Psikoloji

Yürüyen Ceset – Cotard Sendromu: Hem Var Hem De Yok Olma Durumu

Cotard sendromu kişinin öldüğüne, yaşamsal iç organlarının olmadığına ya da vücutlarının içinde çürüdüğüne inandığı, nadir görülen tuhaf beyin hastalıklarından biridir. Bu nedenle yürüyen ceset sendromu olarak da anılan, Cotard sendromu genellikle şiddetli depresyon ve bazı psikotik bozukluklarla ortaya çıkar. Şizofreni ya da başka nörolojik ve ruhsal sorunları olanlarda çok daha yüksek oranda Cotard sendromu belirtileri görülür.

Bu sendroma sahip olan kişiler ağrı veya acı hissetmezler. Vücutlarının ya da vücut parçalarının varlığını kabul edemeyen bu kişiler aynı zamanda kendilerinin değersiz ve işe yaramaz olduğunu düşünürler. Gerçeklik hissinden tamamen uzaklaşan Cotard sendromlu kişiler aynı zamanda sosyal çevreden de uzaklaşır. Belirtiler etkene bağlı olarak uzun süre devam edebilir. Nadir görülen bir hastalık olduğu için bu konuda yapılan araştırma sayısı da hayli sınırlı durumda. Bu nedenle de sendromun görülme sıklığı hakkında yeterince bilgi bulunmamaktadır.

Cotard Sendromu Literatüre Nasıl Girdi?

Jules Cotard (1840-1889) ve Matmazel X olarak bilinen ilk Cotard sendromu vakası. Kaynak: https://www.researchgate.net/

Sendrom, bir kişinin tüm iç organlarını kaybettiğine dair inancından, gerçekten öldüklerine dair kesinliğe kadar uzanan bir dizi psikotik sanrıları kapsar. Sendrom 1880’de, beyninin, sinir hücrelerinin, midesinin ve bağırsaklarının olmadığını, hatta kendisinin de ölü olduğunu düşünen bir hastasının açlıktan hayatını kaybetmesi sonucunda Fransız nörolog Jules Cotard tarafından tanımlanmıştır.

Bugüne kadar anatomik, psikolojik, metabolik bir kaç anormalliğin sendromun sebebi olabileceği düşünüldüyse de Cotard sendromuna neyin yol açtığı hala önemli ölçüde belirsizdir. Ancak gelişim süreci ve tetikleyicileri hakkında yapılmış araştırmalar ve bulgular mevcuttur. Sendromun üç aşamada geliştiği düşünülmektedir.

Başlangıç da hastanın zihninde yokluk hissi ve gerçeklerden uzaklaşma gibi düşünceler oluşmaya başlar. Sürekli üzgündür ve giderek ünlük alışkanlıkları değişir. Ağır depresyon belirtileri gösterir. İkinci aşamada Cotard sendromunun en tipik belirtilerinden olan yüksek seviyede yokluk duygusu, kaygı bozukluğu, vücudunu inkâr etme, dikkatsizlik, çevredeki kişilerin isteklerine ısrarla karşı koyma gibi belirtiler ortaya çıkar. Son yani kronik aşamada ise çok ciddi hezeyanlar ve kronik depresyon görülüyor. Bu aşamada hastayı inandıklarından, düşündüklerinden uzaklaştırmak zordur.

Cotard Sendromu Olası Sebepleri Nelerdir?

Cotard sendromu oldukça nadir bir durumdur. Bu nedenle ilgili mevcut literatür, büyük ölçüde tek vaka çalışmalarından oluşmaktadır. Sendromun başlama yaşının 52±14,5 yıl olduğu tespit edilmiştir. Ancak nadir de olsa gençlerde de görülebilmektedir. Ayrıca mevcut vakalar üzerinde yapılan araştırmalara göre kadınlar erkeklerden daha fazla sendrom belirtileri göstermeye meyillidir.

Sendromun, bazı ilaçların nadir görülen bir yan etkisi olabileceği düşünülmektedir. Örneğin, Herpes virüsünün neden olduğu uçuğun ve başka enfeksiyonların tedavisinde kullanılan asiklovirin isimli ilacı kullanan kişilerin %1’inde Cotard sendromunun da dahil olduğu bazı psikolojik yan etkiler görülmüştür. Ayrıca depresyonun ya da bipolar bozukluğun da Cotard sendromunun etkenlerinden olabileceği düşünülmektedir.

Başka bir görüşe göre Cotard sendromuna beynin farklı yüzleri ayırt etme yeteneğimizle ilgili. Duruma ilgili bölgelerdeki sinir hücrelerinin yanlış ateşlenmesi neden olmaktadır. Bu zihinsel işlevlerin bozulmasından da dolayı kişide çevresinden kopma hissi oluşturan derealizasyon denilen durum oluşuyor. Kişinin kendi yüzlerini fark edememesi ya da kendi yüzlerini duygularıyla ilişkilendirememesi sonucunda Cotard sendromu ortaya çıkıyor.

Cotard Sendromu İle İlgili Bir Vaka Analizi

Görsel, sağlıklı bir insanla karşılaştırıldığında Graham’ın beyninin daha az aktif olan (mavi renkli) alanlarını göstermektedir. Kaynak: https://www.dailymail.co.uk

Graham intihara teşebbüs etmiş, başarılı olamamış ve hastaneye kaldırılmıştı. Kendine geldiğinde öldüğünü düşünüyordu. Tat ve koku duyusunu kaybettiğini söylüyordu. Yemek ve konuşmak ihtiyacı duymuyordu. Hala nefes almasına rağmen ölmüş olduğuna inanıyordu. Şaşkın doktorlar, Graham’ı Exeter Tıp Okulu’ndan nörolog Adam Zeman ve Belçika’daki Leige Üniversitesi’nden Steven Laureys ile temasa geçirdi. Sonunda Graham bu güne kadar PET taraması (pozitron emisyon tomografisi) yapılan tek Cotard sendromlu kişi oldu. Bulgular ise oldukça şaşırtıcıydı.

Graham’ın beyin fonksiyonları, anestezi verilmiş ya da uyuyan birinin beyin fonksiyonlarına benziyordu. Beyninin ön ve yan bölümlerindeki alanlarda görülen metabolik etkinlik bitkisel hayatta olan bir kişininki kadar düşük. Graham’a psikoterapi ve ilaç tedavisi uygulandı, böylece şikâyetleri azaldı. Graham, Cotard sendromunu yaşamış, teşhis konmuş ve tedavi edilerek şikâyetlerinin azalması sağlanmış şanslı azınlıktan biri oldu. Çünkü bu sorunu yaşayan ve açlıktan ölen ya da intihar ederek yaşamına son veren Cotard sendromlu kişiler olduğu biliniyor.

Cotard sendromu diğer birçok nöropsikolojik bozuklukla bağlantılı olduğundan, kontrolüne yardımcı olacak halihazırda mevcut tedaviler vardır. Bununla birlikte, özellikle Cotard’a yönelik tedaviyi formüle etmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Cotard sendromu yaşayanlar için korkunç bir deneyim. Ancak bu hastalık konusunda yapılan çalışmalar da gerçekten oldukça merak uyandırıcı.

Kaynaklar ve İleri Okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Yola Kadıköy Anadolu Lisesi ile başladım. Ardından gelen tesadüfler, zamanında pek de sevmediğim, matematik ile yolumu kesiştirdi. Sonucunda Marmara Üniversitesinde İng. Matematik öğretmenliğinden mezun oldum. Zaman akıp gitti; bu süreçte ben de çeşitli özel eğitim kurumlarında matematik öğretmenliği ve eğitim koordinatörlüğü yaptım. Bu esnada da bol bol matematik ile ilgili serzenişlere şahit oldum. Ne yapmalı diye düşünürken, aklıma bu site fikri geldi. 2015 yılında matematiksel.org web sitesini kurdum. Amacım bilime ve özelinde matematiğe ilgiliyi arttırmaktı. Matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarının da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Yolumuz uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu