Peter Pan Sendromu: Sonsuza Dek Çocuk Kalma Durumu

Ünlü masal kahramanı Peter Pan, psikolojideki bir davranış sorununa da isim babalığı yapıyor.

James Matthew Barrie’nin (1860-1937) Peter Pan kitabını bilmeyen yoktur sanırız. Yazarın 1904’te yayınlandığı ses getiren eseri Peter Pan, hala edebiyat dünyasının unutulmazları arasında. Var olmayan ülkede (Neverland) sonsuza dek çocuk olarak yaşamak isteyen eserin kahramanı Peter Pan, sadece edebiyat dünyasında değil aynı zamanda psikoloji ve psikiyatri alanlarında da bilinen bir isim oldu.

Bu yazıda gerçek Peter Pan’lerden ve onları etkisi altına alan ilginç bir psikolojik sendromdan bahsediyoruz. Karakter kurgu olsa da Peter Pan Sendromu gerçektir ve bu sendromla uğraşıyorsanız nedenlerini ve nasıl üstesinden gelineceğini öğrenebilirsiniz.

Peter Pan Sendromu Nedir?

J. M. Barrie 1911 tarihli romanı “Peter ve Wendy” de “Biri hariç tüm çocuklar büyür” diye yazmıştır. Burada büyümeyecek olan çocuk Peter Pan’dı.

Karşınızda bir yetişkin var ama adeta bir çocuk gibi davranıyor. Yaptıklarıyla hem kendisine hem ilişkilerine zarar veriyor. Bu durumu siz belki şımarıklık belki de umursamazlık olarak görüyorsunuz. Ancak Peter Pan Sendromu ile karşı karşıya olabilirsiniz.

Peter Pan Sendromu (Peter Pan kompleksi), büyüme korkusu olan çocuklarda, olgun oldukları halde çocuk gibi davranan insanlarda görülen davranış bozukluklarını tanımlar. Sendrom şu anda bir psikopatoloji olarak kabul edilmiyor. Bununla birlikte, toplumda giderek daha fazla sayıda kişinin yetişkin olduğu halde duygusal olarak olgunlaşmamış davranışlar sergilemesi bu sorunun yaygın olduğunu düşündürüyor. Bu durum her iki cinsiyeti de etkilese de araştırmalar erkekler arasında daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor.

Peter Pan Sendromunun Nedeni Nedir?

Peter Pan Sendromu, tahmin edebileceğiniz gibi, bir yetişkinin olgunlaşmak ve kendi yaşındaki birinin sorumluluklarını üstlenmek istememesidir. Sendromunun kendini nasıl gösterdiği kişiden kişiye değişebilir.

Bu sendrom belirtilerini gösteren kişi genellikle kariyerinde başarısızlık yaşar. Ekonomik açıdan sorumluluk sahibi olmakta zorlanır. Sorumluluğun olmadığı sadece eğlencenin var olduğu bir hayat beklentisi içindedir. Sık sık iş ve hobi değiştirir ama hiçbirinden tatmin olmaz.

Gerçekleşmesi zor hayaller kurar. Ayrıca bu hayalleri gerçekleştirmek için mantıklı ve sistematik herhangi bir adım atmaz. Herhangi bir işin yapacağına dair inancı çok yüksektir ama çabası çok düşüktür. Gelecekten ve yaşlanmaktan korkarlar. Ayrıca sosyal ve romantik ilişkilerde yetişkin gibi davranamazlar.

Araştırmacılar, bu insanların genellikle yalnızlıktan korktuklarını, bu yüzden ihtiyaçlarını karşılayacak insanlarla etraflarını sarmaya çalıştıklarını düşünüyor. Bu tip bir erkek baba olduğunda bile ebeveyn rolüne girmekte zorlanıyor ve yükü genelde annenin omzuna atıyor.

Birinin merak, mizah duygusu veya yetişkinlerden daha çok çocuklarla ilişkili belirli şeylere sevgi gibi çocuksu eğilimleri olması, Peter Pan Sendromuna sahip oldukları anlamına gelmez. 

Peter Pan Sendromundan muzdarip insanların bir başka özelliği de sürekli olarak eş değiştirmeleri ve daha genç olanları aramaları olarak bilinmektedir. Bunun arka planında da bağlılık ve sorumluluktan kaçma gibi dürtüler yer alıyor. Peter Pan sendromu resmen tanınan bir bozukluk değildir. Bu yüzden nedenleri de tan olarak net olmayacaktır. Ancak çocuklukta yeterince sorumluluk almadan şımartılarak yetiştirilen kişilerin yetişkinlikte de bu sendroma yakalanması daha olası gibi görünmektedir.

Peter Pan’ın Arkasındaki Wendy

1983’te “Peter Pan Sendromu” nu tanımlayan psikolog Dan Kiley, “Wendy Sendromu” terimini partnerleriyle kurduğu ilişkilerde sürekli anne gibi davranan kadınları tanımlamak için kullandı. Dr. Dan Kiley’e göre, Peter Pan erkeklerinin yine aynı hikayedeki karakterlerden Wendy kadınları ile eşleşme ihtimali çok yüksek.

Peter Pan erkeklerinin kaçındıkları tutum, sorumluluk ve davranışları, Wendy kadınlar ele alıyor. Bu kadınlar, sorumluluk almayı reddeden Peter Pan erkeğe karşı anaç bir tutum sergileme eğiliminde oluyor. Zamanla da hayatındaki kişi için vazgeçilmez olduğunu düşünme eğilimi gösteriyorlar. Çok fazla sorumluluk alıyorlar ve bu sorumluluklar tükenmişlik hissini de beraberinde getirebiliyor. Bir süre sonra da bu kadının ilişkide koruyucu ”anne” rolüne girmiş olması kaçınılmaz oluyor.

Her iki bozukluğun da en büyük dezavantajının, bu duruma sahip olan kişinin sorunun bir parçasıymış gibi hissetmemesi, farkında olmaması oluyor. Durum böyle olunca da bu sendromlar kişilerin veya partnerlerinin hayat kalitelerini oldukça düşürüyor ve sosyal ilişkileri fazlasıyla zorlayabiliyor. Sendromsuz günler geçirmeniz dileğimizle.


Göz Atmak İsterseniz


Kaynaklar ve İleri okumalar:


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum ve İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde akademik görevimi sürdürüyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor.. (Instagram veya Facebook hesabım yoktur. Fotoğrafımı ve adımı kullanarak sahte hesap açıldığını öğrendiğim için bu bilgiyi belirtmek durumundayım.)

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz