Psikoloji

İyimserlik Önyargısı ve Planlama Yanılgısı: Hayat Toz Pembe Değildir!

Yaşadığımız dünya hakkında düşünme biçimimizde tamamen rasyonel olsaydık, basitçe bilgi toplar, bu bilgileri işler, yargı ve kararlar vermek için kullanırdık. Ancak bunun yerine, birçok açıdan, çoğu insan “dünyayı pembe gözlüklerle görme” eğilimindedir. 22 kültürde 90.000’den fazla insanla yapılan çalışma, insanların çoğunun kötümserlikten çok iyimserliğe eğilimli olduğunu ortaya koymaktadır. Bu eğilim, iyimserlik önyargısıdır. Diğer bir deyişle, insanların çoğu gelecek olaylarla ilgili gerçekçi olmayan iyimserlik denilen şeye sahiptir. Bu nedenle riskleri görmezden gelir ve olayların bir biçimde iyi sonuçlanmasını bekler.

Çoğu insan olumlu olayları yaşama olasılıklarının diğerlerinden daha yüksek olduğunu düşünür. Diğer bir deyişler çoğumuz olumsuz olayların bizim de başımıza gelebileceğini genelde düşünmeyiz.. Etrafımızda tam tersi onlarca hatta yüzlerce örnek olmasına rağmen iyi bir işe girme, mutlu bir evlilik yapma ve ileri bir yaşa kadar sağlıklı yaşama olasılığının diğerlerinden daha fazla olduğuna inanırız. Bunun sonucu olarak da gerçekçi olmayan bu iyimserlik durumu kırılganlığımızı veya incinebilme olasılığımızı arttırır. Mantıklı önlemler alma gereği duymayız.

Hayatınızı bir düşünün. Mutlaka İyi ve kötü zamanlarınız olmuştur. Şimdi, geleceğinizi hayal etmeye çalışın. Eğer çoğu insan gibiyseniz, geçmişinizin iniş çıkışlarına karşın sizi parlak bir gelecek beklediğini ve daha mutlu olacağınızı hayal etmiş olmalısınız. İşte bu iyimserlik önyargısıdır.

Keyifle kredi kartı borcu altına girenler, sigaranın etkilerini inkâr edenler ve talihsiz ilişkilere balıklama dalanlar bize, körü körüne iyimserliğin düşüşün tam öncesinde yer aldığını hatırlatmaktadır. İnsanın ekonomik rasyonalizmini savunan Adam Smith’in dediği gibi insanların “kendi talihlerine olan saçma güveni, yapabilecekleri şey konusunda kibirli aldanmışlıklarından kaynaklanır”

İyimserlik Önyargısı Neden Olur?

Geçmişi düşündüğümüzde, başarısızlıkları, hoş olmayan olayları ve diğer hayal kırıklıklarını hatırlayabiliriz. Ancak gelecek hakkında düşündüğümüzde, arzu edilen hedeflerimiz vardır. Bu nedenle daha çok kişisel mutluluğa ve yapmak istediğimiz şeyleri yapmaya odaklanırız. Düşüncelerimize bu olumlu atmosfer hakim olduğu için, gelecek hakkında oldukça iyimser tahminler yaparız. Biraz iyimser olmak elbette iyidir. Burada önemli olan iyimserliğimizin hatalı kararlar almamıza neden olabileceğinin farkında olmamızdır. İyimser atalarımız, zorlulukların ve yaşam mücadelesinin altından kalkmakta karamsar komşularından daha başarılı olmuşlarsa, o zaman iyimserliğe eğilimli olmamızda şaşılacak bir durum yoktur

Yaptığımız planların gerçekçi olduğuna, belirli bir süre içinde gerçekten başarabileceğimize ve hedeflerimize ulaşmamızı hiçbir şeyin engellemeyeceğine inanma eğilimi, eylemdeki planlama yanlışlığını yansıtır. Çoğumuzun sahip olduğu ancak pek de gerçekçi olmayan “yapılacaklar listeleri” buna bir örnektir.

“Yapılacak Listelerimiz” Gerçekçi Olmadığında: Planlama Yanılgısı

Bu iyimser bakış açısı bazı durumlarda ikinci bir düşünce hatası yapmamıza daha neden olur. Buna da planlama yanılgısı denir. Planlama yanılgısı belirli bir süre içinde gerçekten yapabileceğimizden daha fazlasını yapabileceğimize inanma eğilimimizdir. Bireyler, belirli bir görevi tamamlamalarının ne kadar süreceği konusunda tahminlerde bulunduklarında, öncelikle geleceğe ve görevi nasıl yerine getireceklerine odaklanırlar. Bu da onların geçmişte benzer görevlerin ne kadar zaman aldığını hatırlamalarını engeller.

Sonuç olarak da öngörülemeyen (ancak her zaman ortaya çıkacak) engeller gözden kaçırılır. Bu da onları planlama yanılgısının kurbanı haline getirir. Planlama yanılgısının bir başka nedeni de motivasyondur. Kişiler bir görevi tamamlamak için güçlü bir şekilde motive olduklarında, istenen durumu ne zaman elde edeceklerine dair iyimser tahminlerde bulunurlar. Yani bir görevi ne zaman tamamlayacağımıza dair tahminlerimiz umutlarımızdan ve arzularımızdan etkilenir.

Eğilimsel olarak iyimser olmayan kişilere savunmacı karamsarlar denir. Bu kişiler gelecekleri hakkında iyimser tahminler yapmazlar. Bunun yerine, düşük hedefler belirleme ve alternatif planlar üzerinde düşünme eğilimindedirler. Düşük beklentiler de onları çok çalışmaya motive eder, bir yandan da hayal kırıklığına uğramalarını engeller.

İyimserlik Yerine Bir Miktar Karamsarlık Daha İyi Olabilir

Gerçekçi olmayan iyimserlik durumu insanları depresyona girmekten korusa da olumsuz tarafları da vardır. İyimserlik önyargısı bazen kötü karar vermemize de neden olur. Gelecek ve riskler hakkında doğru planlama yapmamızı zorlaştırır. Tersine bir miktar karamsarlık, en azından bazı insanlar için yararlıdır. Sosyal psikologların savunmacı kötümserlik dediği şey bizi gerçekçi olmayan iyimserliğin tehlikelerinden koruyabilir. Örneğin öğrencilerin kendilerini değerlendirmeleri istendiğinde genellikle gerçek dışı iyimser bir bakış açısına sahip olduklarını biliriz. Kendinden çok emin olan bu öğrenciler hazırlık yapmama eğilimi gösterir. Ancak ama eşit yetenekteki daha az güveni olan akranları daha iyi çalışır ve daha yüksek notlar alır.

Sonuç olarak, insanlara sürekli olarak iyimser olmaları, gelecekleri hakkında güzel düşünmeleri ve hayata olumlu bakmaları mesajlarını vermek bazen faydadan ziyade zarar verir. Olumlu duygular vücudumuz ve ilişkiler için elbette iyidir. Bununla birlikte, olumsuz düşüncenin de olumlu düşünce kadar bir gücü vardır. Okul ve sonrasında başarılı olmak, umudu ayakta tutacak kadar iyimserlik ve ciddiye alacak kadar kötümserlik gerektirir. Tüm bu önyargıların ötesine geçebilmemiz için hayata realist gözlerle bakmak ve olan biteni bir bütün olarak algılayabilmek gerekir.

Kaynaklar:

Matematiksel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu