Tarihin en dikkat çekici ütopya denemelerinden biri, 1960’ların sonlarında ABD’nin Maryland eyaletinde gerçekleşti. Bir ahırın içinde kurulan özel bir yaşam alanında yürütülen ve birkaç yıl süren bu çalışma, bugün “Universe 25” ya da “Evren 25 Fare Deneyi” olarak bilinir.

22 Haziran 1972’de John Calhoun, bir zamanlar binlerce farenin yaşadığı canlı bir metropolün artık terk edilmiş kabuğuna bakıyordu. Nüfus 122’ye düşmüştü ve çok geçmeden bu son sakinler de ölecekti.
Calhoun bir doğal afetten ya da nükleer felaketten sağ çıkmış biri değildi. O, bir araştırmacıydı ve aşırı kalabalığın fare davranışları üzerindeki etkilerini inceleyen bir deney yürütüyordu. Ayaklarının önünde bütün çıplaklığıyla duran sonuçların ortaya çıkması yıllar almıştı.
Universe 25 Deneyi Nasıl Gerçekleşti?
1968’de Calhoun, özel olarak tasarlanmış bir yaşam alanına dört fare çifti yerleştirerek deneyi başlattı. Burası, kemirgenler için gerçek bir cenet gibiydi. Çok sayıda “daire”, bol miktarda yuva malzemesi, sınırsız yiyecek ve su vardı. Bu küçük evrende kıt olan tek kaynak fiziksel alandı. Calhoun da cennette sorun çıkmasının yalnızca zaman meselesi olduğunu düşünüyordu.

Calhoun, onlarca yıldır kemirgenlerle benzer deneyler yürütüyordu. Ancak ironik biçimde, laboratuvar alanı yetersizliği nedeniyle bu deneyleri hep erken sonlandırmak zorunda kalmıştı. “Universe 25” adı verilen bu çalışma ise onun tamamlayabildiği ilk kalabalıklaşma deneyiydi.
Deneyin ilk 104 günü, farelerin çevreye uyum sağlamasıyla geçti. Bu süreçte, her biri kendi yaşam alanını belirledi ve yuvasını oluşturdu. Uyum döneminin ardından, hızlı bir üreme süreci başladı. Fare nüfusu, yaklaşık her 55 günde bir iki katına çıkıyordu. 315. güne gelindiğinde, popülasyon 620’ye ulaşmıştı.
Ancak nüfus arttıkça, Calhoun’un öngördüğü gibi, bu ütopya cehenneme dönmeye başladı. Nüfus yoğunluğu zirveye yaklaşırken büyüme hızı birden ve belirgin biçimde yavaşladı. Hayvanlar giderek daha saldırgan hale geldi, anormal cinsel davranışlar geliştirdi, yavrularını ihmal etmeye ve hatta onlara saldırmaya başladı.
Universe 25 Deneyi Sonuçları Nelerdir?

Sonunda Universe 25 daha da rahatsız edici bir aşamaya girdi. Kaosun içinde doğan fareler normal sosyal bağlar kuramıyor, kur yapma, çiftleşme ve yavru büyütme gibi karmaşık sosyal davranışları sürdüremiyordu. Erkekler diğer farelerle etkileşime girmek yerine takıntılı biçimde kendilerini temizlemeye yöneldi. Dişiler ise artık hamile kalmıyordu.
Bu süreçte Calhoun, dikkat çekici yeni bir davranış örüntüsü tespit etti: “Güzel Olanlar” (The Beautiful Ones) adını verdiği bir erkek fare grubu ortaya çıktı. Bu fareler yalnızca yiyor, içiyor, uyuyor ve tüylerini temizliyordu; hiçbir sosyal etkileşime ya da çiftleşme davranışına katılmıyorlardı. Görünüşleri sağlıklıydı ama psikolojik olarak tamamen izoleydiler.
Calhoun, bu son aşamada bazı fareleri yeni, sağlıklı sosyal ortamlara yerleştirerek önceki davranış örüntülerini yeniden öğrenip öğrenemeyeceklerini test etti. Ancak bu denemeler başarısız oldu. Hiçbir fare, işlevsel sosyal davranışlara geri dönmeyi başaramadı. Sonunda koloni tamamen yok oldu.

Universe 25 Deneyi Neyi Kanıtladı?
Calhoun’un on yıl önce, laboratuvara dönüştürdüğü bir ahırda fareler üzerinde yürüttüğü çalışmalar zaten büyük ilgi çekmiş ve dünyanın farklı yerlerindeki gazetelerde haber olmuştu. Ancak Evren 25’teki farelerle birlikte kalabalıklaşma, nüfus artışı ve aşırı nüfusun kemirgenler üzerindeki tehlikelerine dair araştırmaları onu uluslararası ölçekte tanınır hale getirdi.
Calhoun’un çalışmaları New York Times, Washington Post, Time, Der Spiegel ve başka pek çok yayında yer aldı. Time dergisinin 1971’de yayımladığı Population Explosion: Is Man Really Doomed? başlıklı yazıda ise yazar karamsar bir uyarıda bulunuyordu. İnsanlığın hızla artan milyonlarını beslemenin bir yolu bulunsa bile, insanların Dr. John Calhoun’un beyaz farelerinin yaşadığına benzer ruhsal bir kaderle karşılaşabileceğini söylüyordu. Aynı yılın nisan ayında ABD Senatosu, Calhoun’un kemirgenlerde aşırı nüfus üzerine yaptığı çalışmaları ve bunların insan türü açısından ne anlama gelebileceğini tartıştı.
Pek çok kişi Calhoun’un aşırı kalabalık ve nüfus dinamikleri üzerine çalışmalarını bir kıyamet habercisi gibi gördü. Ancak Calhoun bunu böyle okumuyordu. O, kemirgenlerle yaptığı çalışmaların yalnızca uyarıcı değil, aynı zamanda yol gösterici olduğunu düşünüyordu. Ona göre bu deneyler, insan nüfusundaki olası bir patlamayı önlemek için izlenebilecek yolları da gösterebilirdi.
Calhoun’un çalışmalarının en derin etkisi, birçok bakımdan akademik çevrelerin çok daha ötesine geçti. Gazete ve dergilerde çıkan sayısız haber sayesinde çalışmaları kamuoyunun zihnine yerleşti. Calhoun’un fikirleri sinema yapımcılarının, kurgu ve kurgu dışı yazarların da ilgisini çekti. Tom Wolfe’un 1968’de yayımlanan The Pump House Gang adlı kitabının birçok sayfası, Calhoun’un “davranışsal çöküntü” fikrine gönderme yapıyordu.

Kariyerinin ilerleyen dönemlerinde Calhoun daha da iddialı bir yöne yöneldi. İnsanlığın ortak yaratıcılığını artıracak bir tür “dünya beyni” fikri üzerinde durdu. Bugünün internet ağlarını andıran bu düşünceye göre, insanlar beyinlerinin ötesine uzanan teknolojik sistemlerle daha karmaşık sorunları çözebilirdi.
Sonuç Olarak
1995’teki ölümüne dek John B. Calhoun, Universe 25 deneyinde gözlemlenen toplumsal çöküşün nedenlerini anlamak ve bu sorunlara çözüm üretmek amacıyla çalışmalarını sürdürdü. Deneylerinde kullandığı düzenekleri ve kontrol mekanizmalarını değiştirerek, benzer koşullar altında çöküşü engellemenin yollarını araştırdı.
Calhoun’un deneyleri bir dönem büyük ilgi görse de akademide kalıcı bir yer edinemedi. Bunun nedenlerinden biri, çalışmalarının çoğunu ana akım bilim dergilerinde yayımlamamasıydı. Ayrıca fare davranışlarını “Güzel Olanlar” gibi insana özgü ifadelerle anlatması, zamanla bilimsel çevrelerde sorunlu görüldü.
Bugün Calhoun’un bulguları hayvan davranışı ve psikoloji literatüründe sınırlı yer tutar. Yine de Universe 25 deneyi, popüler kültürde yaşamayı sürdürür. Çünkü fareler için kurulan bir ütopyanın distopyaya dönüşmesi, insan toplumları hakkında hem ürkütücü hem de düşündürücü bir metafor sunar.
Kaynaklar ve ileri okumalar için:
- Calhoun JB. Death squared: the explosive growth and demise of a mouse population. Proc R Soc Med. 1973 Jan;66(1 Pt 2):80-8. PMID: 4734760; PMCID: PMC1644264.
- Universe 25: The Mouse “Utopia” Experiment That Turned Into An Apocalypse. Yayınlanma tarihi: 22 Eylül 2021. Kaynak site: IFF Science. Bağlantı Universe 25: The Mouse “Utopia” Experiment That Turned Into An Apocalypse.
- Ramsden E. The urban animal: population density and social pathology in rodents and humans. Bull World Health Organ. 2009 Feb;87(2):82. doi: 10.2471/blt.09.062836. PMID: 19274352; PMCID: PMC2636191.
Size Bir Mesajımız Var!
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel



