Felsefe

Eleştirel Düşünme Her Zamankinden Daha Önemli. Bu Beceriyi Nasıl Geliştirebiliriz?

Bilgiye ulaşmak artık çok kolay. Asıl mesele, karşımıza çıkan iddiaları doğru değerlendirebilmek.

Yapay zekâ, eğitimden iş hayatına kadar pek çok alanı değiştirirken eleştirel düşünme kavramını daha sık duymaya başladık. Öğrencilerin nasıl öğrendiği, öğretmenlerin bilgiyi nasıl değerlendirdiği ve insanların karşılarına çıkan içeriklere nasıl yaklaşması gerektiği tartışılırken, eleştirel düşünme çoğu zaman çözüm olarak öne çıkıyor.

Ancak burada önemli bir sorun var. Eleştirel düşünmeden sıkça söz etsek de bu kavramla tam olarak neyi kastettiğimiz her zaman açık değildir. Bu nedenle önce kavramın ne anlama geldiğini, ardından bu beceriyi nasıl geliştirebileceğimizi açıklığa kavuşturmamız gerekir.

Eleştirel Düşünme Nedir?

Eleştirel Düşünme Becerileri Nedir ve Nasıl Geliştirilir?
Felsefe, psikoloji ve eğitimin kesişim noktasında olan eleştirel düşünme becerileri, üst düzey düşünme becerilerinden biridir.

Eleştirel düşünme genel olarak karmaşık ve değerli bir beceri ve alışkanlıklar bütünü olarak kabul edilir. Kanıtları değerlendirmek, argümanları incelemek, varsayımları fark etmek, güçlü iddiaları zayıf olanlardan ayırmak ve gerekçeli sonuçlara ulaşmak bu beceriler arasında yer alır.

Bunların hepsi hâlâ önemlidir. Ancak öğrencilerin yapay zekânın şekillendirdiği bir dünyada karşılaşacakları zihinsel güçlüklerle başa çıkabilmeleri için tek başlarına yeterli değildir.

Son yıllarda yapılan araştırmalar bu ayrımı “dijital eleştirel düşünme” gibi kavramlarla ele almaya başladı. Çevrimiçi ortamları görünmeyen algoritmalar, kişiselleştirme sistemleri ve dijital platformlar biçimlendiriyor. Bu nedenle insanlar yalnızca karşılarına çıkan içeriği yorumlamakla kalmamalı, o içeriğin neden ve nasıl karşılarına çıktığını da sorgulamalıdır.

Eleştirel düşünme iki aşamada gerçekleşir. İlk aşama, bir yargıya varmadan önce durup düşünmemizi sağlayan kısa ama önemli bir değerlendirme anıdır.

Bu aşamada kanıtları sorgular, varsayımları inceler ve farklı yorumları karşılaştırırız. Ayrıca kendi bakış açımızın sınırlarını fark eder, daha güçlü bir argümanla ya da yeni bilgilerle karşılaştığımızda vardığımız sonucu değiştirmeye açık oluruz.

Eleştirel düşünme, dikkatli bir değerlendirmeyle başlar ancak orada sona ermez. Düşünme aşaması bizi bir yargıya varmaya hazırlar.

Yargıya vardığımızda düşüncelerimiz eylemlerimize yön vermeye başlar. Neye dikkat edeceğimize, bildiklerimize ne kadar güveneceğimize ve bu bilgilerin bize hangi sorumlulukları yüklediğine karar veririz. Bildiklerimizden hiçbir zaman yüzde yüz emin olamasak bile başkalarıyla birlikte nasıl hareket edeceğimizi bu kararlar belirler.

Carl Sagan’ın Saçmalık Saptama Seti

Carl Sagan, yanıltıcı iddiaları, zayıf akıl yürütmeleri ve kanıtsız açıklamaları ayırt etmek için kullanılabilecek yöntemleri “saçmalık saptama seti” olarak adlandırır. Buradaki amaç, alışılmadık ya da bize ters gelen her düşünceyi küçümsemek değildir. Amaç, bir iddiayı kabul etmeden önce kanıtlarını ve dayandığı akıl yürütmeyi dikkatle incelemektir.

Eleştirel Düşünme Becerileri
Astrofizikçi Carl Sagan, “Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı”nı 1995 yılında ölümünden önce yayımladı. Kitabında kaleme aldığı maddeler zamanla eleştirel düşünme becerilerini geliştirmek için gerekli olan bir araca dönüştü.

Önce iddianın dayandığı kanıtlara bakmalıyız. Bu kanıtları bağımsız kaynaklar doğrulayabiliyor mu? Aynı sonucu açıklayabilecek başka olasılıklar var mı? Bir argüman birkaç adımdan oluşuyorsa, her adım gerçekten sağlam mı?

Bir görüşü yalnızca tanınmış ya da yetkili biri savunduğu için doğru kabul etmemeliyiz. Uzmanlık önemlidir, ancak uzmanlar da hata yapabilir. Bu nedenle kişinin kim olduğundan çok, iddianın hangi kanıtlara ve yöntemlere dayandığına bakmalıyız.

Sagan, kendi düşüncelerimize karşı da aynı dikkati göstermemizi ister. Bir görüş hoşumuza gittiği ya da mevcut inançlarımızı desteklediği için doğru görünüyorsa, onu çürütecek kanıtları özellikle aramalıyız. Ayrıca iddianın hangi koşullarda yanlış kabul edileceğini de sormalıyız.

İki açıklama aynı olguları eşit ölçüde açıklıyorsa, daha az varsayım gerektireni önce değerlendirebiliriz. Ancak daha basit bir açıklamanın kendiliğinden doğru olmadığını da unutmamalıyız.

Eleştirel Düşünme Becerileri Nasıl Gelişir?

“Problem Çözme” deyince çoğunluk aklımıza okul yıllarımızdaki aritmetik, geometri problemlerini çözme uğraşısı gelir. Oysa problem yaşamın tüm etkinlik alanlarında değişik biçimlerde karşılaştığımız bir durumdur.

Eleştirel düşünmeyi üç yoldan geliştirebiliriz. Önce argümanların nasıl kurulduğunu, çıkarımların nerede zayıfladığını ve bilişsel yanlılıkların düşüncelerimizi nasıl etkilediğini öğrenmemiz gerekir. Doğruluk, açıklık, ilgililik ve derinlik gibi ölçütler, yalnızca ne düşündüğümüzü değil, nasıl düşündüğümüzü de değerlendirmemizi sağlar.

Ancak bu bilgileri öğrenmek tek başına yeterli değildir. Eleştirel düşünme, gerçek durumlar üzerinde çalıştıkça gelişir. Bir iddiayı analiz etmek, gerekçesini açıklamak, kanıtlarını değerlendirmek ve ulaştığımız sonucu savunmak bu beceriyi güçlendirir.

Zamanla eleştirel düşünmeyi günlük bir alışkanlığa da dönüştürmemiz gerekir. Bunun için meraklı ve açık fikirli olmalı, duyduğumuz her şeyi hemen kabul etmemeli ve kendi yanlılıklarımızı hesaba katmalıyız.

Tartışmalarda yalnızca ulaşılan sonuca değil, o sonuca götüren gerekçelere odaklanabiliriz. Birine ne düşündüğünü sormakla yetinmeyip neden böyle düşündüğünü de sormalıyız. Aynı biçimde kendi akıl yürütmemizi de görünür hâle getirmeliyiz. Böylece yalnızca görüşleri değil, bu görüşlerin dayandığı düşünme biçimlerini de sınayabiliriz.

Bir bilginin güvenilirliğini değerlendirirken kaynağı incelemek de gerekir. Ancak kaynak kadar, bizim o bilgiyi nasıl karşıladığımız da önemlidir. Önceden sahip olduğumuz inançlar, bilgiyi seçme ve yorumlama biçimimizi etkileyebilir.

Bu süreçte aklımızda tutmamız gereken en önemli soru şudur: Bunu nasıl biliyoruz? Bu soru bizi kanıta, kaynağa ve akıl yürütmeye geri götürür. Eleştirel düşünme de tam olarak burada gelişir.

Ek Okuma: Bilime Güvenen İnsanlar Neden Komplo Teorilerine İnanır?


Kaynaklar ve İleri okumalar:

  • Barnes, Brian & Payette, Patty. (2017). Teaching for Critical Thinking: Carl Sagan’s Baloney Detection Kit. The National Teaching & Learning Forum. 26. 7-9. 10.1002/ntlf.30102.
  • How to think effectively: Six stages of critical thinking; Yayınlanma tarihi: 6 Mayıs 2020; Kaynak site: Big Think. Bağlantı: How to think effectively: Six stages of critical thinking/

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi İngilizce Matematik Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Matematiksel.org’un kurucusu olarak matematik, bilim ve düşünce alanlarında içerik üretmeye devam ediyorum.

Bunlar da ilgini çekebilir

1 Yorum