Psikoloji

İyimserlik Önyargısı ve Planlama Yanılgısı: Hayat Toz Pembe Değildir!

Yaşadığımız dünya hakkında düşünme biçimimizde tamamen rasyonel olsaydık, basitçe bilgi toplar, bu bilgileri işler, yargı ve kararlar vermek için kullanırdık. Ancak bunun yerine, birçok açıdan, çoğu insan “dünyayı pembe gözlüklerle görme” eğilimindedir. Bu eğilim, iyimserlik önyargısı olarak bilinir. Bu riskleri görmezden gelmek ve olayların iyi sonuçlanmasını beklemek için güçlü bir öngörüye sahip olmak demektir. Aslında, araştırma bulguları, çoğu insanın olumlu olayları yaşama olasılıklarının diğerlerinden daha yüksek olduğuna ve olumsuz olayları deneyimleme olasılıklarının daha düşük olduğuna inandığını göstermektedir. Çoğu insan, iyi bir işe girme, mutlu bir evlilik yapma ve ileri bir yaşa kadar sağlıklı yaşama olasılıklarının diğerlerinden daha fazla olduğuna inanır. İşten kovulma, hastalanma veya boşanma gibi olumsuz sonuçlar yaşama olasılıklarının daha düşük olduğunu düşünür.

Hayatınızı bir düşünün. Mutlaka İyi ve kötü zamanlarınız olmuştur. Şimdi, geleceğinizi hayal etmeye çalışın. Eğer çoğu insan gibiyseniz, geçmişinizin iniş çıkışlarına karşın sizi parlak bir gelecek beklediğini ve daha mutlu olacağınızı hayal etmiş olmalısınız. İşte bu iyimserlik önyargısıdır.

İyimserlik Önyargısı Neden Olur?

Geçmişi düşündüğümüzde, başarısızlıkları, hoş olmayan olayları ve diğer hayal kırıklıklarını hatırlayabiliriz. Ancak bu beklenmedik olasılıklar geleceğimizi düşündüğümüzde göze çarpmaz. Gelecek hakkında düşündüğümüzde, arzu edilen hedeflere, kişisel mutluluğa ve her zaman yapmak istediğimiz şeyleri yapmaya odaklanma eğilimindeyizdir. Düşüncelerimize bu olumlu durumlar hakim olduğu için, gelecek hakkında oldukça iyimser tahminler yaparız. Biraz iyimser olmak elbette iyidir ve bundan kimseye zarar gelmez. Burada önemli olan iyimserliğimizin hatalı kararlar almamıza neden olabileceğinin farkında olmamızdır. Ayrıca iyimser olmak bizi iyi hissettirse bile, gerçeklerle desteklenmez ise sebep olacağı yıkım bir realist ya da kötümserin yaşadığından çok daha fazla olacaktır.

“Yapılacak Listelerimiz” Gerçekçi Olmadığında: Planlama Yanılgısı

Bu iyimser bakış açısı bazı durumlarda ikinci bir düşünce hatası yapmamıza daha neden olur. Buna da planlama yanılgısı denir. Planlama yanılgısı belirli bir süre içinde gerçekten yapabileceğimizden daha fazlasını yapabileceğimize inanma eğilimimizdir. Bir projenin belirli bir süre alacağını tahmin ettiyseniz, ancak daha sonra çok daha uzun sürdüğünü fark ettiyseniz, planlama yanılgısına zaten aşinasınızdır. Yaptığımız planların gerçekçi olduğuna, belirli bir süre içinde gerçekten başarabileceğimize ve hedeflerimize ulaşmamızı hiçbir şeyin engellemeyeceğine inanma eğilimi, eylemdeki planlama yanlışlığını yansıtır. Çoğumuzun sahip olduğu ancak pek de gerçekçi olmayan “yapılacaklar listeleri” buna bir örnektir.

Bireyler, belirli bir görevi tamamlamalarının ne kadar süreceği konusunda tahminlerde bulunduklarında, öncelikle geleceğe ve görevi nasıl yerine getireceklerine odaklanırlar. Bu da onların zamanda geriye bakmalarını ve geçmişte benzer görevlerin ne kadar zaman aldığını hatırlamalarını engeller. Sonuç olarak, bir görevin ne kadar süreceğini tahmin ederken kolayca öngörülemeyen (ancak her zaman ortaya çıkacak) önemli potansiyel engelleri gözden kaçırma eğiliminde olurlar. Bu da onları planlama yanılgısının kurbanı haline getirir. Planlama yanılgısının bir başka nedeni de motivasyondur. Kişiler bir görevi tamamlamak için güçlü bir şekilde motive oldukları durumlarda, bu istenen durumu ne zaman elde edeceklerine dair aşırı iyimser tahminlerde bulunurlar. Yani bir görevi ne zaman tamamlayacağımıza dair tahminlerimiz umutlarımızdan ve arzularımızdan etkilenir.

Bardağın dolu tarafını mı, yoksa boş tarafını mı görmeli?

İyimserlik Yerine Bir Miktar Karamsarlık Daha İyi Olabilir

Gerçekçi olmayan iyimserlik durumu elbette insanları depresyona girmekten korusa da olumsuz tarafları da vardır. İyimserlik önyargısı bazen kötü karar vermemize de neden olur. Gelecek ve riskler hakkında doğru planlama yapmamızı zorlaştırır. Başka bir deyişle, her şeyin toz pembe olduğunu varsaymak, insanların sorunlara karşı uygun şekilde hazırlanmasını veya ilgili istatistiklere dikkat etmesini engeller. Tersine bir miktar karamsarlık, en azından bazı insanlar için yararlıdır. Eğilimsel olarak iyimser olmayan kişilere savunmacı karamsarlar denir. Bu kişiler gelecekleri hakkında en iyiyi (örneğin, yaklaşan bir sınavdaki performans) bir iyimserin yapacağı şekilde tahmin etmek yerine, düşük hedefler belirleme (“çok iyi yapamayacağım”) ve alternatif planlar üzerinde düşünme eğilimindedir. Düşük beklentiler de onları çok çalışmaya motive eder, bir yandan da hayal kırıklığına uğramalarını engeller.

Sonuç olarak, insanlara sürekli olarak iyimser olmaları, gelecekleri hakkında güzel düşünmeleri ve hayata olumlu bakmaları mesajlarını vermek bazen faydadan ziyade zarar verir. Olumlu duygular vücudumuz ve ilişkiler için elbette iyidir. Bununla birlikte, bazı insanlar için olumsuz duyguların veya durumların geçici olarak faydalı olduğu zamanlar da vardır. Tüm bu önyargıların ötesine geçebilmemiz için hayata realist gözlerle bakmak ve olan biteni bir bütün olarak algılayabilmek gerekir.

Kaynaklar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

7 yıl Kadıköy Anadolu Lisesinin devamında lisans eğitimimi Marmara Üniversitesi İng. Matematik öğretmenliği üzerine tamamladım. Devamında 20 yıl çeşitli özel eğitim kurumlarında matematik öğretmenliği ve eğitim koordinatörlüğü yaptım. 2015 yılında matematiksel.org web sitesini kurdum. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler