Bağışıklık Sistemini Güçlendirmek Mümkün mü? İlgili İddialar Gerçek mi?

Bugünlerde hiç kimse hastalanmak istemiyor. Bu son derece doğal bir durum. Ancak, hastalanmamak konusunda ciddiyseniz, vücudunuzda özen göstermeniz gereken bir sistem vardır. Bağışıklık sisteminiz, virüsler, bakteriler, mantarlar, parazitler, yabancı cisimler ve hatta kanserli hücreler gibi her türlü tehlikeyi saptayan ve uzaklaştıran şaşırtıcı (ve şaşırtıcı derecede karmaşık) bir hücre ve molekül ağıdır. Bu sistem olmasaydı, kağıt kesiği veya nezle gibi basit bir şey bile bizler için ölümcül olabilirdi. Bu durum yaşanmadığına göre bir bağışıklık sisteminiz olduğunu biliyorsunuz.

Şu ana dek hastalanmadığınız için gerçekten güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olduğunuzu ve bunun kendinize iyi bakmanız ile ilişkili olduğunu düşünebilirsiniz. Ama pek çok şey gerçekten şansa bağlıdır. Bağışıklık sisteminizin etkinliği üzerinde kontrol edemediğiniz bazı şeyler vardır. Bunlar genleriniz, cinsiyetiniz, yaşınız ve en önemlisi herhangi bir böcek tarafından daha önce ısırılıp ısırılmadığınız ile alakalı durumlardır.

Bağışıklık sistemi, lökosit olarak bilinen ve kemik iliğinde oluşan milyarlarca beyaz kan hücresinden oluşur. Bu hücreler, adeta güvenlik görevlisi gibidirler. Lökositler yabancı organizmaları fark ettiği an vücudun koruyucu bağışıklık sisteminin devreye girmesi yalnızca dakikalar sürer. Genellikle bağışıklık sistemi bir tehdidi birkaç gün içinde yok eder. Her zaman hasta olmanızın önüne geçemez ama amacı da zaten bu değildir. Asıl amacı bir tehdidin vücudunuzda tehlikeli boyutlara ulaşmasını durdurmaktır. Pek çok birey için sağlıklı bir bağışıklık sistemi tahminen hayatınız boyunca 300 soğuk algınlığı ve sayısız potansiyel enfeksiyon ile başarıyla savaşacaktır.

Bağışıklık Sistemini Güçlendirmek Mümkün mü?

Küresel bir sağlık pandemisi karşısında, güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak her zamankinden daha önemli. Piyasada “bağışıklık sistemini güçlendirir” olarak etiketlenmiş birçok takviye, meyve suyu ve diğer ürünler var. Ancak bağışıklığınızı güçlendirmek mümkün mü yoksa hepsi sadece bir pazarlama taktiği mi?

Genel olarak, bağışıklık sistemi bizi hastalıklara karşı koruma konusunda inanılmaz bir iş çıkarır. Ancak bazen başarısız olur ve hastalanırız. Bu nedenle bağışıklık sağlığınızı güçlendirme fikri caziptir. Ancak araştırmacıların bağışıklık sistemi konusunda henüz bilmedikleri çok fazla şey var. Yaşam tarzlarımız ve bağışıklık sistemimiz arasında kanıtlanmış doğrudan bağlantılar henüz yok. Bağışıklık sisteminde farklı mikroplara yanıt veren birçok farklı hücre türü mevcut. Bu yüzden hangi hücrelerin sayısını arttırmanız gerektiği ve bunun için doğru sayının ne olduğunu bilmek kolay değil. Ancak kesin olan bir şey var ki biraz kereviz suyu ve vitamin takviyesi ile böyle bir sonuç elde edemeyiz.

Yine de bazı ilişkiler olduğu kesin. Fraklı yaş gruplarından 210 sağlıklı ikiz üzerinde yapılan bir bağışıklık tepkisi çalışması, genetiğin bir rol oynamasına rağmen, bağışıklık sistemimizin gücünün esas olarak kalıtsal olmayan faktörler tarafından belirlendiğini belirledi. Bu, hayatımız boyunca maruz kaldığımız mikropların yanı sıra stres, uyku, diyet ve egzersiz gibi bireysel yaşam tarzı faktörlerinin, vücudumuzun savunma sisteminin gücünde önemli bir rol oynadığı anlamına gelir.

Bağışıklık Sistemini Güçlendirmek İçin Neler Yapabiliriz?

Bağışıklık sisteminizi güçlendirecek ve sizi hastalanmaktan koruyacak sihirli bir hap veya tek bir yiyecek yoktur. Bunun yerine yapmamız gereken şey, kendimize iyi bakmaya çalışmak ve bağışıklık sistemimize işini yapması için en iyi ortamı yaratmaktır.

Beslenme

  • Bazen büyüklerimizin sözüne dikkat vermek gerekir. Bunlardan bir tanesi soğuk algınlığına karşı tavuk suyu çorbası içmemiz ile ilgilidir. Virüsler, soğuk algınlığı da dahil olmak üzere solunum yolu enfeksiyonlarına neden olma eğilimindeyken, bakteriyel hastalıkların sizi ateşlendirme olasılığı daha yüksektir. Tavuk çorbasının burun, boğaz ve akciğerlerdeki iltihabı azaltarak soğuk algınlığı semptomlarını hafiflettiği bulunmuştur. Bu nedenle belki de en basit ve denemesi en kolay yöntemlerden birisidir.
  • Piyasada birçok diyet takviyesi, bağışıklık güçlendirici olarak satılmaktadır. Ancak aslında bunların çok azı gerçekten işe yarar. En iyisi çinkodur; Semptomların ortaya çıkmasından sonraki yirmi dört saat içinde başlanırsa, takviyenin soğuk algınlığının süresini kısaltabileceğine dair sağlam kanıtlar vardır. C vitamini, semptomları biraz hafifletiyor gibi görünse de soğuk algınlığını önlemez. Ekinezya çayının da bağışıklık sistemini desteklediği bilinmektedir ancak bu konuda da tam bir netlik bulunmamaktadır.
  • Daha iyi bir bağışıklık sistemi için en iyi yaklaşım bol miktarda meyve ve sebze yemektir. Ve bir süreliğine diyete girmektir. Obezite, solunum, cilt ve idrar yolu enfeksiyonları dahil olmak üzere enfeksiyonlar için bir risk faktörüdür. Ancak nasıl kilo verdiğiniz konusunda da dikkatli olun. Sık alınıp verilen kilolar da bağışıklık sisteminizi zayıflatacaktır.
  • Antibiyotikler çoğu bakteriyel enfeksiyon için hala oldukça etkili bir tedavi biçimidir. Ancak antibiyotikler patojenleri öldürmenin yanı sıra bağırsakta yaşayan dost bakterileri de yok eder. Oysa ki bu bakteriler sağlıklı bir bağışıklık sistemi için gereklidir. Bu yüzden iç bahçenizi yerle bir etmek yerine onu beslemelisiniz. Mikrobiyom sağlığını artırmak için tasarlanmış probiyotiklerin amacı budur.

Uyku – Güneş

  • Uyku yoksunluğu, bağışıklık sisteminizi önemli ölçüde etkiler. Klasik bir çalışmada, sağlıklı yetişkinlerin uyku alışkanlıkları, soğuk algınlığı virüsüne maruz kalmadan önce kaydedildi. Gecede yedi saatten az uyuyan kişilerin soğuk algınlığına yakalanma olasılığı grubun geri kalanına göre neredeyse üç kat daha fazlaydı.
  • Bağışıklık sisteminin gerektiğinden fazla çalışması durumunda ise vücut kendi dokularını yabancı olarak algılar ve bu dokulara saldırarak zarar verir. Bağışıklık sisteminin kendi dokularına saldırmasına otoimmün hastalıklar denir. Bu otoimmün bozukluklar arasında tip 1 diyabet, inflamatuar bağırsak hastalığı, multipl skleroz ve romatoid artrit bulunur. Dünyanın daha az güneş ışığı alan bölgelerinde otoimmün bozukluk oranları daha yüksektir.
  • Güneş ışığının etkileri, D vitamininin etkilerinin ötesine uzanır. Işıktaki değişikliklere yanıt olarak beyindeki bir bez tarafından salgılanan bir hormon olan melatonin, belirli türdeki bağışıklık hücrelerini uyarır.

Egzersiz – Yaş

  • Kısa süreli egzersizler bile bağışıklık sisteminizi harekete geçirir. Fiziksel olarak aktif olan (haftada beş veya daha fazla aerobik egzersiz yapan) yetişkinler, hareketsiz insanların yarısı kadar sıklıkla enfeksiyonlara yakalanır. Egzersiz sırasında kandaki seviyeler iki katına çıkar. Bu da bağışıklık sisteminin patojenleri tespit etme ve bunlara tepki verme yeteneğini artırır.
  • Aşırı spor, bağışıklık sistemini baskılar ama bunun bir risk haline gelmesi için çok fazla egzersiz yapmanız gerekir. Aşırı antrenman sendromu gerçekten sadece bir şampiyonluk için sıkı çalışan sporcular için bir sorundur.
  • Vücudun çoğu parçası gibi, bağışıklık sistemi de yaşla birlikte zayıflar. Bu nedenle yaşlı insanlar daha fazla enfeksiyon kapar, kansere yakalanma olasılıkları daha yüksektir. Neyse ki bu konuda ki güzel haber ise yaşlanmayı önleme biliminin hızla ilerlemesidir.

Bunlara da göz atmak isteyebilirsiniz


Kaynaklar ve ileri okumalar için:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu