İnkarın Gücü ve Doğrulama Yanlılığı Eğilimi

Doğrulama yanlılığı (İngilizce: confirmation bias) yeni bilgileri var olan mevcut teorilerle, dünya bakışıyla ve inançlarla uyumlu olacak şekilde yorumlamaktan adını alır. Bu önyargı, mevcut inançlarımızı veya fikirlerimizi doğrulayan bilgileri seçme eğilimimizdir. 

Başka bir deyiş ile görüşlerimizle çelişen yeni bilgileri işin kolayına kaçıp ve eleme eğilimindeyiz. Bu bilişsel önyargı, en çok kökleşmiş, ideolojik veya duygu yüklü görüşler durumunda belirgindir. Oysa ki Aldous Huxley’in dediği gibi “Sırf onları görmezden geldiğimiz için hakikatler ortadan kalkmaz.”

“İnsanlar iyidir” fikriyle hayatı yaşayan biri, bu kuramına yeterli doğrulama bulacaktır. “İnsanlar kötüdür” fikriyle yaşayan da. Kendi bakış açısına ters düşen durumları eleyip çıkaracak ve dünya görüşü için tonlarca doğrulama elde edecektir.

İnternet aynı düşünenlerle bir araya gelmemizi kolaylaştırır. Kendi fikirlerimizi destekleyen blogları, yazıları okuruz. Haberlerin kişiselleştirilmesi karşı fikirlerin ekranımızda hiç görünmemesini sağlar. Zamanla aynı düşünenlerin bulunduğu sanal topluluklarda giderek daha çok hareket etmeye başlarız ki bu da doğruluma eğilimini daha da güçlendirir.

İnkarın Gücü ve Doğrulama Yanlılığı Eğilimi

Pek çok bilim insanının işaret ettiği gibi, zihinlerimiz modern dünyayı idare edecek donanıma sahip değildir. Kanıtları değerlendirmek (özellikle karmaşık veya belirsiz olduğunda) büyük miktarda zihinsel enerji gerektirir. Beynimiz kısayolları tercih eder. Bu, özellikle baskı altındayken karar vermek için gereken zamandan tasarruf sağlar. 

Doğrulama Yanlılığı Kararlarımızı Nasıl Bulanıklaşır?

Doğrulama yanlılığının karmaşıklığı, kısmen kavramın farkında olmadan bunun üstesinden gelmenin imkansız olmasından kaynaklanmaktadır. Taraflı bir görüşle çelişen kanıtlar gösterilse bile, onu mevcut bakış açımızı güçlendirecek bir şekilde yorumlayabiliriz.

Doğrulama yanlılığı kararlarımızı bulanıklaştırır. Yalnızca sayısal rakamlardan oluşsa bile, bize bilginin çarpık bir görünümünü verir. Bunu anlamak, bir kişinin dünya görüşünü veya daha doğrusu bizim ona bakış açımızı değiştirmede başarısız olamaz. Lewis Carroll, “Biz olduğuna inandığımız şeyiz” dedi, ancak öyle görünüyor ki dünya da bizim olduğuna inandığımız şeydir.

Doğrulama yanlılığı bir şekilde anılarımızla bağlantılıdır. İnançlarımızı destekleyen kanıtları hatırlama eğilimimiz vardır. Orijinal bilgi ne kadar tarafsız olursa olsun, seçici hatırlamanın kurbanı oluruz. Leo Tolstoy’un yazdığı gibi:

En zor konular, en yavaş zekalı adama, onlar hakkında henüz bir fikir oluşturmadıysa açıklanabilir; ama en basit şey, bildiği şey hakkında hiçbir şüphe duymayan zeki bir insana, ne kadar gerçeklerle desteklense bile açıklanamaz.

Okuma Önerisi: İnsanları Düşüncelerinin Hatalı Olduğuna Neden İkna Edemeyiz?

Çelişkili Kanıtları Neden Gözardı Ediyoruz?

Doğrulama yanlılığının varlığını ilk öğrendiğinde, birçok kişi etkilendiklerini inkar eder. Sonuçta çoğumuz kendimizi zeki, mantıklı insanlar olarak görüyoruz. Öyleyse, açık ampirik kanıtlar karşısında bile inançlarımız nasıl devam edebilir? Bir şeyin doğru olmadığı kanıtlandığında bile, pek çok aklı başında insan, sonraki bilişsel uyumsuzluğu hafifletmenin yollarını bulmaya devam eder.

Bunun çoğu, bilişsel tutarlılığa olan ihtiyacımızın sonucudur. Bilgi bombardımanı altındayız. Diğer insanlardan, medyadan, deneyimlerimizden ve çeşitli diğer kaynaklardan sürekli bilgi akışı ile karşı karşıyayız. Aklımız, maruz kaldığımız verileri kodlamak, saklamak ve geri getirmek için kestirme araçlar bulmalıdır. Bunu yapmamızın bir yolu, bilişsel kısayollar ve modeller geliştirmektir. Bunlar yararlı veya yararsız olabilir.

Doğrulama yanlılığı var olan daha az yararlı buluşsal yöntemlerden biridir. Yorumladığımız bilgiler mevcut inançlardan etkilenir, yani onu hatırlama olasılığımız daha yüksektir. Sonuç olarak, dünya görüşümüzü güçlendiren daha fazla kanıt görme eğilimindeyiz. Doğrulayıcı veriler ciddiye alınırken, doğrulayıcı olmayan veriler şüpheyle ele alınır. Bilgiyi algılayış biçimimiz derin önyargıya tabidir.

Dünya görüşümüzü sürekli olarak değerlendirmek yorucu, bu yüzden onu güçlendirmeyi tercih ediyoruz. Ayrıca farklı fikirleri kafamızda tutmak zor bir iştir. Sadece birine odaklanmak çok daha kolay.

Bilim, bilgi ve cehaletin sınırında ilerler. Biz bilmediklerimizi itiraf etmekten korkmuyoruz; bunda utanılacak bir şey yok. Utanılacak tek şey, tüm cevapları biliyormuş gibi davranmamızdır.

Neil deGrasse Tyson

Sonuç Olarak

Bu makale, onay önyargısının sizi nasıl etkilediğini değerlendirmeniz için bir fırsat sağlayabilir. Önceki paragraflara dönüp şunu sormayı düşünün:

  • Hangi konuları sorgulamadan, otomatik olarak katılıyorum?
  • Farkına varmadan hangi kısımları görmezden geldim?
  • Kabul ettiğim veya katılmadığım noktalara nasıl tepki verdim?
  • Bu düşünce, zaten sahip olduğum fikirleri doğruladı mı? Neden?
  • Ya bu fikirlerin tersini düşünürsem

Doğrulama eğilimine karşı savaşın. Doğrulamayan kanıtları aramaya çalışın. İnsanın en sevdiği kuramlarını yok etmesi zor iştir, ama açık fikirli biri bundan kaçamaz.

Kaynak: Confirmation Bias And the Power of Disconfirming Evidence; https://fs.blog/2017/05/confirmation-bias/

Matematiksel

Sibel Çağlar

7 yıl Kadıköy Anadolu Lisesinin devamında lisans eğitimimi Marmara Üniversitesi İng. Matematik öğretmenliği üzerine tamamladım. Devamında 20 yıl çeşitli özel eğitim kurumlarında matematik öğretmenliği ve eğitim koordinatörlüğü yaptım. 2015 yılında matematiksel.org web sitesini kurdum. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu