Psikoloji

Kibir ve Tanrısal Ego Hastalığı: Hubris Sendromu

Tolstoy’a ait olduğu iddia edilen bir söz var. Bu sözün yazının başlığını açıklayan bir işlevi var. “Kibir ve inat bir kişinin kendini mükemmel görmesini sonra da sonunu oluşturur.” Brain Dergisi’nde yayımlanan bir makaleye dayanan psikolojik hastalık Hubris Sendromu, David Owen ve Jonathan Davidson isimli psikiyatristlerin ”güç zehirlenmesi” olarak tanımladığı bir durumdur.

Hubris Sendromu’nun özellikle politikacılarda görülen bir kibir hastalığı olduğu, bu kibrin ”tanrısal ego” boyutuna ulaştığı belirtiliyor. Tanrısal Ego ile ”her şeyin belirleyicisi, karar vericisi, oluşturucusu, en doğru kararın o kişinin kendisinden çıkabilecek olduğu sanrısında olan bir ölümlü olmak çelişkisi” vurgulanıyor diyebiliriz. Owen ve Davidson’ın çalışması; geçmişin, şimdinin ve geleceğin politikacılarının (ve politikacı adaylarının) psikolojik durumunu irdeleyerek tıp ve psikiyatri literatürüne önemli bir katkı sağladı.

hubris sendromu
Hubris terimi Yunan mitolojisinde kelime anlamı olarak “kibir veya aşırı gurur ” anlamına gelmektedir. Mitolojide bir kahramanın kendisini diğerlerinden daha üstün görmesi hatta tanrısal özelliklere sahip olduğunu düşünmesidir. Hubris sendromu tanımı ise 2009’da tanımlanmıştır. Tanım abartılı gurur, baskın bir kendine güven ve kendinden başkaları için içten bir küçümseme duygusu biçimindedir. Genellikle gerçeklikten kopuş bu hubris denen illetin olmazsa olmazıdır.

Hubris Sendromuna yakalananlarda görülen bazı özellikler

Hubris terimi tıbbi bir hastalık olarak tanımlanırken abartılı gurur ve başkalarını küçümseme duygusu olarak ifade edilmektedir. Özellikle yöneticilerde ve liderlerde yaygın görülen bu sendrom, gücün belirli bir oranı aşması ve aşırı kibire kapılması sonucu görülen tıbbi bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Çalışmada bazı belirtiler aşağıdaki gibi verilmiştir.

  • 1. Dünyayı öncelikli olarak güç gösterisi ve zafer arayışının arenası gibi görmeye yatkınlık. 
  • 2. Kendi imgesini zenginleştirmek için kendisini hep iyi gösterecek durumlarda bulunmaya eğilim. 
  • 3. İmaj ve görünümle ilgili orantısız kaygı. 
  • 4. Gündelik etkinliklerinden mesihvari bir tarzda bahsetmek ve yüceltilmeye yatkınlık. 
  • 5. Kendisiyle ulusu ya da kurumu özdeşleştirmek, kendi bakışı ve çıkarlarıyla ulusun/ kurumunkini özdeşleştirmek. 
  • 6. Kendisinden üçüncü tekil şahıs zamiriyle ya da “biz” diye söz etmek. 
  • 7. Kendi yargılarına aşırı güven ve başkalarının öneri ve eleştirilerini küçümsemek. 
  • 8. Her şeyi kişisel olarak başarabileceğine dair kadiri mutlaklık hissi ve abartılmış kendine inanç. 
  • 9. Çevresindeki fanilere ya da halka değil, tarih ve Tanrı’ya hesap vereceği inancı. 
  • 10. Tanrı ve tarih karşısında haklı bulunacağına dair sarsılmaz inanç. 
  • 11. Sıklıkla artan bir yalnızlaşmanın eşlik ettiği gerçeklik duygusunun kaybı.
  • 12. Huzursuz, acelecilik, pervasızlık ve dürtüsellik. 
  • 13. Ahlaki doğruluğu pratiklik, bedel ve sonuçların değerlendirilmesini önlemek için kullanma. 
  • 14. Kibirli yetersizlik; kendisine aşırı güvenen lider politikanın girdisi çıktısı hakkında kafa yormadığından işler yolunda gitmemektedir.  

Çalışmada bu sendromu taşıyan siyasetçilerin genellikle uzun süre görevde kalan kişiler olduğu belirtiliyor. Makalede ayrıca Hubris Sendromu’na yakalanan politikacıların uzayan görev süreleri ve sendromun etkisiyle başta ekonomik krizler, savaşlar, kaos ortamlarını oluşturma ihtimallerinin çok yüksek olduğu vurgulanıyor.

Hubris Sendromu Belirtileri Gösteren Kişilere Verilen Örnekler

Makalede Margaret Hilda Thatcher, Tony Blair, George Walker Bush, John F. Kennedy, Richard Nixon gibi örnekler yer alıyor. Ayrıca ABD Başkanları için 1776-1974 yılları arasında yapılan akıl hastalığı incelemelerinde 18’inin (% 49) depresyon (% 24), kaygı (% 8), bipolar bozukluk (% 8), alkol veya madde bağımlılığı (% 8) bulguları taşıdığı belirtiliyor. 10 vakada (% 27), görevde iken çoğu durumda iş performansını düşüren bir bozukluk vardı. Genel olarak ise (% 49) psikiyatrik bozukluk oranı ABD popülasyonundaki akıl hastalığı oranları ile uyumlu bulundu.

Çalışmada ayrıca narsistik kişilik bozukluğu da ele alındı. Bilindiği gibi, narsistik kişilik bozukluğu olan kişiler yükseltilmiş özgüven ve kendilerine besledikleri çarpıtılmış hayranlık gibi bulgular gösterir. Bu insanlar çevrelerinden de aynı şekilde hissettikleri bu duyguların çoğaltılmasını beklerler. Çoğunlukla benmerkezci kişilik özellikleri ile beraber empati yoksunluğu, kişiliği fazlasıyla büyütme (abartma), başarıya ve güce bağımlı davranışlarla kendilerini belli ederler. Hubris sendromu ile narsistik kişilik bozukluğu arasındaki ilişkisi hakkında kesin bir çıkarım yok. Ancak yapılan çalışmaların analizi sonucunda ikisinin birbiri ile alakalı olduğu düşünülüyor.

Göz Atmanız İçin

Kaynak: Hubris syndrome: An acquired personality disorder? A study of US Presidents and UK Prime Ministers over the last 100 years; https://academic.oup.com/

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum ve İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde akademik görevimi sürdürüyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor.. (Instagram veya Facebook hesabım yoktur. Fotoğrafımı ve adımı kullanarak sahte hesap açıldığını öğrendiğim için bu bilgiyi belirtmek durumundayım.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu