Kibir ve Tanrısal Ego Hastalığı: Hubris Sendromu

Tolstoy’a ait olduğu iddia edilen bir söz var. Bu sözün yazının başlığını açıklayan bir işlevi var: “Kibir ve inat bir kişinin kendini mükemmel görmesini sonra da sonunu oluşturur.”

Brain Dergisi’nde yayımlanan bir makaleye dayanan psikolojik hastalık Hubris Sendromu, David Owen ve Jonathan Davidson isimli psikiyatristlerin ”güç zehirlenmesi” olarak tanımladığı bir durumdur.

Hubris Sendromu’nun özellikle politikacılarda görülen bir kibir hastalığı olduğu, bu kibrin ”tanrısal ego” boyutuna ulaştığı belirtiliyor.

Tanrısal Ego ile ”her şeyin belirleyicisi, karar vericisi, oluşturucusu, en doğru kararın o kişinin kendisinden çıkabilecek olduğu sanrısında olan bir ölümlü olmak çelişkisi” vurgulanıyor diyebiliriz.

Owen ve Davidson’ın Şubat 2009’da Brain Dergisi’nde yayımlandığında oldukça dikkat çeken çalışması; geçmişin, şimdinin ve geleceğin politikacılarının (ve politikacı adaylarının) psikolojik durumunu irdeleyerek tıp ve psikiyatri literatürüne önemli bir katkı sağladı.

***

Hubris Sendromu’na yakalanan politikacı ve siyasetçilerde görülen bazı özellikler kısaca şöyle belirtilmiş:

  • Bireyin kendi yargısına aşırı güvenmesi ve başkalarının tavsiyesi veya eleştirisini aşağılaması
  • Gerçeklik ile temasın kaybı
  • Kişisel olarak başarabilecekleri konusunda abartılı bir özgüven
  • Her şeye kadir olma sanrısı
  • Huzursuzluk, pervasızlık, düşünmeden hareket etme hali
  • Her durumda haklı çıkacaklarının sarsılmaz bir inancı
  • Kendisini bir ulus ile bir tutma
  • Kendisine ”öteki” gelen grupları aşağılama ve hor görme
  • Kendi bakış açısını ve çıkarlarını, tüm ulusa atfetme ve özdeşleştirme
  • Söylemleriyle endişe yaratan davranışlar içine girme
  • Uygulanan politikaların bireysel menfaatlerle şekillenmeye başlaması

***

Çalışmada bu sendromu taşıyan siyasetçilerin genellikle uzun süre görevde kalan kişiler olduğu belirtiliyor. Makalede ayrıca Hubris Sendromu’na yakalanan politikacıların uzayan görev süreleri ve sendromun etkisiyle başta ekonomik krizler, savaşlar, kaos ortamlarını oluşturma ihtimallerinin çok yüksek olduğu vurgulanıyor.

Makalede Birleşik Krallık’ta en uzun süre başbakanlık yapan Margaret Hilda Thatcher, Birleşik Krallık Başbakanları’ndan Tony Blair, Amerika Birleşik Devletleri’nin 20 Ocak 2001-20 Ocak 2009 tarihleri arasında bu görevde kalmış 43. başkanı George Walker Bush, John F. Kennedy , Richard Nixon ve daha pek çok kişi örnek olarak verilmiş.

ABD Başkanları için 1776-1974 yılları arasında yapılan akıl hastalığı incelemelerinde 18’inin (% 49); depresyon (% 24), kaygı (% 8), bipolar bozukluk (% 8), alkol veya madde bağımlılığı (% 8) bulguları taşıdığı gözlendi. 10 vakada (% 27), görevde iken çoğu durumda iş performansını düşüren bir bozukluk vardı.

Genel olarak ise (% 49) psikiyatrik bozukluk oranı ABD popülasyonundaki akıl hastalığı oranları ile uyumlu bulundu.

Çalışmada ayrıca narsistik kişilik bozukluğu da ele alındı. Erkeklerde, kadınlardan daha yüksek oranla yaşam boyu narsistik kişilik bozukluğu prevalans oranı gözlendi (sırasıyla %7.7 ile %4.8).

Hubris sendromunun ile narsisistik kişilik bozukluğu arasındaki ilişkisi hakkında kesin bir çıkarım yapılmasa da son zamanlarda yapılan çalışmaların, sendromun narsisistik kişilik bozukluğuyla da alakalı olduğu düşünülüyor.

Kaynak: https://academic.oup.com/brain/article/132/5/1396/354862

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı Hazırlayan: Ceren Demir

Avatar
Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan , filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim. Pamukkale Üniversitesi ve AGH University of Science and Technology' de Uluslararası Ticaret ve Finans alanında kendimi eğitmeye çalıştım. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Voleybol sporunda antrenör yardımcılığı yaptım ve lisanslı oynadım. Spora ve sanata düşkünüm. Resim yapmayı çok seviyorum. Klasik müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara ilgi duyuyorum. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Sanıyorum 7. günlüğüme başlayacağım. Satranç ve Rusça'ya merak saldım. Bahsettiğim tüm 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum.

Bunlara da Göz Atın!

Matematik ve Fiziğin Birlikte Evrimi

Fizikteki atılımlar bazen matematiğin yardımını gerektirir. Ya da tam tersi… 1912’de, Zurih’teki Eidgenössische Technische Hochschule …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.