Psikoloji

Fareler Bize Umut Etmenin Gücü Hakkında Ne Öğretebilir?

Hepimizin bildiği bir durumdur. İnsanlar, herhangi bir nedenle, hayatın artık yaşamaya değer olmadığına inanmaya başladıklarında, bu inanç kendi kendini gerçekleştirme eğilimindedir. Ancak bu durumun tam tersi de aslında geçerlidir. 60 yılını Johns Hopkins fakültesinde geçiren öncü bir psikobiyolog olan Curt Richter (1894–1988), “biyolojik saat” terimini tanıtmasıyla tanınır. 1957 senesinde Richter laboratuvarında asistanlarıyla beraber ilginç bir deney üzerinde çalışıyordu. Deneyin amacı su sıcaklığındaki değişimlerin canlıların vücut dirençleri üzerindeki etkisini ölçmekti.

Deneye maruz bırakılan farelerin su üstünde kalma süreleri incelendiğinde Curt Richter ilginç bir durum fark etti. Bazı fareler boğulmamak için uzun süre mücadele ederken bazıları kolay pes ediyor gibi gözüküyordu. Korku veya sevinç gibi duygulara kalbin verdiği fizyolojik tepkileri otonom sinir sistemi kontrol eder. Otonom sinir sisteminin iki bölümü vardır: Kalbi hızlandırmak ve kan basıncını artırmak için adrenalin kullanan savaş ya da kaç tepkisini yöneten “sempatik” sistem; ve tam tersi etkiye sahip, solunumu ve kalp atışını yavaşlatan, kan basıncını düşüren ve sindirimi artıran “parasempatik” sistem. Ancak 1950’li yıllarda otonom sinir sisteminin kalp üzerindeki etkileri hakkında hala anlamadığımız çok şey vardı. Bu nedenle Richter, deneyini daha sistemli bir biçimde yürütmeye karar verdi.

İlk aşamada 12 evcil fare kullandı. Çoğu fare birkaç dakika içinde hızla boğularak öldü. Ancak bazı fareler boğulmadan önce seksen saat veya daha fazla yüzdü. Curt Richter, deneyin ikinci aşamasında 34 yaban faresi kullandı. Açıkçası, Curt hayatta kalmak için bu farelerin daha sıkı bir şekilde savaşmalarını bekliyordu. Ancak yüzme yeteneklerine rağmen, 34 fareden hiçbiri birkaç dakikadan fazla hayatta kalmadı.

Richter deneyinde derinin altına yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla farelerin kalp atışlarını da ölçümlüyordu. Bu ölçüm sonuçları da ilginç bir duruma işaret ediyordu. Beklentilerin aksine EKG kayıtları, yenik düşen farelerin kalp atışlarında bir hızlanma yerine yavaşlama olduğunu gösteriyordu. Fareler savaş ya da kaç tepkisi yerine daha çok kabullenmiş ve umutsuzca sonlarını beklemiş gibi görünüyorlardı.

Deneyin görüntülerini hoşunuza gitmeyeceğini düşündüğümüz için yazının içine eklemiyoruz.

Umudun Gücü

Curt, bazı farelerin pes etmesine neyin sebep olduğunu düşündü ve umudun mücadele etme istekliliğinde kilit bir faktör olduğuna karar verdi. Ona göre, evcil fareler muhtemel daha önceden insanlardan yardım gördüğü için kurtarılma umuduna sahiplerdi. Bu nedenle savaşmaya devam ettiler. Ancak yaban fareleri bu deneyime sahip olmadıklarından kolayca vazgeçmişlerdi. Sempatik sinir sistemi beklenen tepkiyi vermemişti. Curt ikinci bir deneye karar verdi. Bu sefer deney koşulları farklıydı.

Aynı koşullarda fareleri suya attı ancak fareler tam vazgeçtiği, batmaya başladığı anda onları sudan çıkardı. Kuruladı ve birkaç dakika dinlenmelerine izin verdikten sonra araştırmanın ikinci bölümü için tekrar suya attı. Deneyin bitiminde farelerin tekrar suya konulduğunda ilkine göre çok daha uzun süre yüzdüğü anlaşıldı. Değişen tek şey daha önce kurtulmuş olmalarıydı, bu sefer umutları vardı. Richter farelere durumlarının umutsuz olmadığını öğretmenin – örneğin belirli aralıklarla kavanozdan serbest bırakmanın – onların yeniden saldırganlaşmasına ve kaçmaya çalışmasına neden olduğunu kaydetti.

İnsanlar ve fareler elbette çok farklı ancak bu deneyden öğrenebileceğimiz bir şey var. Çalışmanın etik kısmını bir an için bir kenara koyarsak, bu deney umudun hayatımızda oynayabileceği rolü vurgulamaktadır. Umutsuzluk içinde olmak, devam etmek için enerjimizi ve motivasyonumuzu elimizden alabilir. Ancak umut çok daha uzun süre dayanma gücü sağlar. Zor zamanlar, tanımı gereği zordur. Toplama kamplarından sağ çıkmayı başaranların ortak özellikleri kurtarılacaklarına olan inançlarını kaybetmemeleri, içinde oldukları zor koşullarda sadece hayatta kalmaya çalışarak beklemeleriydi. “Bir gün her şeyin daha iyi olacağını düşünmek umudumuz bugün her şeyin iyi olduğunu düşünmek yanılgımızdır. ” der Voltaire. Umudunuzun ve kendinize inancınızın tükenmemesi dileğimizle.

Kaynaklar ve İleri Okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz

Başa dön tuşu