Denizcilik Efsanelerinden Bilimsel Araştırmalara Rogue Dev Dalgaları

Sakin ve durgun bir denizde seyir halindeyken birden bire ortaya çıkan ve bir gemiyi kolayca alabora eden devasa dalgalar filmlerde ve efsanelerde sıklıkla karşımıza çıkar. Bir çoğumuz bu dalgaları hayal ürünü sansak da aslında gerçektir. Rogue dalgaları, haydut dalgalar, ölümcül dalgalar gibi farklı isimler ile anılan bu dalgalar gerçekten de denizcilerin korkutucu rüyasıdır. Üstelik işin ürkütücü tarafı bu dalgaların sayısının ve yüksekliğinin son yıllarda artış göstermesidir.

Katsushika Hokusainin en tanınan eseri olan Kanagawa‘nın Büyük Dalgası, okyanusun gücünü usta bir incelikle iki boyuta taşıyor.

Yirmi birinci yüzyılda fizikçilerin okyanus yüzeyi hakkında tam bir anlayışa sahip olmaması şaşırtıcı gelecektir. Ancak haydut dalgaların neden ve nasıl ortaya çıktığı tam olarak açık değildir. İlk olarak 1826 yılında Fransız kaşif ve deniz subayı Kaptan Dumont d’Urville, yüksekliği 30 metre (yaklaşık olarak 10 katlı bir binanın yüksekliği) civarında olan dalgalar bildirdiğinde, kendisi ile alay edilmişti. Ancak, günümüzde aşırı yüksek dev dalgaların beklenenden çok daha yaygın olduğunu biliyoruz. Peki bu dalgalar nasıl oluşur? Onları çok daha iyi bilinen gelgit dalgası veya tsunamiden ayıran şey nedir? Öğrendiğimiz bilgileri paylaşalım.

Rogue dalgaları adı verilen dev dalgalar nasıl ve neden oluşuyor?

Aslında başlıktaki sorunun cevabını tam olarak bilmiyoruz. Ancak bu oluşuma sebep olan bazı aşamalar var. Bir teori bu dev dalgaların iki farklı fırtınadan gelen dalgaların üst üste binmesi sonucunda ortaya çıktığını ileri sürüyor. Sonuçta, dalgalar farklı hızlarda hareket eder ve farklı genliklere sahiptir. Bazen bu dalgalar birleşir. Bu durumda da dalgalar birbirini güçlendirecektir.

Bir dalga şekli düşünün. Tepe noktası 1 ve en alt noktasını da -1 olsun. Bu durumda benzer bir dalga bu dalga ile birleşirse tepe noktası 2 ve en alt noktası -2 olacaktır. Bu da dev dalgalar anlamına gelecektir. Bununla birlikte bu teori sakin bir okyanusta bu dalgaların neden oluştuğunu tam olarak açıklamıyor. Bu nedenle dev dalgaların oluşumuna bazı ek faktörlerin de etki ettiği bilinmektedir. Daha güçlü rüzgarlar daha fazla dalga ve bu da daha yüksek dev dalgalar anlamına geliyor.

Doğanın ne kadar yıkıcı olabileceğini kanıtlayan okyanus yapılarından birisi olan dev dalgalar, çıktığı yerde bulan bir gemiye ya da herhangi bir yapıya karşı çok büyük bir tehdit oluşturuyor. Zira bu dev su kütlesi, etrafındaki dalgalara kıyasla çok daha uzun bir yapıya sahip oluyor. Bu da bu dalgaları daha ölümcül hale getirebiliyor.

Bu ek faktörlerin arasında deniz tabanındaki düzensizlikler ve elbette rüzgarlar yer alıyor. Bu dalgaların yüksekliklerinin önceki yıllara göre artmasının nedenlerinden birisinin de iklim değişikliği olduğu düşünülüyor. Bu arada bu dalgalar tsunami dalgalarından farklıdır. Tsunami dalgaların nedeni bellidir. Bu daha çok bir deprem veya bir su altı yanardağı aktivitesi ile ilgilidir.

Bu dalgalar genellikle okyanuslar ve açık denizlerde denizcilerin karşısına çıkıyor. Bir dalga dediğimiz zaman aklımıza fizik ve beraberinde de matematik geldiği için bu dalgalar çeşitli denklemler yardımı ile modellenebiliyor. Bu da dalgaları laboratuvar ortamında çalışmayı mümkün kılıyor.

Şimdiye Kadar Ölçülen Dev Dalgalar Nelerdir?

Tsunamilerden farklı olan bu dalga tipi, ilk olarak 1995 yılında Norveç kıyılarında tespit edildi. ‘Draupner dalgası’ olarak bilinen bu dalga, 25,5 metre boya sahipti. Dalganın etrafındaki diğer dalgalarsa 12 metrelik, yani yarısından biraz daha az büyüklükteydi. Kuzey Denizi’ndeki yüksek dalgalar olağandışı olmasa da, bu dalga okyanusun o bölümünde şimdiye kadar ölçülenlerden iki kat daha yüksekti. Draupner dalgası ölçülene kadar bilim insanları daha önceki dev dalgalar ile ilgili bildirimlere rivayet gözüyle yaklaşıyorlardı. Ancak bu dalga tüm şüpheleri dindirdi.

Draupner dalgası bir ölçüm cihazı tarafından tespit edilen ilk haydut dalgaydı. 1995’te, okyanuslarda ve hatta göllerde bilimsel şamandıralar kullanılarak bir düzineden fazla kayıt yapıldı.

Dalgaların büyüklükleri aslında etrafındaki dalgaların boyutu ile de ilişkilidir. Örneğin Kasım 2020’de ölçülen bir başka dev dalga, yaklaşık 17,6 metre boya sahipti. Ancak etrafındakiler dalgalar yalnızca 6 metre boyundaydı. Yani bu dalga ve diğer dalgalar arasında fark 11 metreden fazlaydı. ‘Ucluelet’ ismi verilen 17,6 metrelik bu dalga, bugüne kadarki en aşırı dev dalga olarak kayıtlara geçti. Sonuçta doğanın gücü karşısında çaresiziz. Yapabileceğimiz tek şey nedenini öğrenmek ve tedbir almaya çalışmak. Gemilerin ve can kayıplarının sorumlusu haydut dalgalar olduğundan, bilim insanları bu tür dalgaları önceden tahmin etmenin ve önlemenin yollarını aramaya devam ediyor.



Kaynaklar ve ileri okumalar:

  • Rogue waves: from a sailor’s nightmare to scientific acceptance; yayınlanma tarihi: 6 Mart 2022; Bağlantı: https://interestingengineering.com/
  • 4-story rogue wave that randomly appeared in the Pacific Ocean is the ‘most extreme’ ever detected; yayınlanma tarihi: 15 Şubat 2022; Bağlantı: https://www.livescience.com/
  • Rogue waves occurring less but ‘becoming more rogue’; yayınlanma tarihi: 21 Mart 2018; Bağlantı: https://www.bbc.com/

Dip Not

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konularda ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu