Felsefe

Buridan’ın Eşeği Neden Açlıktan Ölmedi?

Felsefede Buridan’ın eşeği diye bir kavram var. Buridan’ın eşeği, bir balya saman ile bir kova su arasında tam ortada duran, eşit derecede aç ve susuz olan varsayımsal bir eşektir. Bu örneklem bizlere, eşit derecede arzu edilen iki alternatif arasında seçim yapmanın ne kadar zor olduğunu gösterir. İsim, 14. Yüzyıl Fransız filozofu Jean Buridan’a atıfta bulunmaktadır.

Karnınız oldukça aç biçimde bir restorana gittiğinizi ve yemek siparişi vermek için menüye baktığınızı hayal edin. Menüde en sevdiğiniz iki yemek olsun. Örneğin kuru fasulye ve patlıcan oturtma. Hangisini seçerdiniz? Bir süre düşünseniz bile eninde sonunda seçim yapmanız gerekiyor. Her ikisini aynı anda seçecek kadar paranız olsa bile birini önce yemelisiniz.

En sonunda bir seçim yaptınız ama bu seçime neye göre karar verdiniz? İki olası cevap vardır. a) Yaptığınız seçimin özel bir sebebi yoktur. Seçtiğiniz yemek yerine diğerini de seçseniz fark etmeyecekti. b) Seçiminizin bir nedeni var ama bunun ne olduğunu aslında siz de bilmiyorsunuz.

Leibniz Yasası veya Yeterli Neden İlkesi

İkinci cevap daha makul görünüyor, çünkü düşünce tarzımızın temelini oluşturan bir ilkeye uyuyor. Bu ilkeye genellikle Leibniz Yasası veya Yeterli Neden İlkesi denir. Yeter– neden ilkesi, bir şeyin var olabilmesi için yeterli sebebin olması gerektiğini öne süren mantık ilkesidir. Çeşitli şekillerde ifade edilebilir. “Hiçbir şey sebepsiz değildir.” “Yeterli bir sebep/neden olmadan hiçbir şey olmaz”. “Her A olayı için, A’dan önce gelen ve A’nın neden olması gerektiğini açıklayan başka bir B olayı vardır”. Yani bu ilke aslında hiçbir şeyin nedensiz olmayacağını ortaya koyar.

Bir masanın üzerindeki bir bardağın aniden patladığını hayal edin. Normal koşullarda bir bardak kendi kendine patlamaz. Bunun mutlaka bir nedeni olmalıdır. Ayrıca bunun bir nedeni olduğuna inanmamız doğaüstü nedenlere inanmamızdan daha mantıklıdır. Aynı şey insan eylemleri için de geçerlidir.

Lokantaya gidip kuru fasulye yemeğini seçtiğinizde, seçiminizin bir nedeni olmalıdır. Bir gün önce patlıcan yemeği yemiş olabilirsiniz ya da pilavla fasulyenin daha çok yakıştığını düşünebilirsiniz. Ancak seçiminizi musakkadan yana yapsaydınız onun da mutlaka başka nedenleri olurdu. Onu seçmemeniz, bu nedenlerin size yeterince güçlü gelmemesi ile ilişkiliydi.

Gördüğünüz gibi kararlarımızın mekanik bir biçimde verildiğini kabul ediyoruz. Bu durumda karşıt nedenler arasında mükemmel bir dengenin olduğu bir durumu hayal edebiliriz. Peki bu terazi denge durumuna gelirse ne olur? Bu durumda rasyonel bir karar almamız mümkün olmaz mı?

Kararlarımız ve Buridan’ın Eşeği

Adını Fransız filozof John Buridan’dan (1300-1358) alan Buridan’ın Eşeği tam da bu durumu ortaya koyar. Bu düşünce deneyinde bir eşek kendini eşit büyüklükte ve lezzetli iki saman yığını arasında bulur. Birini diğerine tercih etmek için bir nedeni yoktur. Her iki yığın da birbirinden tamamen aynı uzaklıkta, biri sağında, biri solunda ve her yönden aynıdır. 

Paradoksa göre, birbirlerinden eşit uzaklıkta oldukları için eşek bir seçim yapamaz. Kararsız kalır ve sonunda açlıktan ölür. Bu size aptalca bir düşünce deneyi gibi gelebilir. Ancak aslında bazı ilginç noktalara faydalı bir açıklama getirir.( Buridan’ın Eşeği paradoksunun en eski versiyonu Aristoteles’e aittir ve kahraman bir köpektir.) Bu hikaye genellikle özgür iradenin olmadığının kanıtı olarak kabul edilir.

Şimdi, insanların özgür iradesi olmadığı ve nihayetinde karmaşık makineler olduğu inancını yani determinizmi kabul edelim. Bu, insanların yaptığı herhangi bir seçim de dahil olmak üzere tüm davranışların nihayetinde beynin soğuk, mekanik hesaplamasının sonucu olduğu anlamına gelir. Olası alternatifler göz önüne alındığında, insan her zaman daha iyi olanı seçer. Peki, iki alternatif eşit derecede iyi olarak değerlendirildiğinde ne olur? Buridan’ın kendisi, rasyonel bir seçim yapılamayacağı ve koşullar değişene kadar eylemi askıya almamız gerektiği sonucuna vardı.

Buridan’ın Eşeği Bize Ne Öğretir?

Jean Buridan, on dördüncü yüzyılda yaşamış bir Fransız filozoftur. Eşeklerle değil, insan ahlakıyla ilgilendi. İki eylem tarzının ahlaki olarak eşit olduğuna karar verilirse, doğru eylem planı netleşene kadar bir kararı askıya almamız gerektiğini yazdı.

Normal koşullarda gerçek hayatta hiçbir eşek zavallı Buridan’ın Eşeği gibi açlıktan ölmez. Mutlaka yiyeceklerden bir tanesine doğru hareket edecektir çünkü bunun için bir nedeni vardır. Fakat bu kararı özgür iradesi ile verip vermediği tam olarak kesin değildir. Açlığı ve yiyeceğin cazibesi onun kararını etkileme potansiyeli taşır. Gerçekten özgür olup olmadığınızı anlamak için hiçbir nedenin diğerinden daha güçlü olmadığı bir durumda olmanız gerekir. Böyle bir durumda karar verebiliyorsanız, iradenizin özgürlüğünü göstermiş olursunuz.

“Buridan’ın eşeği” alegorisi aynı özelliklere sahip alternatiflerle karşı karşıya kalındığında birinin yerine diğerini seçememe durumu için felsefe ve politikada günümüzde sık kullanılır. Sonuç olarak unutmayalım ki en kötü karar kararsızlıktan iyidir. Bu paradoksunu çözecek sihir özgür iradedir. Onu kullanarak bu zor durumlarda çözüme ulaşabiliriz. Aslında filozofun en baştan beri vurgulamak istediği de budur.



Kaynaklar ve ileri okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu