Psikoloji

Çoklu Kişilik Bozukluğu Ve Sybil’in Tartışmalı 16 Farklı Kişiliği

Popüler kültürde, Çoklu Kişilik Bozukluğu konusu oldukça ilgi çekicidir. Bu konu hakkında bir filmi seyretmek, bir kitabı okumak için memnuniyetle vakit harcarız. Şaşırtıcı bir şekilde, tüm bu popülariteye rağmen, çoğumuzun hala 1994’te hastalığının adının resmi olarak değiştiğini bilmeyiz. Çoklu Kişilik Bozukluğu günümüzde Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu olarak bilinmektedir.

Dissosiyatif kimlik bozukluğu (DKB) yada eski adıyla çoklu kişilik bozukluğu bilinç ya da farkındalığın, kimlik ve/veya algının parçalanması ya da bozulması durumudur. DKB’li kişiler, “asıl” kişiliğinin yanı sıra alternatif kişilikler olarak bilinen ya da “alter” diye adlandırılan iki veya daha fazla, farklı ve ayrı kişiliklere sahiptir. Her alterin farklı bireysel özellikleri, kişisel geçmişi, düşünme şekli ve çevresindekilerle ilişki biçimi vardır.

‘The Split’ filminde çoklu kişilik bozukluğuna sahip olan Kevin (James McAyoy) ve 23 ayrı alteri (kişiliği) var. 23 ayrı kişiliğin de farklı takıntıları, yetenekleri, suça meyilleri, hassaslıkları var kısacası cinsiyetleri, yaşları farklı 23 ayrı kişi bir insan bedeninde toplanmış durumdaydı.

Bir alter, farklı cinsiyete farklı bir isme sahip olabilmektedir. Bazı durumlarda, DKB’li bir kişi, alterlerinden duruma göre faydalanır. Örneğin asosyal bir alterin, iletişim becerileri kullanması gerektiği bir durumda mesela bir toplantı, bir sunumda son derece sosyal ve özgüvenli alterini kullanması buna bir örnektir. Tüm bu nedenlerden dolayı Çoklu Kişilik Bozukluğu, klinik psikoloji ve psikiyatride tanınan en tartışmalı ve büyüleyici bozukluklardan biridir.

Çoklu Kişilik Bozukluğu – Dissosiyatif Kimlik İle Tanışmamızın Öyküsü: Sybil’in 16 Farklı Kişiliği

Çoklu Kişilik Bozukluğu ile birçok kişinin tanışması 1976 yapımı televizyon filmi Sybil ile oldu. Film ve dayandığı kitap kurgu olsa da olay gerçek bir kişinin hayatını konu alıyordu. Çocukken annesi tarafından istismara uğrayan ve bunun sonucunda zihinsel bir çöküntü yaşayan ve birden fazla kişilik yaratan genç bir kadın olan Sybil’in hikayesi büyük ilgi yarattı. 

Sybil 1970’lerde çok satan bir kitaptı ve 1976’da mini televizyon dizisi ve 2007’de uzun metrajlı bir belgesel drama olarak uyarlandı. Yazar Flora Schreiber ve Sybil’in psikiyatristi Dr. Cornelia Wilbur, bunun sonucunda zengin ve ünlü oldu. Sybil de yani Shirley Mason da aslında bundan yararlanmıştı. Ancak gerçek üç kadın da ölünceye kadar bir sır olarak kaldı.

Shirley Mason (1923- 1998)

Sybil’in vakası hem genel kamuoyunda hem de tıp camiasında bir hayranlık yarattı ve bir grup psikiyatrist ve psikolog, çoklu kişilik bozukluğunun DSM’ye ( Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı ) dahil edilmesi için başarılı bir şekilde lobi yaptı. Bunun sonucunda da son derece nadir görülen bozukluk, nispeten yaygın bir tanı haline geldi. Önceleri sadece 200 tanı olmasına rağmen, kitap ve filmden sonra aniden yüzlerce ve binlerce vaka ortaya çıktı. 1980’lerin sonunda yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nde teşhis konan 40.000 vaka vardı.

Sybil’in Vakası Bir Uydurmaca mıydı?

Shirley Mason ( Sybil kitaptaki adı idi) muhtemelen bir çeşit dissosiyatif bozukluktan muzdaripti. IQ’su 174 olan çekici bir kadındı. Aynı zaman da bir sanatçıydı. Kendisi zamanının neredeyse yarısını psikoterapide geçirdi. Seanslarının çoğu Dr. Cornelia Wilbur ile oldu. Bir seansta adının Shirley Mason değil Peggy olduğunu ve küçük bir kız olduğunu söyledi. 

Diğer kişilikler de kısa sürede ortaya çıktı ve sonunda toplam on altı kişi oldu. Yaşları değişkendi, kimisi erkek kimisi kızdı ve hatta bebek olan bir kişilik bile vardı. Birlikte çalıştıkça, Dr. Wilbur, Mason’ın olağanüstü olduğuna ikna oldu. Sonrasında konuyla ilgili akademik sunumlar yapmaya başladı ve birkaç yıl içinde bu, tüm profesyonel kariyerinin temeli bu oldu. 

Sonrasında seansları belgelemek için yazar Flora Schreiber ile işbirliği yaptı. Mason’ın çeşitli kişilikleriyle yapılan birçok röportaj kaydedildi. Sonucunda Wilbur, şizofreni nedeniyle hastaneye kaldırılan Mason’un annesinin bu genç kadını yıllarca sadistçe tacizlere maruz bıraktığını belirledi. Mason’ın annesi gibi bir şizofren olduğuna inanıyordu. Konuyu, uzmanlık alanı hipnoz olan meslektaşları ile paylaştı. Sonrasında da bir kitap ortaya çıktı. Kitap, ilk dört yılında altı milyon kopya satarak bir hit oldu. 

Mason bu kitaptan sonra iyileşti, bir sanat eğitmeni olarak çalışmaya başladı ve hatta küçük bir sanat galerisi açtı. Dr. Wilbur ve ölene kadar çok iyi arkadaş olarak kaldılar. Ancak ölümlerinin ardından bazı gerçekler anlaşıldı. Schreiber, Wilbur ve Mason, yalnızca bir vaka çalışmasını belgelemek ve yayınlamak için işbirliği yapmakla kalmamış, aynı zamanda karlı bir şirket kurmuşlardı. Yani Mason için konulan teşhis muhtemelen hatalı idi ve doktorda bunun farkına varmıştı. Ancak artık geri dönemeyeceği bir yola çıkmıştı.

Gerçekte Çoklu Kişilik Bozukluğu Neden Kaynaklanır? Tedavisi Nasıl Olur?

Sybil’in hikayesi bir çok kişinin hayatını muhtemelen olumsuz etkilemişti. Hatalı tanılar sonucunda hatalı tedavilere maruz kalmışlardı. Ancak elbette çoklu kişilik bozukluğu diye bir zihinsel rahatsızlık mevcuttur. Ancak bu son derece nadir rastlanan bir durumdur.

Çocukluk travması genellikle dissosiyatif kimlik bozukluğunun gelişimi ile ilişkilidir. Travma sıklıkla şiddetli duygusal, fiziksel ve / veya cinsel istismar içerir. Aynı zamanda kazalar, doğal felaketler ve savaş ile de bağlantılı olabilmektedir. Bölünmenin stresli veya travmatik bir durumla bağları koparmak için kullanılan bir başa çıkma mekanizması olduğu düşünülmektedir. Bu bir kişinin dış dünyayla bağlantıyı koparması ve gerçekleşen şeylerin farkındalığından uzaklaşmasının bir yoludur.

Çoklu Kişilik Bozukluğu olan kişiler, önemli hafıza kaybı dönemleri de bildirirler. Aslında bu durum teşhis için ayırt edici bir bilgidir. Diğer kişiliklerin kontrol altında olduğu dönemler için tamamen amnezik olduklarını veya belirli kişilikler arasında tek yönlü hafıza kaybı yaşadıklarını ifade ederler. Bu durumlarda, bir kişilik diğerinin ne yaptığının farkındadır. Ancak ikinci kişilik, birinci kişiliğin kontrol altında olduğu dönemler için tamamen amneziktir.

Ancak kimi doktorlar Sybil Incorporated’ın köklü planları olmasaydı, bu kişilerin bazılarının Çoklu Kişilik Sendromu ile etiketlenmeden önce dissosiyatif bozukluklar çerçevesinde değerlendirileceklerini düşünüyorlar. Disosiyatif bozukluklar ise kişide kimlik, bellek, algı ve çevre ile ilgili duyumlar gibi normalde bir bütün halinde çalışan işlevlerin bütünlüğünün bozulması durumudur.



Kaynaklar ve ileri okumalar:

  • The personality disorders | Analysis; Yayınlanma tarihi: 17 Mayıs 2017; Bağlantı: https://www.ukessays.com
  • Abnormal psychology / Susan Nolen-Hoeksema, Yale University.ISBN 978-1-260-50018-9
  • The 16 Personalities of Sybil; yayınlanma tarihi: 7 Mayıs 2013; Bağlantı: https://skeptoid.com/episodes/4361
  • The true story behind Sybil and her multiple personalities; yayınlanma tarihi: 30 Ağustos 2017; Bağlantı: https://www.cbc.ca

Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum ve İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde akademik görevimi sürdürüyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor.. (Instagram veya Facebook hesabım yoktur. Fotoğrafımı ve adımı kullanarak sahte hesap açıldığını öğrendiğim için bu bilgiyi belirtmek durumundayım.)
Başa dön tuşu