma hakim olup, onlara “Yetkili benim. Sen benim söylediğimi yapacaksın” mesajını vermeye çalışırız. Bazen bu, ilişkide kontrolü ele almak için yapılan bilinçli bir davranıştır. Bazen de, egomuz zedelendi­ği için gösterdiğimiz bir tepkidir. Sonuçta iki yaşındaki bir çocuğun size “hayır” demesi, beş yaşındakinin “bana bunu yaptıramasın” diye söylenmesi veya bir ergenin “sen beni yönetemezsin” diye çığlıklar atmasına katlanmak çok zordur. Öfke, kişinin öfkesini pekiştirdiği nesneye zarar vermenin duygusal durumudur. Kontrolsüz ve itaatsiz çocuklar zaman zaman herkesi gerçekten kızdırır. 

Hayal kırıklığına uğradığımız için

Kafamızda genellikle neşeli, gülümseyen, uslu uslu oturan çocukların görüntüsü var­dır. Ama gerçekte, kirli, hareketli ve sürekli kavga eden çocuklar vardır. Hayalimizdeki ile gerçek arasındaki bu farklılıktan doğan hayal kırıklığı içinde, görüntünün istediğimiz şekle dönüş­mesi için cezalar veririz. Cezanın herhangi bir işe yaramadığı halde işe yarıyormuş gibi görünür. Çocuk sizin varlığınızda engellendiği için, yokluğunuzda engelleneceğini düşünmek kolaydır.

Çocuğu kontrol için kullanılan en yaygın yöntem sestir, çocuklar boş tehditlerin, bağırmaların ve söylenmelerin, çok ciddi bir şekilde sonuçlanmadıklarını bilirler. Eğer bir ebeveyn, kendi sesini bir kon­ trol yöntemi olarak çok sık kullanıyorsa, çocukların ebeveynlerine karşı sağırlaşır.

Ceza Vermek Neden İşe Yaramaz?

Nörobiyoloji bize öğrenmenin duygusal bir mesele olduğunu söyler. Yani yeni bilgilerin işlenme başarısı öğrencinin duygusal durumuna bağlıdır. Panik halindeyken, beyin savaş ya da kaç modundadır. Bu durumdayken de sentez, yaratıcılık veya değerlendirme gibi üst düzey düşünceye ve entelektüel genişlemeye izin vermek şöyle dursun, bilgiyi derinlemesine bütünleştiremez. Öğrenciler cezadan korkarlarsa, endişeyle dikkatleri dağılır ve yeni bilgileri uyumlu bir şekilde edinemezler.

Davranışın ceza ile düzenlenebileceği doğrudur. 1940’ların sonlarında, Amerikalı psikolog BF Skinner, edimsel koşullanma teorisinde, cezadan kaçınmak için (her zaman olmasa da) zamanla cezaya neden olan eylemi nasıl durdurabileceğini gösterdi. Ancak bu işe yarasa bile sonuç öğrenme değil, davranış düzenlemesidir. Ve eğer cezanın amacı davranışı düzenlemekse, daha insancıl diğer birçok caydırıcı seçenek kullanılabilir. Şiddetli cezalar gerekli değildir.

Ayrıca çocuklarda istenmedik kişilik gelişimlerin yanında bu cezalar bizlere bozulmuş bir ebeveyn, öğretmen – çocuk ya da öğrenci ilişkisi olarak da geri dönüyor. Sonuçta ceza kıskacında kalanlar, daha öfkeli, savunmacı hatta yalan söyleme eğilimli bir hale dönüşebiliyor. Kısacası ceza ile vermek istemediğimiz tüm dersleri öğretiyoruz. Peki, o zaman ne yapmalıyız? Cezasız bir eğitim mümkün mü? Çocuklarıyla çatışmadan, onları incitmeden ve kendisi de bunalıma girmeden çocuğunu sağlıklı bir biçimde eğitmek isteyen ebeveynler sırasıyla şu adımlara dikkat etmelidirler.

cezasız eğitim

Cezasız Eğitim Nasıl Olmalı?

Kendi Duygularınızı Düzenleyin

Çocuklar görerek ve model alarak büyürler. Duygularını yönetmekte zorluk çeken, öfkesine hakim olamayan ebeveyn, bu sorunları çözmeden çocuk eğitiminde yeterli başarıyı gösteremez. Bu nedenle öncelik sizin kendinizi kontrol altına almayı bilmenizdir. Üzgün veya kızgın ​​olduğunuzda hareket etmeden önce derin bir nefes alın ve sakinleşene kadar bekleyin. Çocuklara ne kadar az söz söylenir, yönlendirme yapılır, bunun yerine ne kadar örnek davranışlar sergilenirse çocuk o denli doğru davranışları edinir.

Empati Kurmak

Bazen, potansiyel bir duygu ve adrenalin patlamasını önlemek için, sizin ve çocuğunuzun duygularını iyi tanımanız gerekir. Bunun en iyi yolu da oturup hissedilenler hakkında konuşmaktır. Ancak, bu esnada amaç çocukları korkutmak veya ders vermek değil onları anlamaya çalışmak olmalıdır. Bu, ilişkideki boşlukları da dolduracak ve çocuğunuzu size rehberlik için daha sık gelmeye teşvik edecektir. Çocuğunuzun davranışı o anda hissettiklerini yansıtır. Onun ne hissettiğini anlamanız ve davranışından çok sorununa bir çözüm bulmanız önemlidir. Altta yatan ihtiyacı ele alarak davranışı ortadan kaldırabilirsiniz. Ebeveynler sınırlar oluşturmak zorundadır. Ancak bu sınırlar empati ile de yapılabilir.

Güçlü Bir Bağ Kurma

Çocuğunuzda gözlemlediğiniz ve düzeltilmesi gerektiğini düşündüğünüz sorunlar olsa da, bu bağlantınız pahasına olmamalıdır. Önce bağlantıyı kurmaya çalışın. Disiplinsizliğin çoğunun dışlanmış olma ve bağlantısızlık hissinden kaynaklandığını her zaman hatırlayın. Çocuk eğitiminin özü, yakınlık ilişkisi ve bağlanmadır. Güvenli bağlanma olmadan çocuk eğitimi olmaz.

Mükemmeliyetçilik Yerine Doğallık

Kaygılı anne babalar çocuklarını sürekli denetlemek ve yönetmek isterler. Böylece onların daha az hata yapacağına inanırlar. Böylesi anne babalar. çocukları hata yaptığında onların çocuk olduğunu unutur, karamsarlığa düşerler. Karamsarlıkları onları tedbir almaya, çocukları bir daha hata yapmasın diye ceza vermeye iter.

Çocuğun hatalarını görmezden gelmek, olgun davranmak, tebessüm edip göz kapatmak, çocuğun daha çok hata yapmasını değil, olgunlukla karşılanan hataların adım adım terk edilmesini kolaylaştırır. Çocuk bu sayede affetmeyi öğrenir. Unutmayın, hatası yüzüne vurulan, ikaz edilen, hatalarından dolayı cezalandırılan çocuklar utanma ve mahcubiyet duygularını kaybederler.

Bunlar ve bunlar gibi birçok küçük adım ile cezasız eğitim elbette mümkün. Çocuklarda oluşması olası yaraların bir an önce onarılması ve yapılan hataların bir an önce düzeltilmesi dileğimizle…



Kaynaklar ve İleri Okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz