SOSYAL BİLİMLER

Empatiden Sürü Psikolojisine: Ayna Nöronlar

Ayna nöronlar hakkında yapılan çalışmalar insanların, toplumların sosyolojik ve psikolojik dinamiklerini anlamamıza yardımcı olabilir.

Bir film izledim, bir kitap okudum hayatım değişti deriz bazen. Okuduklarımız ve izlediklerimiz mental ve ruhsal olarak nasıl bizleri değiştirebilir? Hislerin yoğunluğu, hisleri nasıl benzeştirir?

Bizi biz yapan diğer insanlar mıdır? Paylaştığımız duygular mıdır? Taklit ve öykünmenin kaynağı nedir? Toplumlar nasıl oluşur?

Ayna Nöronlar

Fikir ilk olarak, 1980-1990 bandında Nörofizyolojist Giacomo Rizzolatti ve ekibi tarafından ortaya atıldı.

Ayna nöronlar canlıların birbirlerinin hareket ve davranışlarını taklit etmesini sağlarlar. Spesifik bir hareketle uyarılabilen bu nöronlar, uyarıcının beynindeki aktif nöronların uyarılan da da aktifleşmesini sağlar.

ayna nöronlar

Genelde taklit ve empati konularında ele alınan bu nöronlar, Ramachandran’a göre medeniyetlere şekil verecek kadar önemli bir işlevde aslında. Çünkü tüm canlıların doğasında gözlemlenebiliyor.

İnsanlar varoluşuyla, ruhuyla ve beyniyle garip canlılar olsalar da bu ayna nöron etkisinin hayvanlarda da görüldüğü biliniyor. Zira, ilk olarak maymunlar üzerinde yapılan deneylerde ayna nöron etkisi tespit edilmiştir.

Deneyin başrolleri makak maymunları üzerinde yapılan deneyde maymunların beynine elektrotlar yerleştirildi. Buradan hareketle maymunların karşı taraftaki uyarıcıyı taklit ederken beyinlerindeki elektriklenme izlendi. Ayna nöronların işleyişini anlamaya çalışan deneyler maymunlar dışında kuşlar üzerinde de yapıldı.

Maymunlarda yapılan deneyde, bir bilim insanı maymunun karşısında iştahla muz yemeye başlayınca, maymun muz yemediği halde, sanki muz yiyormuş gibi beyninden yüksek voltajlarla cevap vermeye başladı (e-psikiyatri.com). Kuşların ardı ardına senkronizasyonla ötmesini inceleyen benzer çalışmalar da bilim insanlarının ayna nöronların işleyişini keşfetmesini kolaylaştırdı.

İnsanlarda Durum Nedir?

Hintli-Amerikalı sinirbilimci Vilayanur Subramanian Ramachandran “Ayna nöronlar bilim dünyası için DNA’nın keşfinden daha önemli bir aşamadır.”  demişti.

Peki sistem nasıl işliyor? Bu nöronlar neden bu kadar güncel, güçlü, hala oldukça araştırma yapılan önemli bir konudur?

Karmaşık insan davranışlarını anlamaya çalışmakta önemli bir rolü olan ayna nöronlarla birbirimizi nasıl taklit ettiğimizi ve kalabalıklar içinde nasıl başkalaştığımızı anlayabiliriz.

Bir başkasının yaptığı hareketle de aktif hale gelebilen bu nöronların yaşamsal döngünün içindeki davranışlarımızda ne kadar etkili ve güçlü olduğu oldukça şaşırtıcı.

Size ait bir nöron nasıl oluyor da bir başkasının bakış açısını benimsiyor?

Taklit (imitasyon) ve öykünme (emülasyon) gibi kavramlarının da kaynaklarından olan ayna nöronlar, hislerimizin ve davranışlarımızın başka insanlarınkiyle ortak paydada buluşmasını sağlıyor.

Bir başka insanın yaşadığı acıyı kendiniz yaşamış gibi hissedebilirsiniz. Bir film izlediğinizde filmin konusuna ve bu konuyu aktarabilme yoğunluğuna göre siz de yoğun hisler yaşayabilirsiniz.

Bir maçın kritik bir anında sporcular kadar heyecanlı ve gergin olabilirsiniz. Biri tiksinerek bir şeyden bahsederken siz de aynı oranda tiksinme hissi yaşayabilirsiniz. Birinin acısı acınız, coşkusu coşkunuz, öfkesi öfkeniz olabilir.

Karşınızda iştahla yemek yiyen birisinin iştahını yemeği yemeseniz de hissedersiniz.

Farkında olmadan insaların jest ve mimiklerini taklit edebiliriz.

Maç seyrederken insanların birbirlerini taklidi, mitinglerde insanların daha sonraları kendilerinin bile hayretle karşıladığı aşırılık ve taşkınlıkları ayna nöronların rollerine birer örnektir.

Sadece bugünün değil, insanlığın ilk yıllarında da keşiflerin, insanların soylarını korumalarının, medeniyetin kurulmasının arkasında yatan faktörün dahi ayna nöronlar olabileceği düşünülüyor.

Ayna nöronlar taklit, öykünme ve sürü psikolojisinin de nörofizyolojik bir tanımı olabilir.

Sosyal psikologların insan davranışlarının arkasında yatan nedenleri anlamaları için araştırma yaptıkları konular arasına giren ayna nöronlar; insanların, toplumların sosyolojik ve psikolojik dinamiklerini anlamamıza da yardımcı olabilir.

Kısa ve anlaşılır bir video ile bu önemli konuyu işin uzmanından dinlemenizi tavsiye ederim:

Kaynaklar

*https://www.ted.com/talks/vs_ramachandran_the_neurons_that_shaped_civilization/transcript?language=tr#t-308851

* https://www.e-psikiyatri.com/ayna-noronlar

* https://nbeyin.com.tr/ayna-noronlar-ve-davranislarimiz/

* https://evrimagaci.org/ayna-noronlar-2534

* https://www.neuroscientificallychallenged.com/blog/know-your-brain-mirror-neurons

* https://www.researchgate.net/figure/A-newborn-macaque-imitates-tongue-protrusion_fig1_41029606

Kapak Görseli: https://www.adaptedconsultants.com/the-neurons-that-bind-us/

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor..
Kapalı