Capgras Sendromu: Gördüğünüz Herkes Sahtekar mı?

Etrafınızdaki tanıdık şeylerin bir anda gözünüze garip bir biçimde görünmeye başladığını düşünün. 1923’te, Fransız psikiyatrist Joseph Capgras, Matmazel M olarak bilinen bir vakadan bizlere bahsetti. Bu kadın aile üyelerine benzeyen sahtekarların onların yerini aldığını ve kendisine zarar vermeyi planladığını düşünüyordu. Ayrıca, doğumda bir başkası ile karıştırıldığına ve kendisinin büyük bir servetin varisi olduğuna ikna olmuştu. Bu vaka günümüzde Joseph Capgras’ın adıyla Capgras Sendromu ya da Capgras sanrısı olarak bilinmektedir.

Sanrı veya diğer adıyla hezeyan gerçeklikle uyuşmayan, yanlış olduğunu gösteren kanıtlar olmasına rağmen değişmeyen inançları tanımlar. Capgras sendromu, sanrısal yanlış tanıma bozukluğu içinde tanımlanan bir bozukluktur. Hasta, yakın bir akrabasının bazen de kendisinin tıpatıp benzerleri ile değiştirildiğine inanır. Bunu şöyle hayal edebiliriz: Anneniz size bir şey sormak için yanınıza geliyor ve siz onun anneniz kılığına girip sizi kandırmaya çalışan biri olduğunu düşünüyorsunuz. Aslında bir çok farklı sanrı mevcuttur ve farklı biçimde adlandırılmaktadır. Örneğin;

  • Fregoli yanılsaması: Hasta doktor, hemşire, hasta bakıcı, kom­şu gibi birçok kişiyi, sözde kendisinin peşine düşmüş kişi olarak tanır. Yani hepsinin aynı kişi olduğunu düşünür.
  • İntermetamorfoz yanılsaması: Hasta çevresindeki insanla­rın birbirleriyle değiştiklerine inanır, yani A, B olur; B, C olur; C, A olur vs.
  • Reduplikatif Paramnezi: Hastalar bir yerin fiziksel olarak aynen kopyalanmış olduğuna inanırlar
  • Cotard sanrısı olarak bilinen başka bir sanrı ise hastaları gerçekten canlı değil, ölü veya çürümüş olduklarına ikna eder.

Tüm bu sanrılar, insanların gerçek ile yanlış inançları arasında ayrım yapamadığı durumlardır. Oldukça nasir görülmelerine rağmen en çok gözlenen ise Capgras sendromudur. Türkiye’de yapılan bir çalışmada, beş yıl içinde başvuran 920 hastanın sadece %1.3’ü bu yanılgıdan mustaripti. Sendrom, genelde şizofreni veya organik psikozla birlikte gözlenir. Bu az görülen psikiyatrik sendromun kökenine ilişkin kesin bir açıklama getirilememiştir. Capgras sendromunun başlangıcı eşlik ettiği hastalığın sü­resine bağımlı değildir. Herhangi bir zamanda ortaya çıkma ihtimali vardır.

Capgras Sendromunun Arkasındaki Sinirbilim

Bu sendrom ka­dınlarda ve erkeklerde eşit oranda ortaya çıkar ve özellik­le, hastalıklı oranda bir kuşkuculuğun varlığıyla ilişkilidir.

Capgras makalesinde hastasının, yerini sahtekarların aldığına inandığı kızı ve kocası gibi kendisine yakın olan kişilerin yüzlerini hatırlamakta zorluk çekmediğini belirtti. Bununla birlikte, kaybolmuş gibi görünen aşinalık unsuruydu. Matmazel M. artık ailesinin bilinen yüzleri arasında bir aşinalık bağı kuramıyordu. Capgras’ın gözlemleri, bu durumdan mustarip hastalar ile daha sonra yapılan beyin araştırmalarının sonuçlarıyla aşağı yukarı aynı doğrultuda idi.

Capgras sanrılarının arkasındaki mekanizmalar tam olarak bilinmemekle birlikte, teoriler Capgras sendromlu hastalarda tehlikeye giren işlevlerden sorumlu beyin bölgelerindeki işlev bozukluğuna işaret etmektedir. Nörolojik görüntüleme bulguları Capgras send­romuyla, özellikle frontal ve temporal bölgelerde olmak üzere sağ hemisfer anormallikleri arasında bir bağlantı ol­duğunu düşündürmektedir. Nöropsikolojik araştırmalar bu bulgulara ampirik destek sağlamıştır. Hastalar akrabalarının yüzleriyle duygusal bir bağlantı bulamadıkları için, beynin temporal lobu (yüzlerle ilgili bilgilerin işlenmesiyle ilgili) ile beynin limbik sistemi (duyguların işlenmesiyle ilgili) arasında bir bağlantı kesilmesi önerilmiştir

Sanrılar, nöropsikiyatrik hastalıklardan muzdarip hastalarda gözlenen yürütücü işlev eksikliği ile de güçlü bir şekilde ilişkilendirilmiştir. Yürütücü işlev bozukluğu olan kişiler, kanıtlar sunulduğunda planlama, zamanlarını yönetme, sorunları çözme ve hatta yanlış inançları düzeltme gibi normal görevleri yerine getirmekte zorlanır. Tüm bu faaliyetler beynin ön lobuyla ilişkilidir. Bu nedenle, frontal lob ile beynin diğer bölgeleri arasında, hastaların sanrılarını düzeltememesine neden olan bir kopukluk olduğu düşünülmektedir.

Capgras Sendromunun Tedavisi

Capgras Sendromu için hipotezler, beynin yüzleri tanıma (temporal lob), onlara duygu ekleme (limbik sistem) ile yanlış inançları düzeltmeyle ilgili bölgeler (frontal lob) ile ilgili bölümleri arasındaki bağlantının kesilmesini içerir.

Literatürde, Capgras sendromunun tedavisine dair pek az bildiri vardır. Capgras Sendromunda ortaya çıkan sanrıların tam bir tedavisi henüz bilinmemektedir. Mevcut tedaviler sendromun kendisinden ziyade sanrılara eşlik eden nörolojik veya psikiyatrik hastalıklara odaklanmaktadır. Depresif bir zemin nedeniyle ortaya çıkmış Capgras sendromu olan hastaların bir çoğu antidepresan ilaçlara yanıt verirler. Ayrıca hasta ile nesne arasındaki kişilerarası ilişkideki bozulmalarında bu sendromu tetikleyebildiği düşünülmektedir. Bu nedenle mevcut ilişkinin düzelmesi de semptomların iyileşmesinde önemli bir rol oynar.

Capgras fenomeni ayrıca edebiyatta da tanımlanmış­tır. Sözgelimi Dostoyevski Ecinniler romanında fenomenin çarpıcı bir tanımını yapar.

Capgras ve diğer sanrılar beynimizin tuhaf çalışma şeklini vurgular. Nöropsikiyatrik sorunların neden olduğu farklı beyin bölgeleri arasındaki bağlantı kaybı, ebeveynlerimizin yerini onlara tıpatıp benzeyen bir sahtekarın aldığını düşünmemize neden olabilir. Hatta artık yaşayan bir insan değil, bir ceset olduğumuza bile karar verebiliriz! Beynimiz ilginçlikleri ve bize oynadığı oyunlar ile bizleri şaşırtmaya devam ediyor. Ona iyi bakalım…

Ayrıca göz atmak isterseniz

Kaynaklar ve İleri Okumalar için:

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum ve İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde akademik görevimi sürdürüyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor.. (Instagram veya Facebook hesabım yoktur. Fotoğrafımı ve adımı kullanarak sahte hesap açıldığını öğrendiğim için bu bilgiyi belirtmek durumundayım.)
Başa dön tuşu