Doğrulama yanlılığı (confirmation bias), insanların mevcut dünya görüşlerini destekleyen bilgileri kabul etme, buna karşı çıkan bilgileri ise reddetme eğilimidir. Bu dünya görüşleri; inançları, tutumları, değerleri ve alışkanlıkları kapsar. İnsan zihni çoğu zaman zaten doğru olduğuna inandığı şeyleri doğrulamaya çalışır..

Örneğin yıllar önce izlediğiniz eski bir film sizi derinden etkilemiş olsun. Geçtiğimiz günlerde Netflix’te gezinirken filme yeniden rastladınız ve tekrar izlediniz. Ertesi gün sosyal medyada filmle ilgili bir paylaşım gördünüz. Birkaç saat sonra ise bir arkadaşınız size filmin oyuncularından biri hakkında bir haber gönderdi.
Bu noktada insan ister istemez düşünmeye başlıyor: “Acaba evren bana bir mesaj mı veriyor?” Elbette hayır. Aslında yalnızca doğrulama yanlılığını deneyimliyorsunuz.
Çünkü Netflix’te onlarca içerik arasında dolaştınız, sosyal medyada zaten sinema hesaplarını takip ediyorsunuz ve arkadaşınız size sık sık filmle ilgili şeyler gönderiyor. Ancak zihniniz, bütün bu bilgi akışı içinden özellikle o filmle ilgili olanları seçip öne çıkarıyor; geri kalanları ise büyük ölçüde görmezden geliyor.
Doğrulama Yanlılığı Nedir?
Klasik bir düşünce deneyini ele alalım. Bir kart oyunu şirketinde kalite kontrol görevlisi olduğunuzu düşünün. Göreviniz, kartların belirli kurallara uyup uymadığını mümkün olduğunca hızlı ve doğru biçimde kontrol etmek. Kartların bir yüzünde harf, diğer yüzünde ise sayı bulunuyor. Kural ise oldukça basit: Eğer kartın bir yüzünde sesli harf varsa, diğer yüzünde çift sayı olmalı. Kurala uymayan tek bir kart bile çıkarsa tüm seri iptal ediliyor.

Üretim bandından dört kart geliyor: A, D, 4 ve 7. En az sayıda kart çevirerek kuralın doğru olup olmadığını kontrol etmeniz gerekiyor. Hangi kartları çevirirsiniz?
Çoğu insan yalnızca A kartını çevirmeyi seçer. Çünkü A bir sesli harftir ve arkasında çift sayı olup olmadığını kontrol etmek gerekir. Eğer arka tarafta tek sayı varsa kural bozulmuş olur. Ancak doğrulama yanlılığı tam da burada ortaya çıkar.
Sadece A kartına bakmak, kuralı doğrulamaya çalışmaktır; fakat gerçekten test etmek için yeterli değildir. Kuralı tam anlamıyla sınamak istiyorsanız 7 kartını da çevirmeniz gerekir. Çünkü 7 tek sayıdır ve arkasında sesli harf varsa kural ihlal edilmiş olur.
Bu yaklaşım “yanlışlama” (falsification) olarak adlandırılır ve bilimsel düşüncenin temel ilkelerinden biridir. Bilim insanları yalnızca bir fikri doğrulamaya çalışmaz; aynı zamanda onu çürütmeye de çalışır. Bir hipotezin güvenilir olması için hem doğrulama hem de yanlışlama testlerinden geçmesi gerekir. Doğrulama yanlılığı ise insanların çoğu zaman bu ikinci adımı atlamasına neden olur.
Çelişkili Kanıtları Neden Göz Ardı Ediyoruz?
Bir başka örnek düşünün: Bir barda çalışıyorsunuz ve göreviniz, yalnızca 21 yaşından büyük kişilere alkol servis edildiğinden emin olmak. Barın önünde dört kişi var. Soldan sağa baktığınızda ilk kişinin elinde bira, ikincinin elinde kola olduğunu görüyorsunuz. Üçüncü kişi 22 yaşında, son kişi ise 18 yaşında. Kimin kimliğini kontrol etmeniz gerekir?
İlk bakışta biralı müşteriyi kontrol etmek yeterli gibi görünebilir. Bu, doğrulayıcı davranıştır; yani kuralın uygulanıp uygulanmadığını destekleyen bilgiye bakarsınız. Ancak kuralı gerçekten test etmek için 18 yaşındaki kişinin ne içtiğini kontrol etmeniz gerekir. Çünkü kuralı ihlal etme ihtimali olan kişi odur.
Eğer bunu gözden kaçırırsanız zamanla yalnızca doğrulayıcı ipuçlarına güvenmeye başlayabilirsiniz. Örneğin birinin saçının beyaz olması ya da sakallı görünmesi, onun yasal yaşta olduğunu varsaymanıza neden olabilir. Böyle durumlarda doğrulama yanlılığı giderek alışkanlığa dönüşür ve hataları fark etmek zorlaşır.
İlginç olan şu ki, insanların yanlışlama yapma eğilimi problemin türüne göre değişir. 1982 yılında psikologlar Richard Griggs ve James Cox, insanların bar örneğinde doğru cevabı bulma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu gösterdi. Katılımcıların yaklaşık dörtte üçü doğru seçimi yaptı. Ancak aynı araştırmacılar, soyut kart problemini yeniden uyguladıklarında neredeyse hiç kimsenin doğru cevabı veremediğini gördü.
Bu sonuç önemli bir noktaya işaret eder: İnsanlar gerçek hayatla bağlantı kurabildikleri durumlarda kuralları test etme konusunda daha başarılıdır. Çünkü toplumsal kuralların ihlal edilmesini önlemek isterler. Buna karşılık günlük yaşamda çoğu insan, düşüncelerini yanlışlayacak bilgileri aktif olarak aramaz. Doğrulama yanlılığının gücü de tam olarak burada ortaya çıkar.
Şu soruyu düşünün: “İş-yaşam dengenizden memnun musunuz?” Büyük ihtimalle fazla düşünmeden “evet” diyebilirsiniz. Çünkü soru, mevcut hissinizi doğrulamanızı ister. Ancak soru şu şekilde sorulsaydı durum değişebilirdi: “İş-yaşam dengenizden memnun değil misiniz?” Bu kez zihniniz, düşüncenizi yanlışlayabilecek örnekleri aramaya başlar.
Aslında iki soru da aynı konuya odaklanır; fakat zihinsel olarak farklı süreçleri harekete geçirir. İlk soru doğrulamayı, ikinci soru ise sorgulamayı teşvik eder.
Doğrulama Yanlılığına Düşmemek İçin:
Günümüzde hepimiz büyük bir bilgi bombardımanı altında yaşıyoruz. Bu yüzden hangi bilginin güvenilir, hangisinin yanıltıcı olduğunu ayırt etmek giderek zorlaşıyor. Ancak doğrulama yanlılığının nasıl çalıştığını fark etmek, onun hayatımız üzerindeki etkisini azaltmanın ilk adımıdır.
Bazı durumlarda doğrulama yanlılığı, kimliğimizi koruyan bir savunma mekanizmasına dönüşebilir. Özellikle güçlü değerlerimiz ve temel inançlarımız söz konusu olduğunda, onlara ters düşen bilgiler çoğu zaman taraflı biçimde yorumlanır. Hatta karşıt bilgi daha doğru ya da daha kanıta dayalı olsa bile, mevcut düşüncelerimizi daha da sertleştirebilir.
Yine de araştırmalar, insanların özellikle olgulara dayanmayan inançlarını zamanla değiştirebildiğini gösteriyor. Bazıları için bunun gerçekleşmesi tekrar tekrar doğru bilgiyle karşılaşmayı gerektirirken, bazı insanlar fikirlerini hiç değiştirmeyebiliyor.
Doğrulama yanlılığının bir başka sonucu da çürütülmüş inançların varlığını sürdürmesidir. Bu durum özellikle tarikatlar ve kapalı ideolojik gruplarda açıkça görülebilir. Örneğin Heaven’s Gate adlı tarikat, 1995 yılında keşfedilen Hale-Bopp kuyruklu yıldızının arkasında bir uzay gemisinin gizlendiğine inanıyordu.
Tarikat üyeleri bunu görmek için güçlü bir teleskop bile satın aldı. Elbette herhangi bir uzay gemisi görmediler. Ancak inançlarını sorgulamak yerine teleskobun bozuk olduğuna karar verdiler. Yani insanlar bazen inançlarını değiştirmek yerine gerçeği reddetmeyi tercih edebiliyor.
Bu yanlılık, olaylar arasında hayali bağlantılar kurmamıza da neden olur. İnsan zihni örüntü bulmayı sever. İki olay art arda gerçekleştiğinde aralarında anlamlı bir ilişki olduğunu düşünmeye eğilimliyizdir. “Deprem havası” inancı bunun iyi bir örneğidir.
Böyle bir şey yoktur; ancak insanlar depremden önceki hava durumunu hatırlayıp ikisi arasında bağlantı kurar. Çünkü zihnimiz geçmiş deneyimlerden geleceği tahmin etmeye çalışır. Böylece aslında ilgisiz olaylar bile birbirine bağlıymış gibi görünür.
Sonuç Olarak
Doğrulama yanlılığı, anlam arayan ve örüntü kurmaya çalışan zihnimizin doğal bir parçasıdır. Onu tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. Hatta günlük kararlarımızın çoğunu bu zihinsel kestirmeler sayesinde hızlıca verebiliriz. Ancak yanlılığın ne zaman devreye girdiğini fark etmek büyük önem taşır. Asıl mücadele, düşüncelerimizi sürekli doğrulamak yerine zaman zaman onları sorgulamayı da öğrenmektir.
Kaynaklar ve ileri okumalar:
- Ling, R. (2020). Confirmation bias in the era of mobile news consumption: The social and psychological dimensions. Digital Journalism, 8(5), 596–604. https://doi.org/10.1080/21670811.2020.1766987
- Lord, C. G., Ross, L., & Lepper, M. R. (1979). Biased assimilation and attitude polarization: The effects of prior theories on subsequently considered evidence. Journal of Personality and Social Psychology, 37(11), 2098–2109. https://doi.org/10.1037/0022-3514.37.11.2098
- How Confirmation Bias Works; yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2021; Bağlantı: https://www.verywellmind.com
- Lord, C. G., Ross, L., & Lepper, M. R. (1979). Biased assimilation and attitude polarization: The effects of prior theories on subsequently considered evidence. Journal of Personality and Social Psychology, 37 (11), 2098–2109.
Matematiksel




İlginç bir yazi