Toplum ve Yaşam

İnsanlar Son Derece İhtimal Dışı Komplo Teorilerine Neden İnanırlar?

Çağımızın en tehlikeli argüman çeşitlerinden birisi komplo teorileridir. Çünkü komplo teorisyenlerinin ispat yükü yoktur. Ortaya akla ve kulağa hoş gelen bir iddia atmaları yeterlidir. Komplo teorilerinin bugün her zamankinden daha yaygın bir şekilde dolaştığına dair kesin bir kanıt yok. Ancak kesin olan bir şey var ki, yaşadığımız pandeminin de etkisi ile son beş yılda bu teoriler giderek daha fazla taraftar toplamaya başladılar.

İnternet, sosyal medyanın ve diğer haber kaynaklarının herhangi bir fikri yaymaya izin vermesi de elbette bunun en önemli nedenlerinden birisi. Bu nedenle günümüzde bu teorilerden kaçış yok. O zaman yapabileceğimiz ilk şey son derece saçma olan ve bilimsel olarak kanıtlanmayan komplo teorilerine neden inanma ihtiyacı duyduğumuzu anlamaktır. Sonrasında da bu teorilerden kendimizi korumanın yollarını aramamız gerekiyor.

Günümüzde sahte haberler ve komplo teorileri o kadar detaylı bir şekilde hazırlanıp yayılabiliyor ki en aklı başında, en zeki olanlarımız bile bunlara inanabiliyor. Bazıları kesinlikle saçma gelse de, komplo teorilerini reddetmek oldukça zordur. Bizi inanılmaz bir şekilde “Ya eğer?” diye sormaya iten onların zorlayıcı doğasıdır.

Komplo Teorilerine Neden İnanıyoruz?

Komplo teorileri, insan olmanın bazı temel özelliklerinden yararlanır. İnsan zihni her zaman kalıplar bulmaya ve çevresini anlamlandırmaya çalışır. Olaylar ve bir dizi davranış için nedensel açıklamalar buluruz. Bu, kaotik bir dünyayı anlamlandırmanın bir yoludur. Kalıp arayışımız esnasında potansiyel yanlış kalıplarla da karşılaşırız. Komplo teorisyenleri rastlantısal olayları anlamlı bir biçimde birbirleri ile bağlar ve anlamlı kalıplara dönüştür. Bunlar dünyaya bakışımızla ve inanç sistemimizle uyum gösteriyorsa fazla sorgulamadan kabulleniriz.

Bir komplo teorisi, bir konu hakkında minimal veya çelişkili bilgiler olduğu zamanlarda bize açıklama sunar. Bir şey hakkında yeterli veri olmadığında merakın giderilmesini sağlar. Temel olarak, insanlar için yanlış bir açıklama, hiç açıklama olmamasından iyidir. Bu sayede insanlar kendilerini güvende hissederler. Eğer bu teori yaygınlaşırsa hissettiğimiz güven artar. Çünkü insanlar her zaman kendilerini yakın hissettikleri diğer insanları ararlar.

İnsan her zaman kendi düşüncesine benzeyen insanları arar. Buna doğrulama yanlılığı denir. İnternet ve özellikle de sosyal medya bu inancı destekleyen önemli miktarda veri barındırır. Doğrulama eğilimi bütün düşünce hatalarının atasıdır; yeni bilgileri var olan teorilerle, dünya bakışıyla ve inançlarla uyumlu olacak şekilde yorumlama eğilimidir. “Sırf onları görmezden geldiğimiz için hakikatler ortadan kalkmaz” demişti Aldous Huxley. Ama aslında tam da bunu yaparız.

Teoriler, neredeyse bir aile gibi hisseden bir grup insan arasında dolaşır. Teori, bağın temelidir. Aynı zamanda bir öz imajın doğrulanmasına da izin verir. Bir kişinin grubunun ve ilişkili inanç sisteminin doğru ve diğerlerinin yanlış olduğu fikri bir komplonun yapısında vardır. Bu teoriler belirli otorite figürleri tarafından ortaya atıldığı zamanlarda inanma potansiyelimiz artar.

Yalan haberleri ve komplo teorilerini yaymanın en başarılı yolu ise sürekli tekrar edilmesidir. Bir kişi aynı haberi farklı kaynaklarda duydukça bir süre sonra doğru olduğuna kanaat getirir. Araştırmalara göre, dışlanmış hisseden veya aidiyet duygusundan yoksun olanların komplolara inanma olasılığı daha yüksektir. Kendini tehdit altında hisseden veya daha düşük gelire sahip olanlar da komplolara eğilimlidir.

Komplo Teoriler Neden Tehlikelidir?

Bir komplo teorisi sadece zararsız bir söylenti değildir. NASA astronotları Neil Armstrong ve Buzz Aldrin 1969’da gerçekten Ay’da yürüdüler mi, yoksa her şey Stanley Kubrick’in yönettiği bir oyunun parçası mıydı? Uçakların arkalarında bıraktığı izler gizemli amaçlara hizmet eden kimyasal maddeler mi? Aslında kanserin bir tedavisi bulundu da ilaç firmalarını korumak adına bizlere duyurulmuyor mu? İklim değişikliği diye bir şey yok her şey bir uydurmaca mı? Dünya düz ama NASA bunu bilmemizi istemiyor mu?

Komplo teorileri daha eğlenceli gözükse de biz yine de bildiğimiz doğrulardan uzaklaşmayalım!

Bu yaratıcı komplo teorileri kimimiz için eğlendirici olsa da maalesef kimisinin gerçekliğidir. Siyasette, bilimde, popüler medyada günümüzde onlarca komplo teorisi sıralanabilir. Bu teoriler, belirli kültürlerle o kadar iç içe geçmiştir ki, gerçek ile kurgu arasındaki çizgi, neredeyse belirsiz hale gelmiştir.

Bu gibi durumlarla karşılaşmış ve yalan habere inanan kişiyi delillerle ikna etmeye çalışmış olabilirsiniz. Ancak eminiz sizin de fark etmiş olacağınız gibi bu aslında pek de işe yarayan bir yöntem değil. Üstelik araştırmalar gösteriyor ki, ikna etmeye çalıştığınız insanlar ne kadar zekiyse, yanlış inanışlarını değiştirmek de o kadar zorlaşıyor.

Komplo Teorileri Matematik Yardımı İle İspatlanabilir

Bu durum Oxford Üniversitesinde matematikçi olan David Grimes‘ın aklına ilginç bir araştırma getirmiş. Kendisi binlerce insanın inandığı ünlü komplo teorilerinin bazılarını ve bugüne kadar ortaya çıkma olasılığını bir denklem yardımıyla hesaplamış. Grimes’in geliştirdiği formüle göre de komploya dahil olanların sayısı arttıkça, o gerçeğin ortaya çıkma süresi de kısalıyor.

Denklem üç faktörden oluşuyor. Bunlar, söz konusu komplocu sayısı, iddia edilen komplo gerçekleştiğinden bu yana ne kadar zaman geçtiği ve komplonun başarısız olma olasılığı. Formülü oluştururken de işe Poisson denklemi ile başlamış Grimes. Bu formül, belli bir hadisenin belli bir zaman içinde meydana gelme olasılığını hesaplamakta kullanılıyor. Poisson denklemi üzerine bazı varsayımlardan da yararlanarak kullandığı formülü geliştirmiş. Dr Grimes, denklemini en ünlü komplo teorilerinin dördünde test etmiş.

  • Eğer Neil Armstrong’un Ay yolculuğu gerçekten bir yalansa, bunu yaklaşık 411 bin NASA çalışanı biliyor olması gerekirdi. Bu şartlar altındaki bir yalanın da yalnızca 3.7 yıl içerisinde ortaya çıkması söz konusu olurdu.
  • Aşı ve otizm arasındaki ilişki 3.2 ila 34.8 yıl içerisinde ortaya çıkardı.
  • Kanser hastalıklarının tedavisi aslında bulunmuş ancak saklanıyor olsaydı büyük bir ilaç firmasının bunu sızdırması yalnızca 3.2 yıl alırdı.
  • İklim değişikliği “aldatmacasının” 3.7 ila 26.8 yıl içerisinde ortaya çıkması gerekirdi.

Sonuç Olarak;

Komplo teorilerini icat etmeye ve bunlara inanmaya neden yatkın olduğumuzu anlamak, diğer insanlara karşı daha sabırlı olmamızı sağlayacaktır. Ancak herkes hangi haberin yayıldığı ve bu haberin kaynağı konusunda sorumlu olmayı kendi görevi olarak görmelidir. Ayrıca hangi bilgileri tükettiğimiz konusunda dikkatli olmamız gerekir. Sonuçta internet bir bilgi hazinesidir. Biraz şüpheci bir mantık yürütme, herkesin işine yarayacaktır.

Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konularda ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz

Başa dön tuşu