Malthus Kapanı: Kıyamet Ne Zaman Kopacak?

Matematiksel bir model, gerçek hayattaki bir durumun matematik diliyle, değişkenler ve denklemlere çevrilmesidir. Model, neyin önemli olduğuna dair varsayımlarda bulunarak, gözardı edilebilecek bazı yönleri görmezden gelerek bir durumun esas bileşenlerini yakalamayı amaçlar. Bir matematiksel mekanizma kurulur ve sonra bu mekanizmanın geçerli olup olmadığı, modelin gerçek hayattaki durumu yansıtıp yansıtmadığı kontrol edilir.

Matematiksel modellemeler çoğu zaman fizik ile yakından ilgili gibi gözükse de aslında demografi, ekonomi, coğrafya, psikoloji, biyoloji, tıp, mühendislik vs. birçok alandaki durumların modelini çıkarmak için çok geniş bir yelpazede matematiksel teknikler kullanmaktadır.

Bir modelin ne kadar iyi işlediği sorusu ise zor bir sorudur: Modelleme sorularının nihai cevapları
gerçek olaylar onlara yetişinceye kadar doğrulanabilir olmayabilirler çünkü…

Biyoloji derslerinden, mikroskobik hücrelerin çoğalmasını hepimiz biliriz. Önce bir çift hücreyle başlarsınız; her biri bölünerek başka bir çift oluşturur; hızla çoğalırlar; saniyeler içinde üreme kabını tıka basa doldururlar.

Bir de insanlara bakalım. Onlar da sayıca katlanarak ürerler. Peki, acaba bu üreme hızı gelecekte bir gün dünyada hayatta kalmamıza bir engel olabilir mi?

İki yüz­ yıl önce İngiliz iktisatçı Thomas Malthus bunun gerçek olduğuna inandı. Onun hesaplarına göre, insanlar besin kaynaklarından daha büyük bir hızla çoğalıyordu. 19. yüzyılda Nüfus ilkesi Üzerine Deneme adlı eserinde nüfus artışına dair bir matematiksel model formüle etti. Malthus çalışmasının sonunda, artan nüfusun yeryüzünün yiyecek üretme kapasitesini aşacağı sonucuna vardı.

Modelleme açısından Malthus’un kuramı nüfusun her 25 yılda bir ikiye katlandığı varsayımında bulunuyordu; Örneğin N nüfusu 25 yıl sonra 2 X N olacaktı bir 25 yıl daha sonra ise 4 X N. Nüfus artışı çarpanları 25 yıllık aralıklarla şöyle olacaktı:

1, 2, 4, 8, 16, 32 ….

Malthus başta nüfusa yetecek kadar yiyecek (Y) olduğunu varsayarak yiyecek üretimine müsait araziler sınırlı olduğundan yiyecek miktarının nüfus kadar hızlı artmasının düşünülemez olduğunu savunuyordu. Dolayısıyla her 25 yıl için Y’yi topluyordu; böylece 25 yıl sonra Y + Y = 2 X Y yiyecek olacaktı, 50 yıl sonraysa yiyecek miktarı Y + Y + Y = 3 X Y olacak, böylece devam edecekti. Bu kurama göre yiyecek artışı çarpanları şöyleydi:

1, 2, 3, 4, 5, 6 …

Kısacası  insan nüfusu geometrik biçimde artarken, besin kaynaklarının da aritmetik biçimde artış gösterecekti onun varsayımına göre. Onun gözünde insanlık kaçınılmaz bir darboğaza doğru yol alıyordu.

Dünya nüfusunun kontrol edilmesi gerektiğini savunan bazı uzmanlar hala bu önemli sorunu gündeme getirir. İnsan ırkının sürdürülemezliğini vurgulamaya çalışan çevreci grupların birçoğu da bu görüşü benimser.

Malthus’un çıkardığı bu model o devirde muazzam derecede etkili olmuştu; fakat geriye dönüp de bakıldığında bu kuramın çok yanlış olduğu görülür.

Yaşadığı dönem de elbette Malthus doğum kontrolü, göç, iç göç ve gıda teknolojisi gibi modern gelişmeleri tahmin edemezdi.

Dü­şüncelerini yazıya döktüğünden beri, kendi zamanında doğal eşiğine geldiğini düşündüğü küresel nüfus, 980 milyondan 7,4 milyara çıktı. 2050’de de 9 milyara ulaşması bekleniyor. Buna rağmen gezegendeki insanların çoğu eskiye göre daha iyi besle­niyor, daha sağlıklı ve daha uzun ömürlü.

Malthus iki konuda yanılıyordu:

  1. İnsanlar bu tip sorunları çözmek için teknoloji geliştirmeyi iyi becerir. Üreticileri daha iyi ve etkin besin yaratma yolları bulmaya iten arz ve talep kanunu sayesinde, dünya tarihinde bir dizi tarım devrimi yaşandı. Bunların her biri var olan kaynakları önemli ölçüde arttırdı. İnsanlar piyasanın da yardımıyla, insanlar besin sorununu çözmeyi başardı.
  2. Nüfus her zaman geometrik biçimde, katlanarak artmaz. Nüfus artış hızı belli bir dönem sonra sabitlenme eğilimine girer. Çoğalarak üreme kabını tıka basa dolduran hücrelerin aksine, insanlar belli bir refah düzeyine erişince daha az üremeye başlar. Aslına bakarsanız, insan doğurganlığı yakın zaman içinde düşüşe geçmiştir.

Batı dünyası diye tabir ettiğimiz ülkeler (Avrupa, ABD, Japonya ve diğer birkaç gelişmiş ekonomi), tarımsal üretkenliği arttırırken, zenginleşen insanların daha az çocuk doğurmasıyla Malthus kapanından kurtuldu. Bunun yanı sıra yeni teknolojilerin icadı, Sanayi Devrimi’ne güç verdi ve servet ile sağlık seviyelerini oldukça.yukarı taşıdı. Ancak yine de dünyada bu kapana kısılmış bölgeler mevcut.

Sahra altı Afrika ülkelerinde, toprak o kadar az besin üretir ki insanların büyük çoğunluğu, geçimlik tarım yapmak zorunda kalır. Yeni teknolojiler tarımsal üretimi arttırdığında, nüfus patlar ve hasadın kötü olduğu yıllarda baş gösteren kıtlık, nüfusun büyümesini ve zenginleşmesini önler.

Neo-Malthusçular insan yaratıcılığının, kı­yameti birkaç yüzyıl ertelediğini fakat şu an yeni bir darboğazın eşiğinde olduğumuzu günümüzde savunmakta. Malthus’un savlarının besin etrafında döndüğünü, ama petrol ve enerji kaynaklarının da aynı şekilde “insanın destek araç­ları” sayılabileceğini söylemekteler. “Petrolün tepe noktasına” yaklaştığımız hatta belki de bu kritik noktayı aştığımız şu sıralarda, nüfus sürdürülemez bir sevi­yeye ulaşacak.

Thomas Robert Malthus (1766-1834)  kasvetli fikirlerine rağmen, aslında çok eğlenceli, popüler, sosyal ve saygıdeğer bir figürdü. Zengin ve entelektüel bir ailenin çocuğu olarak  dünyaya geldi. Babası David Hume ve Jean-Jacques Rousseau gibi filozoflarla arkadaştı ve entelektüel olarak da zengin bir ortamda yetişti. Üniversite de matematik eğitimi aldı ve devamında Cambridge’deki Jesus College’de matematik dersleri vermeye başladı. Malthus’un, 19. yüzyılın başında dünyanın ilk ekonomi profesörü ünvanını alması, ekonominin artan popülaritesinin bir kanıtıdır. 1818’de, ekonomiye yaptığı katkı­lar için, ayrıca ekonominin artık önemli bir dal haline geldiğini kanıtlarcasına, Kraliyet Akademisi’ne üye kabul edildi.

Malthus’u haksız çıkaran teknolojik gelişmelerin veya nüfus kısıtlamalarının, bu yenilenmiş kıyamet beklentisini de önleyip önleyeme­yeceğini hep beraber göreceğiz.

Sibel Çağlar

Kaynak:

50 Ekonomi Fikri – Edmund Conway, syf: 14-18

Matematik Geleceği Kestirebilir mi? – Tony Crilly, syf: 172,173

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bunlara da Göz Atın

Biri Bizi Gözetlerken Ne Kadar Başarılıyız?

Doktorun dediğini yap, yaptığını yapma diye bir söz söylemişler. Sağlık alanında en çok doktorlar bilgi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ga('send', 'pageview');