Psikoloji

Ölüme Yakın Deneyimler Nedir? Tünelin Sonundaki Parlak Işık Gerçek midir??

Yüzlerce yıldır, dünyanın dört bir yanında ve her yaştan insanlar, hayatlarının gerçekten tehlikede olduğu anlara dair dikkat çekici biçimde benzer hikâyeler anlatır. Kimi, yaşamının bir film şeridi gibi gözlerinin önünden aktığını söyler. Kimi ise bir tünelden geçtiğini ve sonunda parlak bir ışık gördüğünü ifade eder. Bu anlatıların tümü bugün ölüme yakın deneyimler (İngilizce: “near-death experience”, NDE) başlığı altında ele alınır.

ölüme yakın deneyimler
Ölümün eşiğine gelen bazı kişiler, bilinçleri kapalıyken açıklanamayan şeyler gördüklerini ya da duyduklarını bildiriyorlar. 

Ölüme Yakın Deneyimler Nedir?

Ölüme yakın deneyimler (NDE), sıkça rapor edilen ancak hâlâ tam olarak anlaşılamayan bir olgudur. Bu deneyimler için üzerinde uzlaşılmış tek bir tanım yoktur. Yine de, 2009 yılında yayımlanan bir çalışmada, ölümün eşiğinde olan ya da yoğun fiziksel veya duygusal tehlike yaşayan kişilerde ortaya çıkan, çoğu zaman mistik ve aşkın unsurlar içeren derin psikolojik deneyimler olarak tanımlanır.

Araştırmalar, bu tür deneyimlerin toplumun yaklaşık yüzde 4 ila 9’u tarafından bildirildiğini gösterir. Kritik durumdaki hastalarda ise bu oran yüzde 23’e kadar yükselir. Bu durum, ölüme yakın deneyimlerin yalnızca ağır hastalıklarla sınırlı olmadığını da ortaya koyar. Kendini ciddi bir tehlike altında hisseden sağlıklı bireyler de benzer deneyimler yaşayabilir.

Teknoloji ve resüsitasyon yöntemleri geliştikçe, ölüme yakın deneyimlere yönelik ilgi de belirgin biçimde arttı. Bu ilginin geniş kitlelere ulaşmasında, Amerikalı beyin cerrahı Eben Alexander’ın 2012’de yayımlanan Proof of Heaven adlı kitabı önemli bir rol oynadı.

Ölüme Yakın Deneyimler Neden Kaynaklanır?

Bu tür deneyimler, elimizde yalnızca hastaların öznel anlatımları bulunan yaşantılardır. Genellikle kişi “geçici ve geri döndürülebilir kalp durması” durumundayken ortaya çıkar. Bu ifade, başka bir deyişle “klinik olarak ölü” anlamına gelir.

Ölüme yakın deneyimlerdeki halüsinasyon, beynin dinginlik hissi yaratma çabasının yan etkisidir.

2009 yılında yayımlanan bir çalışmaya göre, bu deneyimleri yaşayan kişilerle yapılan görüşmeler sürecin genellikle belirli bir sırayla ilerlediğini gösterir. Önce huzur ve iyi olma duygusu ortaya çıkar. Ardından bedenle ayrışma hissi gelir. Karanlık bir bölgeye geçiş yaşanır. Sonra parlak bir ışık görülür. Son aşamada ise bu ışığın içinden geçilerek başka bir âleme girildiği anlatılır.

Ölüme yakın deneyim yaşayan hastalar, çoğu zaman kendileri hakkında “öldü” denildiğini duyduklarını anlatır. Buna rağmen panik yerine derin bir huzur hissi yaşadıklarını ifade ederler. Bu anlatılarda sıkça bazı ortak unsurlar yer alır.

Olağandışı sesler duymak, karanlık bir tünel görmek, beden dışı bir deneyim yaşamak, ruhani varlıklarla karşılaşmak, parlak bir ışık ya da “ışık varlığı” görmek, anlaşılması güç bir ruhlar âlemine girmek, bir sınır ya da eşik hissine ulaşmak ve sonunda fiziksel bedene geri dönmek bu unsurlar arasındadır.

Bilim Ölüme Yakın Deneyimleri Destekler mi?

Artan Beyin Aktivitesi Ölüme Yakın Deneyimlerin İşareti Olabilir
Beyin dalgalarını okuyarak, öüme yakın deneyimlerin ne olduğunu anlayabilir miyiz?

Bazı araştırmacılar, ölüme yakın deneyimlerin bilimsel ve nörokimyasal bir açıklaması olduğunu savunur. Ancak kesin kanıta ulaşmak zordur. Çünkü böyle bir kanıt, ölüm anındaki beyin süreçlerini doğrudan incelemeyi gerektirir ve bu etik açıdan mümkün değildir.

Buna rağmen birçok bilim insanı, bu deneyimlerin yoğun stres altındaki beynin kimyasal işleyişinden kaynaklandığını düşünür. Öne sürülen açıklamalar arasında limbik sistemde endorfin kaynaklı etkinlik artışı, temporal lob işleyişindeki değişimler ve ani oksijen yetersizliğine bağlı nöbet benzeri durumlar yer alır. Ayrıca beyinde üretilen halüsinojen benzeri maddeler, oksijen eksikliği ya da karbondioksit artışı, serotonin ve endorfin düzeylerindeki yükselme ve bazı ilaçlara verilen tepkiler de bu deneyimlere katkıda bulunabilir.

Ölüme yakın deneyim bildiren kişilerde, epilepsiye benzer beyin dalgası örüntülerine de rastlanmıştır. Kalp durması sırasında beyin etkinliğinin azaldığı düşünülse de, hayvan deneyleri beklenenden daha karmaşık bir tabloya işaret etmektedir. Beyin görüntülemeleri, bu süreçte senkronize gamma dalgalarında artış ve beyin bölgeleri arasında güçlü bir etkileşim olduğunu gösterir. Bu durum, deneyimlerin yoğunluğunu açıklar.

Daha geniş bir bakış açısı, biyolojik ile psikolojik süreçlerin birlikte işlediğini kabul eder. Travma sırasında beyin strese girer ve çeşitli kimyasallar salgılar. Bu durum ağrıyı azaltır, haz duygusu yaratır ve bedenden kopma hissi doğurur. Oksijen azalınca etkiler güçlenir. Halüsinasyonlar ve dışarıdan kendine bakma hissi ortaya çıkar. Parlak ışık görme gibi deneyimler de bu süreçte oluşur.

Bu deneyimlerin birçok yönü, psikedelik maddelerin etkilerine benzer. Bu maddeler serotonin sistemini etkiler ve algıyı değiştirir. Yapılan çalışmalar iki deneyim arasında güçlü benzerlikler olduğunu göstermiştir.

Sonuç Olarak;

Bu tür deneyimlerin, bazı psikedelik maddelerin etkileriyle benzerlik göstermesi de dikkat çekicidir. Her iki durumda da algı değişir, zaman duygusu kayar ve güçlü anlam deneyimleri yaşanır. Bu benzerlikler, bazı araştırmacıları ortak bir biyolojik zemin olduğu düşüncesine götürür.

Yine de bu konuda tam bir uzlaşı yoktur. Bazı uzmanlar mevcut açıklamaların yetersiz kaldığını savunsa da genel eğilim, bu deneyimlerin büyük ölçüde beynin sınır durumlarda gösterdiği olağandışı işleyişle ilişkili olduğu yönündedir.


Kaynaklar ve ileri okumalar

  • Study: Near-Death Patients Reveal Brain Activity After Heart Stopped. Yayınlanma tarihi: 18 Eylül 2023. Kaynak site: Sciencealert. Bağlantı: Study: Near-Death Patients Reveal Brain Activity After Heart Stopped
  • Borjigin, Jimo & Lee, Uncheol & Liu, Tiecheng & Pal. Dinesh & Huff, Sean & Klarr, Daniel & Sloboda, Jennifer & Hernandez, Jason. & Wang, Michael & Mashour, George. (2013). Surge of neurophysiological coherence and connectivity in the dying brain. Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America. 110. 10.1073/pnas.1308285110.
  • Parnia, Sam & Fenwick, Peter & Spearpoint, Ken & Devos, Gabriele & Killingbeck. Hayley & McLean, Paula & Zafari, Maziar & Dickert, Neal & Beisteiner, Roland & Sterz. Fritz & Berger, Michael & Warlow, Celia & O’Donoghue. Siobhan & Lovett, Salli & Metcalfe-Smith, Russell & Pink, Sandra & Harris, Kayla & Sutton, Jenny & Walmsley, Harry & Farber, Mark. (2013). A Multi Center Study of Awareness During Resuscitation.
  • Purkayastha M, Mukherjee KK. Three cases of near death experience: Is it physiology, physics or philosophy? Ann Neurosci. 2012 Jul;19(3):104-6. doi: 10.5214/ans.0972.7531.190303. PMID: 25205979; PMCID: PMC4117086.

Size Bir Mesajımız Var!

Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir