Bir Zaman Makinesi Nasıl Yapılır Biliyoruz Ama Yapamıyoruz!

H. G. Wells, 1895’te Zaman Makinesi isimli kitabı ile zamanda yolculuk yapma fikrine dair hayal gücümüzü harekete geçirmişti. Ancak yine de 20. yüzyıla kadar bilim camiası zamanda yolculuğun bilimsel olarak imkansız olduğuna inandı. Bu düşünce işin içine Albert Einstein karışana kadar devam etti. Einstein’ın denklemleri pek çok şeyi baştan düşünmemize neden oldu.

Geleneksel olarak zaman, tanımlı bir başlangıç ​​veya bitiş noktası olmayan çift yönlü bir çizgi olarak anlaşılmıştır. Şimdi ortadadır. Diğer iki zıt taraf ise geçmişi ve geleceği temsil eder. Bu düşünce biçimi sonucunda da zamanda sadece ileriye doğru gidebileceğimiz sonucu çıkar. Oysa ki Einstein’ın zaman teorisine göre hareket etme hızımıza bağlı olarak zaman yavaşlayabilir veya hızlanabilir. O zamandan beri uzayda olduğu gibi zamanda yol­culuğun mümkün olup olmadığına kafa yoruyoruz. Bu kuralları aşan bir zaman makinesi yapıp yapamayacağımızı tartışıyoruz.

Zamanı algılama biçimimiz

Eylül 2015’te  Rus kozmonot Gennady Padalka, 6 görev için toplam 879 gün ile uzayda en uzun süre kalma rekorunu kırdı. Gezegenin yörüngesinde yüksek hızlarda hareket ile geçen bu 2,5 yıl sonucunda Padalka aynı zamanda, Einstein’ın genel görelilik teorisini deneyimleyen bir zaman yolcusu oldu. Dünyaya geri döndüğünde, dünyanın 1/44 saniye ötesine gitmişti. Yani ortada yaşanmamış 1/44 saniye vardı.

Bu elbette çok önemsiz bir oran gibi gelebilir ama aslında bir zaman yolculuğu olasılığını ortaya koyması açısından önemliydi. Geleceğe 1/44 saniyelik geçiş yapmak için bulunduğu araç saatte sadece 4 345 km yol alıyordu. Peki ya çok daha hızlı gidebilecek bir şey yaratırsak ne olur? Mesela saniyede 300.000.000 metreye erişebilir miyiz?

Büyük Hadron Çarpıştırıcısı Geleceğe Atomaltı Parçacıklar Gönderiyor

Büyük-Hadron-Çarpıştırıcısı

Parçacık hızlandırıcı, tam ışık hızında olmasa da bu hızın yüzde 99,999999’u kadar bir hızla protonları itme kabiliyetine sahip. Yani evet, geleceğe atom gönderiyoruz ve bunu son on yıldır yapıyoruz. Ancak konu insanlar olunca elbette işler bu şekilde işlemiyor. Ama olduğunu düşünelim.

Mesela ışık hızının yüzde 99,995’ine erişen bir uzay gemisi yaptık. Diyelim ki bir insanı böyle bir gemiye bindirdik ve 500 ışıkyılı uzaktaki bir gezegene gönderdik. (Mesela, Kepler 186f). Bu aracımız neredeyse ışık hızında yolculuk yaptığı için bu kişinin oraya erişmesi yaklaşık 500 yıl sürecektir. Aynı biçimde dönüşleri de 500 yıl süreceği için bizim için geçen zaman toplam 1000 yıl demektir. Takvim artık 3021’i göstermektedir. Ancak bu süre sadece bizim için geçerlidir. Ancak gemi neredeyse ışık hızında hareket ettiği için zaman orada 1/100 oranında daha yavaş geçecektir. Ve gemidekiler dünyaya indiklerinde sadece 10 yaş yaşlanmış olacaklardır.

Ancak bu elbette şimdilik zaman yolculuğu sadece teoride mümkün. Bunu gerçekleştirmemiz için önümüzde aşmamız gereken önemli engeller var.

solucan-deligi
Bir Solucan Deliği canlandırması

Bir Zaman Makinesi Neden Yapamıyoruz?

Zamanda yolculuk yapabilmemiz için belli ki bir tür zaman makinesi yapmamız gerekiyor. Şimdiye kadar yaratılmış en hızlı uzay aracı olan Parker Solar Probe ışık hızının yalnızca yüzde 0.00067’sini erişebildi. Yani zamanda yolculuk ile ilgili en önemli sorun mühendislik sınırlandırmaları. Bir başka sorun ise bir geminin bu kadar hızlı gitmesi için gerekli muazzam miktarda enerjiyi nasıl elde edeceğimiz. Ancak böyle bir gerçek ötesi yolculukta son sorun ise daha insani. Bu gemi bir kişinin 10 yıl boyunca ihtiyaç duyacağı tüm malzemeyi nasıl taşıyacak? Taşıdı diyelim, biz insanların vücudu dünya koşullarında yaşamak için yaratıldı. Bu uzay yolculuğu sağlığımızı nasıl etkileyecek?

Geçmişe Zaman Yolculuğu Yapmak Mümkün Değil

Ancak hatırlatalım. Yukarıdaki koşulların hepsini sağlayabilsek bile zaman yolculuğunu tek yönlü yani sadece geleceğe doğru yapabiliyoruz. Geçmiş zamana bir yolculuk yapmamamız fizik kurallarına uymuyor. Solucan delikleri, karadelikler gibi bu sorun ile ilgili bir çok teori mevcut. Ama hiçbirini daha nasıl gerçekleştireceğimizi bilmiyoruz. Örneğin solucan delikleri Einstein’ın görelilik kuramlarının sınırları dahilinde çalışırken, henüz uzayda gözlemlenmedi. Astrofizikçilerin bu galaktik kısayolların işe yarayacağına dair ellerinde somut bir kanıt yok. Ancak geçmişe gidemesek bile geleceğe bir gün gideceğimize dair bilim insanlarının inanışları devam ediyor. Çünkü aslında bir zaman makinesi inşa etmenin mümkün olduğunu biliyoruz. İşte bu gerçek geceleri fizikçileri uyanık tutmaya yetiyor.

Kaynak: We Already Know How to Build a Time Machine; https://www.popularmechanics.com

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu