Phineas Gage: Psikoloji Ve Sinirbilimin En Ünlü Hastası
Sinirbilim anlatılarında en bilinen vakalardan biri Phineas Gage’dir. Bir demiryolu ustabaşı olan Gage, beyninden geçen bir demir çubuktan sonra kişilik değişimi yaşamasıyla tanınır.

İnsan kimliğinin ne olduğu ve bizi “biz” yapan şeyin ne olduğu, tarih boyunca tartışılan bir konudur. Bireysel düzeyde bu kimliği büyük ölçüde kişilik özellikleri oluşturur. Nezaket, sıcaklık, düşmanlık ya da bencillik gibi özellikler buna dahildir. Ancak mesele bununla sınırlı değildir. Dünyaya nasıl tepki verdiğimiz, sosyal ilişkilerimiz, ahlaki değerlendirmelerimiz ve duygularımızı nasıl yönettiğimiz de bu yapının temel parçalarıdır.
Plato ve René Descartes gibi düşünürler, bu deneyimleri beyinden bağımsız, maddi olmayan bir varlığa bağladı. Onlara göre “ruh”, insan deneyimlerinin gerçekleştiği yerdir. Kişiliğimiz bu yapıda yer alır ve ahlaki düşünme de burada ortaya çıkar.
Eğer kim olduğumuz beyinden bağımsız, fiziksel olmayan bir varlığa atfediliyorsa, bu durumda beyne gelen fiziksel bir hasarın kişiyi değiştirmemesi gerekir. Oysa nöropsikolojik bulgular bunun tersini gösterir. Beyindeki hasarların kişilik ve davranış üzerinde etkili olması yalnızca mümkün değil, aynı zamanda oldukça yaygındır. Bu durumu anlamak için en çarpıcı örneklerden biri Phineas Gage vakasıdır.
Phineas Gage Vakası Neden İlginçtir?
1848’de, 25 yaşındaki Phineas Gage bir demiryolu şirketinde ustabaşı olarak çalışıyordu. Kayaları patlatmak için barutun bir demir çubukla sıkıştırıldığı bir işlem sırasında, kısa bir dikkatsizlik anı her şeyi değiştirdi.
Patlama erken gerçekleşti ve demir çubuk sol yanağından girip kafatasını delerek beyninin ön kısmından geçti, ardından başının tepesinden dışarı fırladı. Günümüzde yapılan incelemeler, hasarın büyük ölçüde prefrontal kortekste olduğunu göstermektedir.
Gage yere savruldu ama bilinci açıktı ve kısa süre içinde toparlandı. Fiziksel olarak iyileşmesi şaşırtıcıydı. Ancak kazanın ardından kişiliği belirgin biçimde değişti. Önceden saygılı, güvenilir ve ölçülü biri olarak tanınırken, daha sonra sorumsuz, kaba ve zaman zaman saldırgan davranışlar sergilemeye başladı. Karar verme becerisi zayıfladı. Çevresindekiler onun artık aynı kişi olmadığını açıkça fark ediyordu.

John Harlow, Gage’i ilk muayene eden doktorlardan biri olarak, onun “zihninin kökten değiştiğini” ve yakınlarının artık onu “eski Gage” olarak görmediğini yazmıştı. 1868 tarihli raporunda, bu değişimi zihinsel yetiler ile içgüdüler arasındaki dengenin bozulmasına bağladı.
Oysa kaza öncesinde Gage, dengeli, zeki ve güvenilir bir iş insanı olarak tanınıyordu. Bu anlatı zamanla yaygınlaştı ve frontal lob hasarının kişiliği kalıcı biçimde değiştirdiği fikrine örnek olarak sunuldu.
Ancak son yıllarda bu hikâye yeniden incelendi. Yeni araştırmalar, Gage’in kısa bir süre sonra toparlandığını ve tekrar çalışmaya başladığını gösteriyor. Önce bir ulaşım hattında görev aldı. Daha sonra uzun ve zor bir güzergahta posta arabası sürdü. Bu iş dikkat, iletişim ve sorumluluk gerektiriyordu.
Phineas Gage Vakasından Neler Öğrendik?
Benzer bir örnek, fotoğrafçı ve sinemanın öncülerinden Eadweard Muybridge’in başına gelenlerdir. 1860’ta geçirdiği bir posta arabası kazasında beyninin orbitofrontal korteks bölgesi zarar gördü. Kazayı hatırlamıyordu ve kişiliği belirgin biçimde değişti.
Daha saldırgan, duygusal olarak dengesiz, dürtüsel ve sahiplenici birine dönüştü. 1874’te eşinin sadakatsizliğini öğrenince ilgili kişiyi vurarak öldürdü. Avukatı, kazadan sonra ortaya çıkan bu değişimleri gerekçe göstererek akıl sağlığı savunması yaptı. Tanıklar da onun “artık aynı kişi olmadığını” ifade etti.
Daha tartışmalı bir örnek ise 2000 yılında görüldü. Kırk yaşındaki bir öğretmen, aniden uygunsuz ve kontrol etmekte zorlandığı dürtüler geliştirdi. Bu durumun problemli olduğunun farkındaydı ve gizlemeye çalışıyordu. Ancak davranışlarını kontrol edemedi.
Aile içinde sınır ihlallerine yönelince evden uzaklaştırıldı ve psikiyatrik değerlendirmeye alındı. Daha sonra yapılan incelemelerde, orbitofrontal korteksi etkileyen bir beyin tümörü olduğu ortaya çıktı. Tümör çıkarıldığında belirtiler ortadan kalktı.
Bu örneklerin ortak noktası açıktır. Hepsinde beynin prefrontal korteksi, özellikle orbitofrontal bölge etkilenmiştir. Prefrontal korteks, davranışların düzenlenmesinde, duyguların kontrolünde ve duruma uygun tepkiler verilmesinde kritik rol oynar. Bu nedenle kontrol güçlüğü, uygunsuz davranışlar, dürtüsellik ve benzeri özelliklerin bu bölgedeki hasarla ilişkili olması beklenen bir durumdur.
Sonuç Olarak
Nöropsikolojik açıdan bakıldığında, kim olduğumuzun beyinle yakından ilişkili olduğu açıktır. Özellikle prefrontal korteksteki hasarlar kişilikte belirgin değişimlere yol açabilir. Geçmişte bu tür değişimler ağır sonuçlar doğurmuştur. Ancak bugün geliştirilen yöntemler, bu etkileri yönetmeyi ve yaşam kalitesini artırmayı mümkün kılmaktadır.
Kaynak ve İleri okumalar:
- Susan Nolen-Hoeksema; Abnormal Psychology; ISBN: 0078035384, Yayınevi: McGraw-Hill Education
- Bayle, Dimitri. (2009). Traitement cérébral de l’expression faciale de peur : vision périphérique et effet de l’attention.
- Living With Half a Brain: Phineas Gage. Yayınlanma tarihi: 31 Temmuz 2018 Yayınlandığı Yer: Mcgill; Bağlantı: https://www.mcgill.ca
Size Bir Mesajımız Var!
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel



