Psikoloji

Beklentiler Vücudu Kandırırsa: Plasebo ve Nocebo Etkisi

İnsan beyni ne kadar karmaşık olursa olsun onu kandırmak çok kolay.

Bir doktor olduğunuzu ve çocuklarda dikkat eksikliği / hiperaktivite bozukluğunu (DEHB) tedavi ettiği varsayılan yeni bir “harika ilaç” olduğuna inandığınız şeyi geliştirdiğinizi hayal edin. Hemen bunun ile ilgili bir çalışma planladınız ve bu koşula sahip katılımcıların yarısını ilacı almaya, diğer yarısını hiç tedavi görmemeye rastgele atadınız. Çalışmamızın sonunda, ilacı alan çocukların hiçbir şey almayan çocuklara göre çok daha az dikkatsiz ve hiperaktif olduğunu bulduk. Bu elbette iyi bir haber, ama şimdi her şey bitti mi? Bir sonraki paragrafı okumadan önce bu soruyu kendiniz cevaplamaya çalışın. Hayır cevabını verdiyseniz, haklıydınız. Henüz kutlama yapamamamızın nedeni, plasebo etkisini kontrol edememiş olmamamızdır.

Plasebo terimi Latince “hoşnut ederim” kelimesinden türemiştir. İlacı alan katılımcılar sadece tedavi gördüklerini düşündükleri için iyileşmiş olabilirler. Plasebo, hastalığa etki etmese de, insanların nasıl hissettiğini etkiler. Her 3 insandan birisinde bu durum yaşanır. Plasebo etkisi, beklentilerin gerçekliği yaratabileceğine dair güçlü bir hatırlatmadır. “Teselli ilacı” ve “inaktif tedavi” olarak da bilinen plasebolar; salin, nişasta veya şeker gibi etkisiz maddelerden yapılır. Gerçek ilaç gibi görünseler de hiçbir kimyasal etkileri yoktur.

İnsan beyni ne kadar karmaşık olursa olsun onu kandırmak çok kolay. İnternette hastalıkları araştırmak ve ilaçların yan etkilerini okumak bile beklentilerimizi
etkiliyor.

Doktorlar plasebo etkisinin gücünü uzun yıllardır biliyor ve kullanıyorlar. İlaç üreticileri de yeni ilaçlarını plasebo deneyleriyle test ediyorlar. Deneylerinde söz konusu ilacın aslına bire bir benzerlikte ancak farmakolojik hiçbir etken madde içermeyen; bunun yerine şeker, nişasta gibi etkisiz maddeler içeren sahte ilaçları kullanarak plasebo etkisini kontrol ediyorlar. Hem deney hem de kontrol grubundaki hastalar gerçek ilacı mı yoksa sahte olanımı kullandıklarını bilmiyorlar. Bu nedenle iyileşme beklentileri kabaca eşitleniyorlar.

Plasebo Etkisinin Kısa Tarihçesi

Her ne kadar doktorlar sahte ilaçların insanları iyi hissettirdiğini fark ettikleri 1700’lü yıllardan itibaren bu etkiyi bilseler de, Plasebo Etkisi modern tıp literatürüne ise 1875 yılında George Motherby’nin “Yeni Tıp Sözlüğü’’ adlı makalesiyle girmiştir. İlk plasebo testi ise 1801 yılında İngiliz Doktor John Haygarth tarafından yapılmıştır. 1950’li yıllara kadar pek ciddiye alınmayan plasebo etkisi için dönüm noktası sayılabilecek çalışma Henry Beecher’in 1955 yılında yazdığı “Kuvvetli Plasebo’’ adlı makaledir.

Henry Beecher, yalnızca şekerli hap vermek, hatta şefkatli fizik muayene gibi plasebo uygulamalarının, hastaların yüzde 30’unun durumunda iyileşme sağlayacağını savunarak tıp dünyasında şaşkınlık yaratmıştı. Bu tarihten itibaren konuyla ilgili çok sayıda çalışma yapıldı. Günümüzde plasebo etkisinin ne olduğunu kısmen de olsa anlayabildik.

Mevcut kanıtlar, bu etkinin beynin prefrontal korteks bölgesinde başladığını gösteriyor. Bu bölge karmaşık davranışları ve planlamayı yönetiyor. Kendimizi daha iyi hissetmeyi beklediğimiz zaman prefrontal korteks, omuriliğe kadar uzanan sinir yollarındaki aktiviteyi artırıyor. MR taramaları gösteriyor ki plasebo etkisi, omurilikte ağrı sinyallerinin geçmesini sağlayan kısımlara kan akışını azalıyor. Yani plasebo hapların tetiklediği endorfinler, ağrı sinyallerinin beyne ulaşmasını durduruyor.

Plasebo Etkisi Nasıl Gerçekleşir?

İnanç, insanın bildiği en eski ilaçtır. Bir hasta tedavi gördüğü zaman iyileşmeyi umar. Odak noktasını değişir. İyileştiğini gösteren işaretlere daha çok dikkat eder ve bu nedenle tersi işaretleri görmezden gelmeye başlar. 1890’larda İvan Pavlov klasik koşullanmayı keşfetti. Ünlü deneylerinde köpeklere zil sesini yemeğin gelmesiyle ilişkilendirmeyi öğretti. Köpekler zili duyunca yemek beklentisiyle salyaları akmaya başlıyordu. Aynı şeyi ilaçlar da bize yapabiliyor. Eğer kişiler belli bir tedavinin iyi geldiğini düşünüyorlarsa, plasebo verilse bile, rahatlama hissedebiliyor.

Bir iğne yoluyla enjekte edilen plasebolar (araştırmacılar genellikle bir tuz ve su solüsyonu kullanırlar), daha hızlı ve güçlü etki gösterir. Bunun nedeni muhtemelen insanların enjeksiyonun kan dolaşımına haptan daha hızlı girdiğini varsaymasıdır. Aynı şekilde daha pahalı olanlar ucuz olanlara göre daha iyi çalışma eğilimindedir. İlaçların görünümü de beklentilerimizi değiştirebiliyor. Kırmızı, turuncu ve sarı gibi parlak renkleri uyarıcı etkiyle, mavi ve yeşilleri yatıştırıcı etkiyle ilişkilendiriyoruz. Tabletin rengini değiştirince de ondan beklediğimiz şey de değişiyor.

Plasebo etkisi elbette sadece tıbbi çalışmalarda karşımıza çıkmıyor. Bu etkinin varlığından haberdar olan şirketler de bu zafiyetimizi etkin olarak kullanabiliyor. Örneğin, çok sayıda şirket hafızayı, dikkati ve düşünmeyle ilgili diğer becerileri artırdığını iddia eden video oyunları, eğitim setleri gibi şeyler pazarlıyor. Katılımcılar bu oyunları oynadıktan sonra hafızalarında ve dikkatlerinde iyileşme bekledikleri için, bu şirketler tarafından ilan edilen olumlu sonuçların gerçek olduğu düşünülebiliyor.

Plasebo etkisinin bir tür “kötü ikizi” vardır: Nocebo etkisi

Plasebolar işe yaramalarına rağmen bazı istenmeyen yan etkilere de yol açabilirler. Plasebo etkisinin tersine nosebo etkisi denir. Nocebo etkisi, olumsuz beklentilerin insanı kötü hissettirmesi durumudur. Nocebo, “zarar vermek” anlamına gelen Latince ifadeden gelir. Güllere alerjisi olan bir kişi bu etki nedeniyle sahte güller ile karşılaştığında bile hapşırabilir.

Plasebo hapların gerçek olduğunu düşünürseniz tıpkı gerçek ilaçlar gibi yan etkilere neden olabilirler. Nosebo etkisini 2014’te Fransa’daki Grenoble Üniversite Hastanesi’nden Sara Planès ve meslektaşları 86 çalışmayı bir araya getirerek inceledi. Nosebo etkisinin semptomlarının mide bulantısı, baş dönmesi ve baş ağrısı gibi spesifik olmayan semptomlar olduğunu buldular. Ekip ayrıca, plasebo etkisinde olduğu gibi nosebo etkisinin de kısmen psikolojik ve kısmen de nörobiyolojik olduğunu doğruladı.

Koşullanma, yan etkiler beklememize yol açabiliyor. Beynimizdeki kimyasal değişiklikler ağrıyı azaltma potansiyeline sahip olduğu gibi artırma potansiyeline de sahip. Bazı araştırmacılar, glütensiz diyet modasını körükleyen şeyin temelinde bu olduğunu düşünüyor. İnsanlar, glüten yemenin kendilerini kötü hissettireceğine dair olumsuz bir beklenti geliştirir. Bunun sonucunda da bu beklenti biyolojik glüten duyarlılıkları olmasa bile aynı semptomları hissetmelerine neden olabilir.

Plasebo etkisini hâlâ tam olarak çözebilmiş değiliz ama ondan kaçış yok. Herhangi bir tıbbi tedaviye başladığımızda yaşadığımız deneyimin bir kısmı psikolojik. Doktorlar da bunu biliyor ve iyileşmemizi hızlandırmak için bu bilgiyi kullanıyorlar. Açık olan bir şey var ki zihin, vücudun biyokimyasal süreçlerini etkileyip değişime uğratacak güce sahip. Bizi çevreleyen dünyayı araştırmak oldukça kolaydır. Ancak unutmayalım ki en büyük gizemlerden birisi gözlerimizin tam arkasında yatıyor.

Kaynaklar ve ileri okumalar:

Matematiksel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu