Çekim Yasası: Lütfen Evrene Mesaj Göndermeyin!

Kişisel gelişim kitapları okuyorsanız muhtemelen çekim yasası diye bir şeyden bahsedildiğini duymuşsunuzdur. Hemen uyaralım, Newton’un kütle çekim yasasından bahsetmiyoruz. Ancak savunucuları için bir biçimde en az onun kadar önemlidir.

Çekim yasasına göre, hayatta yaşadığımız bütün deneyimler, aslında düşüncelerimizin bir sonucudur. Olumlu düşünceler, sözde olumlu deneyimleri kendine çeker. Yani zengin olmayı çok isterseniz zengin olursunuz, “Kalbim aşka açık” gibi cümleleri sık tekrar ederseniz aradığınız aşkı bulursunuz. Bu durumda Afrikalıların sömürüldükleri için değil, zengin olmayı isteyemedikleri için fakir olduklarını söylemek de mümkün olacaktır.

Çekim yasasının savunucuları, düşüncelerinizin ve duygularınızın hayatınızı yarattığına inanır. Dünyaya yaydığınız enerji size geri döner. Aynı şey elbette olumsuz düşünceler için de geçerlidir. Çekim yasasını kullanmanın bir tekniği, bir hedefi görselleştirmeyi ve ardından bu hedefi zaten başardığınıza inanmayı içerir. 

Teori, hayatınızın gidişatının nihayetinde kontrolünüz altında olduğunu, pozitif olmanın gücünü kullanarak arzularınızı gerçekleştireceğinizi vurgular.

Yani zengin olmak için öncelikle bir milyon dolar kazanmayı hedeflemelisiniz. Ardından bunun nasıl görüneceğini ve nasıl hissettireceğini gözünde canlandırmalısınız. Sonrasında da yapmanız gereken tek şey beklemektir.

Çekim Yasası Fikri Nasıl Ve Ne Zaman Ortaya Çıktı?

Bu konsept bir süredir ortalarda olsa da, yapımcılığını Rhonda Byrne’ın yaptığı The Secret / Sır adlı belgeselin 2006’da piyasaya sürülmesi ve yazarın aynı adlı kitabı, çekim yasası fikrinin kısa sürede yaygınlaşmasını sağladı. Kitap sadece ilk üç yılda yazarına 300 milyon dolarlık bir servet getirdi. Haliyle bu kitabı aynı konu etrafında dönen daha onlarca kitap izledi.

Ancak aslında çekim yasasının kökleri aslında çok eskilere dayanmaktadır. Temelinde, doğru yönlendirilen düşüncenin kişinin yaşamını etkileyeceğini savunan 19. yüzyıl metafizik-dini şifa kült hareketi olan New Thought yani Yeni Düşünce hareketi ile ilişkilidir. Yeni Düşünce hareketi, insanların düşüncelerinin gücüyle ilahi sırları daha iyi anlayacaklarını iddia ediyordu. “Yeni Düşünce” terimi, kişinin düşüncelerinin daha iyi bir yaşam sürmenin sırlarını çözebileceğini ifade ediyordu.

Phineas Parkhurst Quimby (1802-1866)

New Thought, mesmerism adı verilen bir hipnoz biçimi kullanan ve telkin gücüyle insanları iyileştirebileceğini iddia eden Phineas Quimby tarafından kuruldu. Felsefesinin tamamı, tüm fiziksel hastalıkların, hastanın yanlış inançlarının bir sonucu olarak akıldan türediği fikrine dayanıyordu. Kanserden vebaya kadar her şeyin tedavisinin kişinin inançlarını değiştirmesinde yattığı sonucu çıkar. Ancak1890’lara gelindiğinde, Yeni Düşünce hareketi, dikkati hastalıkları tedavi etmekten uzaklaştırmıştı. Bunun yerine, zihnin maddi başarı yaratma gücüne odaklandı 

Çekim yasası, bu akıma çok benzer. Tek farkı din merkezli değildir. Ayrıca fiziksel hastalıkların kötü düşüncelerin sonucu olduğunu iddia etmez. “Çekim Yasası” terimi ilk olarak 1906 yılında William Walker Atkinson’ın kitaplarında karşımıza çıkar.

Enerji, titreşim, rezonans gibi modern jargonda yer alan kavramlar bu biçimde hayatımıza girer. Daha sonrasında da aynı kavramlar, kişisel gelişim kitaplarının ilk çıkış noktası olan Amerikalı yazar Napoleon Hill’in kitaplarında yer alacaktır. Nihayetinde de 2006 yılındaki The Secret tarafından yaygınlaşır.

Çekim Yasası Nasıl Çalışır?

Çekim yasası, elde etmek istediğiniz şeye odaklanarak kendi realitenizi şekillendirmenize izin verir. Bu hedefler belirlemek ve onlara en iyi şekilde nasıl ulaşılacağını planlamakla aynı şey değildir. Çekim yasasında eylem fikri her zaman arka plandadır. Bunun yerine, bu yasayı uygulamaya başlayan insanlara, direksiyonu “evrenin” almasına izin vermeleri talimatı verilir. Çünkü fırsatlar, insanlar ve kaynaklar, siz onlara açık olduğunuz ve doğru zihniyete sahip olduğunuz sürece birdenbire ortaya çıkacaktır.

Çekim yasasının bir diğer temel ilkesi de, eğer gerçekten bir hedefe ulaşmak istiyorsanız, ona ulaşmaktan asla şüphe duymamanızdır. Şüphe fikri, her şeyden önce olumsuzdur ve olumsuz düşünceleri olabildiğince uzak tutmaya teşvik edilirsiniz. 

Çekim yasasına göre tesadüf diye bir şey yoktur. Bunun yerine, düşünceleriniz ve duygularınız, mıknatıslar gibi manyetik özelliklere sahiptir. Ayrıca evrende titreşen ve rezonansa giren frekanslarla tanımlanmaktadır Sonucunda aynı frekansları paylaşan olaylar ve insanlar birbirine çekilecektir. Yani pozitif düşünce frekansları pozitif şeyleri çeker ve bunun tersi de geçerlidir.

Çekim Yasası Neden Bilimsel Değildir?

The Secret gibi kitaplar genellikle bilimsel jargonu ve gerçek bilimsel kavramları temelsiz ve asılsız biçimde birbirine karıştırır. Zihnin işleyişini ve evrendeki her şeyin bağlantılı olduğunu açıklamak için mıknatıslar, enerji ve kuantum mekaniği hakkında bir çok kavramı bu kitapta da okumanız olasıdır.

Rhonda Byrne’nin bu kitabı Çekim Yasası ile ilgili en ünlü ve alıntı yapılan eserlerden biridir.

Düşüncenin madde üzerindeki gücünü kanıtlayan ve sıkça alıntılanan bir ‘bilim çalışması’ Masaru Emoto’nun su ve pirinç deneyleridir. İddiaya göre, su kristallerinin şekilleri konuşma, müzik gibi her türlü ses ve düşüncenin içeriğinden etkilenmektedir. Yani bir başka deyişle, suyun konuşmalarımızı anladığı savunulmaktadır. İltifat gibi olumlu içeriklerin yer aldığı konuşmaların yapıldığı su kristalleri daha düzgün şekle sahip olduğu; hakaret sözleri dinletilen su kristallerinin daha şekilsiz olduğu öne sürülmektedir.

Ancak bazı kaynaklarda daha güvenilir olması açısından adının başına profesör doktor unvanı eklense de aslında Emoto bir bilim insanı değildir. Yazarın, Uluslararası İlişkiler lisans eğitimi ve bir alternatif tıp sertifikası dışında herhangi bir akademik unvanı ya da diploması yoktur. Çekim yasası ile ilgili diğer sözde kanıtların hepsi şüpheli dergilerde yayınlanmış ve kusurlu metodoloji kullanmıştır.

Peki Neden Bu Kadar Çok İnsan İnanıyor?

Çekim yasası, düşüncemizdeki içsel kusurlar nedeniyle mantıklı görünüyor. Bunların başında doğrulama yanlılığı yani kişinin önceki inançlarını veya değerlerini onaylayan veya destekleyen bir şekilde bilgiyi arama, yorumlama, tercih etme ve hatırlama eğilimi mantık hatası yer alıyor. Bu bağlamda, insanlar olumlu sonuçlarla örtüşen şeyleri, olmayanlardan daha sık hatırlama eğilimindedir. ‘Yıldızlar bir hizaya geldiğinde’ bir iş görüşmesi için çağrıldıysak bunu hatırlarız. Ancak hiçbir şey olmadı diğer durumları pek de hesaba katmayız.

Olumlu düşüncenin, olumsuz düşünceye göre kişilerin psikolojisine hatta sağlığına iyi geldiği, düşünce ve duygularımızın dünyayı nasıl deneyimlediğimizi etkilediği, herkesin bildiği bir gerçektir. Bu nedenle yine de olumlu düşünmenizi öneriyoruz. Ancak Çekim yasası, iyimser olmakla ilgili değildir.

Hayat pozitiflerden ibaret değil. Her şeye olumlu bir dönüş yapamazsınız ve hayatınızın olumsuz yönlerini görmezden gelmek genellikle onları daha da kötüleştirir. Gerçek şu ki, evren rastgeledir ve hayat adil değildir ve eylemlerimizden sorumlu olmamıza rağmen, bu dünyadaki her şey kontrolümüz altında değildir. Sonuç olarak evrenin bizim düşüncelerimize göre şekil aldığını, başımıza gelenlerin sadece bizim düşüncelerimizin sonucu olduğunu iddia etmenin hiçbir mantıksal ve bilimsel yönü yoktur.



Kaynaklar ve ileri okumalar


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz