
Dünya, çalışmayan düğmelerle doludur. Görünüşte diğer düğmelerden farksız olan bu düğmelere “plasebo düğmeleri” denir. Çünkü bir düğmeye basmak, gerçekte hiçbir şeyi değiştirmese bile bize sonucu etkilediğimiz hissini verebilir.
Bu durum, tıptaki plasebo etkisine benzer. Bir tedaviden ne beklediğimiz, yaşadığımız sonucu ve algımızı etkileyebilir. Aynı biçimde, çalışmayan bir termostatı çevirmek ya da işlevsiz bir düğmeye basmak da çevremiz üzerinde söz sahibi olduğumuz duygusunu yaratabilir.
İşte bu noktada kontrol yanılsaması devreye girer. İnsanlar, gerçekte etkileyemedikleri olaylar üzerinde bile belirli bir kontrole sahip olduklarına inanabilirler.

Kontrol Yanılsaması Nedir?
Kontrolümüz dışında gerçekleşen olayları kendi davranışlarımızla etkileyebileceğimizi düşünebiliriz. Psikolojide bu yanlış inanca kontrol yanılsaması adı verilir.
Psikolog Ellen Langer, 1975 yılında yaptığı deneylerle bu yanılsamayı inceledi. Çalışmalarında katılımcıların bir bölümüne olaylar üzerinde kontrol sahibi oldukları hissini verdi, diğer grubun ise böyle bir seçeneği yoktu. Deneylerin önemli bir kısmı piyango üzerine kuruluydu.
Langer, katılımcıların kazanma şanslarını nasıl değerlendirdiğine baktı. Sonuçta kendisini daha fazla kontrol sahibi hisseden kişiler, kazanma ihtimallerini de gerçekte olduğundan daha yüksek gördü. Oysa matematiksel olasılık değişmemişti. Yalnızca seçim yapmış olmak, rastlantıya bağlı bir sonuç üzerinde etkileri varmış hissi yaratmıştı. Langer bu durumu kontrol yanılsaması olarak tanımladı.
Kontrol yanılsaması yalnızca şansa dayalı durumlarda ortaya çıkmaz. Başka bilişsel yanlılıklarla birleştiğinde günlük kararlarımızı da etkiler. Doğrulama yanlılığı bunun iyi bir örneğidir.
Bir uğurlu paranın şans getirdiğine inanan kişi, onu yanında taşıdığı ve başarılı olduğu günleri kolayca hatırlar. Nesnenin yanında olduğu halde hiçbir şeyin yolunda gitmediği günler ise zihninde aynı ağırlığı taşımaz. Sonunda rastlantılar, uğurlu nesnenin işe yaradığına dair kanıt gibi görünür.
Belleğimiz de benzer biçimde yanıltıcı sonuçlar üretir. Bir bilgiyi nereden öğrendiğimizi karıştırır, sonradan duyduğumuz ayrıntıları eski anılarımıza ekler ya da hiç yaşamadığımız bir olayı yaşamış gibi hatırlarız.
Buna rağmen geçmişi tarafsız ve eksiksiz kaydettiğimiz duygusunu koruruz. Kontrol yanılsaması burada da kendini gösterir. Kendi düşüncelerimizi, anılarımızı ve duygularımızı ne kadar iyi yönettiğimizi olduğundan fazla değerlendiririz.
Aynı durum sosyal ilişkilerde de karşımıza çıkar. Başkalarının davranışlarını açıklarken kişilik özelliklerine fazla önem verir, koşulların etkisini gözden kaçırırız. Bir insanı belirli bir biçimde tanımladığımızda onu gerçekten anladığımızı sanırız. Hatta karşımızdaki kişinin ne düşündüğünü ve ne hissettiğini kendi deneyimlerimizden hareketle doğru biçimde kavradığımıza inanırız.
Kontrol yanılsaması herkeste aynı güçte ortaya çıkmaz. Kontrol ihtiyacı yüksek kişiler, belirsizlik karşısında daha fazla açıklama ve düzen arar. Bu ihtiyaç arttıkça rastlantılarda anlam, seçimlerde güç ve olaylar arasında gerçekte bulunmayan bağlantılar görme eğilimi de artar.
Plasebo düğmeleri Neden Var?
Kontrol yanılsaması, insanların işe yaramayan mekanizmaları kullanmaya devam etmesine yol açan ilginç durumlar da yaratır. Plasebo düğmeleri bunun iyi bir örneğidir.
Bazı asansörlerdeki “Kapat” düğmesi, kapının kapanma süresini değiştirmez. Kapılar belirlenen sürenin sonunda zaten kapanır. Siz düğmeye bastıktan hemen sonra kapı kapanınca ise iki olay arasında bağlantı kurarsınız. Düğmeye bastığınızı ve ardından istediğiniz sonucun gerçekleştiğini görürsünüz. Böylece bir sonraki sefer aynı düğmeye yeniden basarsınız.

Yaya geçitlerindeki düğmelerde de benzer bir durum ortaya çıkar. Bazı kavşaklarda düğme sisteme yaya beklediğini bildirir ve ışıkların çalışma düzenini etkiler. Bazı kavşaklarda ise trafik ışıkları önceden belirlenmiş bir döngüyle çalışır ve düğmeye basmak hiçbir şeyi değiştirmez. Buna rağmen ışık kısa süre sonra değişince sonucu kendi hareketimizle ilişkilendiririz.
Günlük hayatta bu bağlantının gerçekten var olup olmadığını sınamayız. Düğmeye basarız, ışık değişir ve iki olay arasında neden-sonuç ilişkisi kurarız. Kontrol yanılsaması tam da bu noktada ortaya çıkar. Rastlantı ya da otomatik bir süreç, kendi davranışımızın sonucuymuş gibi görünür.
Bu yanılsamayı azaltmanın yolu da burada saklıdır. Bir sonucun gerçekten bizim davranışımızdan kaynaklanıp kaynaklanmadığını sorgulamak, rastlantıyla nedensellik arasındaki farkı görmemizi kolaylaştırır.
Kaynaklar ve ileri okumalar
- Cowley, E., Briley, D. A., & Farrell, C. (2015). How do gamblers maintain an illusion of control? Journal of Business Research, 68(10), 2181-2188. https://doi.org/10.1016/j.jbusres.2015.03.018
- Toneatto T. Cognitive psychopathology of problem gambling. Subst Use Misuse. 1999 Sep;34(11):1593-604. doi: 10.3109/10826089909039417. PMID: 10468110.
- Illusion of control: Why the world is full of buttons that don’t work. Yayınlanma tarihi: 3 Temmuz 2018. Kaynak site: CNN. Bağlantı: Illusion of control: Why the world is full of buttons that don’t work
Size Bir Mesajımız Var!
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel



