Psikoloji

Capgras Sendromu: Gördüğünüz Herkes Sahtekar mı?

Sanrılar, dış gerçeklikle ilgili yanlış çıkarımlara dayanan yanlış inançlardır. Adını Joseph Capgras isimli psikiyatrdan alan Capgras sendromu, hasta tarafından iyi bilinen kişilerin sahtekar oldukları inancını içeren bir tür yeniden çoğaltma sanrısıdır.

Capgras Sendromu Nedir?

Bunu şöyle hayal edebiliriz: Hiçbir yakınınıza (özellikle fiziksel olarak) inanmıyorsunuz.. Anneniz size bir şey sormak için yanınıza geliyor ve siz onun annenizle yer değiştiren bir sahtekar olduğunu; yani anneniz kılığına girip sizi kandırmaya çalışan biri olduğunu düşünüyorsunuz. Veya arkadaş, veya eş/sevgili, veya çocuk. Bu şaşırtıcı hastalığın kesin sebebi bilinmese de hastalıkla ilgili vurgulanan durum, genelde başka psikolojik rahatsızlıklarla ortaya çıkıyor olduğudur. Şizofreni veya psikoz gibi. Yani hastalık, salt kendi varlığı ile ortaya çıkmamaktadır. Diğer yandan, Capgras Sendromunu anlamakla/anlatmakla ilgili tespitlerden biri için aşağıda göreceğiniz görsel açıklayıcı olacaktır:

Capgras Sendromundan mustarip hastalarda, bilinen bir yüzün tanınırlığını kaybetmesi durumu yok aslında. Bilinen yüz hatırlanıyor ancak o kişinin, zihnimizde temsil edilen kişi olmadığına, o kişinin yerine bir sahtekarın geçtiğine inanılıyor. Duygusal olarak tanıdığımız bir insanın yerine birinin geçtiğini düşünüyor ve bizi kandırmaya çalıştığına inanıyoruz. Bu noktada, Capgras Sendromu ile oldukça karıştırılan bir başka rahatsızlığa daha değinelim: Fregoli Sendromu..

Fregoli Sendromu

Leopoldo Fregoli,PsikolojikSendromlar

Sendrom, adını İtalyan Aktör Leopoldo Fregoli’den (1867-1936) alıyor. İtalyan Aktör sahnede hızlı şekilde yüzlerce kılığa girmesiyle nam salmıştır. Kendisi o kadar hızlı şekilde kılık değiştiriyormuş ki, Londra’da sahne aldığı bir gösteride başka Leopoldolar olduğu iddiaları yükselmiş. İddialar öyle bir boyuta gelmiş ki; Londra’da 27 yaşındaki bir kadın aktörü izledikten sonra her yerde onun yüzünü gördüğünü ve aktörün kendisini takip ettiğini söylemiş. Akabinde 1927 yılında Londra’da bu iddiada bulunan kadına ilk kez Fregoli Tanısı konmuş ve literatüre geçmiştir. Bu noktada Fregoli Sendromunda daha çok prozopagnozi yani yüz körlüğü hakimdir.

Capgras Sendromunda ise herkesin aynı kişi olarak görünmesi değil; hasta tarafından bilinen, tanınan bir kişinin birileri tarafından ele geçirildiği, daha doğrusu taklit edildiği sanrısı vardır. Konu üzerine Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Akademisyenlerinin ”Sanrısal Yanlış Tanıma: Capgras Sendromlu Bir olgu Sunumu” çalışmasından kısaltarak bir örnek (detaylar için linkten makaleye erişebilirsiniz) sunalım:

Göz atmak isterseniz: Takıntılar ve İlginç Psikolojik Sendromlar

Capgras Sendromlu Bir Vaka Örneği

”20 yaşında bekar, ortaokul mezunu, erkek hasta 2005 Ocak ayında polikliniğimize yemek yememe, su içmeme, kilo kaybı, anne ve babasını
tanımama, onların yerine başka birileri geçtiğini düşünme ve konuşamama yakınmaları ile başvurdu. Daha öncesinde psikiyatrik semptomları olmayan hasta yatışından bir yıl önce bir başka şehire çalışmaya gittiğinde bir transseksüelle cinsel ilişkiye girmesinin ardından pişmanlık ve suçluluk duyguları hissetmeye başlamıştı. Kirlendiğini, günah işlediğini düşünerek çalışmayı bırakmış ve ailesinin yanına dönmüş. Sürekli ailesini izliyor, durumunun anlaşılmasından endişe duyuyormuş.

Bir süre sonra anne ve babasının kendi ebeveynleri olmadığını, benzerleriyle değiştirildiklerini düşünmeye başlamış. Özgeçmişinde ve soygeçmişinde belirgin bir özellik bulunmayan hastanın, hastalığı öncesi sessiz, insanlarla kolay iletişime girmeyen, dini inançları güçlü bir kişilik yapısı varmış. Hastanın yapılan organik incelemelerindeki bulguları normal sınırlardaydı. Fizik ve nörolojik muayene ile patoloji saptanmadı.

Hastanın ruhsal durum muayenesinde özbakımı azalmıştı, düşünce içeriğine etrafta olup bitenlerin bir oyun olduğunu düşünme şeklinde sanrıları ailesinin özellikle anne ve babasının kendi ailesi olmadığına, benzerlerinin onların yerini aldığına dair sanrısal inanış (Capgras sendromu) vardı. Algı muayenesinde kendisini suçlayan insan sesleri şeklinde işitsel varsanılar saptanmaktaydı.

Yukarıda okuduğunuz vakada bu hastalıktan muzdarip olan erkek bir hasta ele alınmış; fakat bu hastalığın kadınlarda daha sık görüldüğü kaydedilmiştir. Ancak hastalığa dair vurgulanan bir diğer durum ise hastalığın sadece organik etmenlerle açıklanamayacak oluşudur.

Bu hastalıktan mustarip bir başka kişinin bu hastalıkla tanışması ise travmatik bir olayın ardından gerçekleşmiştir. Türk Psikiyatri Dergisinde yayımlanan bir çalışmada anlatılan vakada, üniversite 3. sınıf öğrencisi 23 yaşında bir kadın, anne-babası ve ablasının birlikte trafik kazası geçirmelerinin ardından, anne-baba ve ablasının öldüğü ama yakınlarının bunu kendisine üzülmemesi için söyleyemediklerini düşünme şeklinde başlamış. Kazadan sonra yaralı kurtulan anne-babasının bir şekilde onların yerine geçmiş insanlar olduğunu düşünüyormuş. İlgilenenlerin inceleyebilecekleri birkaç çalışma için:

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum ve İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde akademik görevimi sürdürüyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor.. (Instagram veya Facebook hesabım yoktur. Fotoğrafımı ve adımı kullanarak sahte hesap açıldığını öğrendiğim için bu bilgiyi belirtmek durumundayım.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.