SOSYAL BİLİMLER

Doğrulama Eğilimi: Doğru Bildiklerinizden Emin misiniz?

Doğrulama eğilimi, yeni bilgileri var olan mevcut teorilerle, dünya bakışıyla ve inançlarla uyumlu olacak şekilde yorumlamaktan adını alır.

Başka bir deyiş ile görüşlerimizle çelişen yeni bilgileri işin kolayına kaçıp ve eleme eğilimindeyiz. Oysa ki Aldous Huxley’in dediği gibi “Sırf onları görmezden geldiğimiz için hakikatler ortadan kalkmaz.”

Bu konu ile ilgili aşağıdaki deney oldukça ilginçtir.

Bir profesör öğrencilerine 2-4-6 şeklinde bir sayı sıralaması verir ve öğrencilerden sıralamanın kuralını bulmalarını ister bu esnada da kuralı bir kâğıdın arkasına yazar.

Katılımcılar sıralamada bir sonraki sayıyı söyleyecekler, profesör de kağıdın arkasına yazdığı kuralı kontrol edecektir. Öğrenciler istedikleri kadar sayı söyleyebilir ancak kurala dair tek bir tahminde bulunabilirler.

Elbette sıralamaya bakarak ilk akla gelen sayı 8, öğrencilerde aynen böyle düşünür. Profesör “kurala uygun” diye yanıt verince öğrenciler, emin olmak için, “10”, “12” ve “14” sayılarını dener. Profesör bu sayıların da“kurala uygun” olduğunu söyler.

Öğrenciler sonuçta karar kılar: “Kural şudur: Son sayının üzerine 2 ekle.” Profesör hayır anlamında başını sallar: Kâğıdın arkasında yazan kural bu değildir.

Yalnızca bir öğrenci soruya farklı yaklaşır, “4” sayısını dener. Profesör “kurala uygun” olduğunu söyler. “7?” “Kurala uygun. “Öğrenci bir süre daha değişik sayılar dener: “Eksi 24”, “9”, “eksi 43”. Bir fikri vardır ve bu fikrin yanlışlığını kanıtlamaya çalışıyordur.

Sonunda fikrini açıklar: “Kural, her sayının bir önceki sayıdan daha büyük olması.” Profesörün kağıdında tam olarak bu yazmaktadır.

Bu zeki öğrenciyi diğerlerinden ayıran neydi?

Diğerleri sadece teorilerini doğrulamaya uğraşırken o öğrenci teorisinin yanlışlığını kanıtlamaya çalışıyordu ve tamamen bilinçli olarak doğrulamayan kanıtları arıyordu.

Elbette hayatımızda, bazı şeyleri doğru kabul etmeden yapamayız. Ama bir kuram ne kadar belirsiz ise, doğrulama eğilimi de o kadar güçlüdür.

“İnsanlar iyidir” fikriyle hayatı yaşayan biri, bu kuramına yeterli doğrulama bulacaktır. “İnsanlar kötüdür” fikriyle yaşayan da. Kendi bakış açısına ters düşen durumları eleyip çıkaracak ve dünya görüşü için tonlarca doğrulama elde edecektir.

Başarı ve kişisel gelişim kitapları yazılır. “Meditasyon mutluluğun anahtarıdır.” Bu tez için yazarın yığınla doğrulayıcı örneği olur elbette. Ancak doğrulamayan kanıtları aramak ise beyhude: Meditasyonsuz mutlu olan insanlar ve meditasyona rağmen mutsuz olanlar.

Ne kadar çok okurun bu tür kitaplara aldandığını görmek yürekler acısı bir durum.

İnternet aynı düşünenlerle bir araya gelmemizi kolaylaştırır. Kendi fikirlerimizi destekleyen blogları, yazıları okuruz. Haberlerin kişiselleştirilmesi karşı fikirlerin ekranımızda hiç görünmemesini sağlar. Zamanla aynı düşünenlerin bulunduğu sanal topluluklarda giderek daha çok hareket etmeye başlarız ki bu da doğruluma eğilimini daha da güçlendirir.

Peki, bu durumdan kendimizi nasıl koruyabiliriz?

Doğrulama eğilimine karşı savaşın. Doğrulamayan kanıtları aramaya çalışın. İnsanın en sevdiği kuramlarını yok etmesi zor iştir, ama açık fikirli biri bundan kaçamaz.

İleri okumalar:

Kaynak: Rolf Dobelli;Hatasız Düşünme Sanatı: Yapmamanız Gereken 52 Düşünce Hatası

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı