Ayakkabılarınızı aceleyle giyerken telefondaki arkadaşınıza “On dakika sonra oradayım” dersiniz. Bir proje yöneticisi patronuna güvenle “Yıl sonunda faaliyete geçeriz” diye söz verir. Bir işin ne kadar süreceğini tahmin ederken çoğu zaman fark etmeden iyimserliğe kayarız. Planlama yanılgısı tam olarak bu eğilimin adıdır.

Planlama yanılgısı, daha önce benzer bir işi o sürede bitiremediğimizi bilmemize rağmen, bir görevi tamamlamak için gereken zamanı olduğundan kısa tahmin etme eğilimimizdir. Bu durum yalnızca süreyle sınırlı değildir. Görevlerle ilişkili riskleri de aynı şekilde küçümseyebiliriz.
Hepimiz okul yıllarından bir sahneyi hatırlayabiliriz. Bir ödevi zamanında, hatta erkenden bitireceğimizden eminizdir. Sonra teslim tarihini geçmesine rağmen tamamlayamayız. Sınıflar ve iş dünyası, planlama yanılgısının neredeyse soluduğumuz hava kadar sürekli var olduğu iki ortamdır.
Etrafınıza baktığınızda, gecikmiş teslimatlar, aksayan işler, bitirilememiş projeler arasında planlama yanılgısının izlerini kolaylıkla görebilirsiniz. Peki ama neden bu kadar sık yanılıyoruz? Neden, tekrar tekrar deneyimlememize rağmen, planlamayı hâlâ sağlıklı şekilde yapamıyoruz?
Planlama Yanılgısı Nedir?
Planlama yanılgısı, özellikle kullanılan kaynaklar ve işin büyüklüğü arttığında, planlama süreci üzerinde olumsuz hatta yıkıcı sonuçlar doğurur. Üst düzeyde verilen hatalı zaman tahminleri yüzünden aksayan büyük ölçekli inşaat projelerini düşünün.
Elbette bu, tüm gecikmelerin yalnızca bilişsel bir yanlılıktan kaynaklandığını söylemek değildir. Ancak planlama yanılgısının, tahminlerimizi altüst etmedeki rolünü de hesaba katmak gerekir.

Planlama yanılgısı, büyük ölçüde iyimserliğe olan yatkınlığımızdan kaynaklanır. Bu durum özellikle kendi becerilerimizi değerlendirirken daha belirgin hale gelir. Genel olarak olumluya eğilimliyiz. Dünya ve insanlar hakkında iyimser beklentiler kurarız. Olumlu anıları olumsuzlardan daha kolay hatırlarız. Karar verirken de çoğu zaman olumlu bilgileri öne çıkarırız.
Kendi kapasitemizi değerlendirme söz konusu olduğunda ise oldukça zayıfız. Örneğin bir çalışmada, üniversiteye yeni başlayan öğrencilerden akademik performanslarını sınıf arkadaşlarıyla karşılaştırmaları istenir. Katılımcılar ortalama olarak kendilerini akranlarının yüzde 84’ünden daha başarılı görür.
Bazı öğrenciler için bu tahmin doğru olabilir. Ancak herkesin en üstteki yüzde 16’lık dilimde yer alması matematiksel olarak mümkün değildir.

Neden Planlarımız Gerçekçi Değildir?
Bu bulmacanın bir parçası da sezgilerimizin bileşik olasılıkları değerlendirmekte pek başarılı olmamasıdır. Bunun anlamı şu: Son zamanlarda yetiştiremediğiniz bir işi hatırlayın. Bir de o işin ne kadar süreceğine nasıl karar verdiğinizi düşünün.
Çoğu insan gibi siz de muhtemelen bu adımların her biri için “tipik” bir durumu gözünüzde canlandırdınız. Yani hazırlanmanın genelde ne kadar sürdüğünü, park yeri bulmanın ortalama ne kadar zaman aldığını düşündünüz. Bu tahminler birleşti ve işin toplam süresine dair kabaca bir öngörü oluştu. Çoğu durumda bu tek tek tahminler doğrudur. Zaten onları “tipik” yapan da budur.
Ancak bir projede ya da görevde adım sayısı arttıkça, bu adımlardan birinde aksama yaşama olasılığı da yükselir. Bir noktada işler yolunda gitmez ve süreç “tipik” olmaktan çıkar. Sürecin bütünü için “alışılmadık” bir durumla karşılaşma ihtimali, adım sayısı arttıkça hızla büyür. Üstelik bu artış, sezgilerimizin öngördüğünden daha hızlı gerçekleşir.
Planlama Yanılgısından Kaçış Mümkün mü?

Planlama yanılgısının olumsuz etkilerinden kaçınmak için önce bu hataya düşebileceğimizi kendimize hatırlatmak gerekir. Ancak bu tek başına yeterli olmaz. Bir plan yaparken, olası sonuçlara dışarıdan bakan, hatta yer yer kötümser bir perspektif geliştirmek önemlidir. Geçmişte yaşadığımız benzer deneyimler ya da aynı tür işleri yapmış insanların sonuçları, bu bakış açısını kurmak için sağlam birer referans olabilir.
Büyük planları daha küçük parçalara bölmek ve her biri için ayrı tamamlanma süresi belirlemek de etkili bir yöntemdir. Kusursuz değildir ama hatayı azaltır. Planlama sürecinde en kötü ihtimali de hesaba katmak gerekir. Hem kendi hedeflerimizi hem de başkaları için belirlediğimiz süreleri bu olasılığı göz önünde bulundurarak kurmak daha gerçekçi sonuçlar verir.
Kaynaklar ve ileri okumalar
- Why do we underestimate how long it will take to complete a task? Bağlantı: https://thedecisionlab.com/
- Buehler, Roger & Griffin, Dale & Peetz, Johanna. (2010). The Planning Fallacy. Advances in Experimental Social Psychology – ADVAN EXP SOC PSYCHOL. 43. 1-62. 10.1016/S0065-2601(10)43001-4.
Size Bir Mesajımız Var!
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel



