Psikoloji

Pozitif Psikoloji Nedir? İnsanlar İyimser Ve Mutlu Olmayı Gerçekten Öğrenebilir mi?

“Pozitif psikoloji” terimini çokça duyuyor ancak ne olduğundan tam olarak emin değilseniz, doğru yere geldiniz! Gerçekten de pozitif psikolojinin ne olduğu ve ne olmadığı konusunda bazı yaygın yanlış anlamalar vardır. Bu yanlış anlaşılmalardan bazılarını gidermek için, pozitif psikoloji hareketini tanımlamaya ve açıklamaya çalıştık.

Pozitif Psikoloji Nedir

Mutluluk Araştırması: Kim Daha Mutlu
Pozitif psikoloji ise insanı artı hale taşır. İyilik halini arttırmayı, mutluluğu çoğaltmayı hedefler. Sağlıklı bir insanın yaşam kalitesini arttırmayı amaçlar.

Pozitif psikoloji birçok şekilde tanımlanmıştır. Ancak formal tanımlamaları bir kenara bırakırsak, pozitif psikoloji insanların gelişmesine ve sağlıklı, mutlu yaşamlar sürmesine nasıl yardımcı olunacağına odaklanan bir yaklaşım biçimidir.

Pozitif psikoloji çalışmaları kapsamında iyimserlik, mutluluk, benlik saygısı, özgüven ve umut gibi kavramlar ele alınır. Alanın önde gelen otoriteleri Martin Seligman ve Mihaly Csikszentmihalyi’ye göre, pozitif psikoloji “bireylerde, ailelerde ve topluluklarda gelişme sağlamak için bilimsel anlayış ve etkili müdahaleler” sağlamaya yardımcı olacaktır.

Depresif bir kişi dünyanın kötü bir yer olduğuna inanma fikrine yatkındır. Bunun sonucunda da gelecekten umutsuzdur. Pozitif psikoloji ise olaylara şöyle yaklaşır. Gelecek umutsuz olsa da, bunu değiştirmek mümkündür. Bunun için öncelikle bakış açımızı değiştirmemiz gerekecektir.

Pozitif psikoloji genellikle pozitif düşünme ile karıştırılır. Bunun sonucunda da kimi kişiler konuya mesafeli yaklaşır. Konu hakkında aktarılanlar kendine yardım taktikleri biçiminde yanlış yorumlanır. Ancak pozitif psikoloji hakkında anlaşılması gereken en önemli şey, onun gerçekten de bir bilim olduğudur. Ele alınan kavramlar kanıtlar ve deneyler ile desteklidir.

Pozitif Psikoloji Fikri Nasıl Ortaya Çıktı?

Deneysel psikoloji, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra beynin bilişsel süreçleriyle ilgilenmeye başlamıştı. Bu süreçte, hastaları sadece rahatsızlıkları bağlamında görmekten farklı olarak daha bütüncü, hümanistik bir yaklaşım, giderek büyüyen bir hareket haline gelecekti.

Erich Fromm, Abraham Maslow ve Cari Rogers gibi psikologlar depresyon ve endişenin mutsuzluğundan­sa iyi ve mutlu bir hayatın neden ve nasıl oluştuğu fikrine odaklanmaya başlayacaktı. Buradan da iyi ve mutlu bir hayata ulaşma yöntemlerine yoğunla­şan “pozitif psikoloji” hareketi doğ­acaktı.

Mihaly Csikszentmihalyi
Mihaly Csikszentmihalyi

Yeni psikolojinin merkezinde 1970’lerde Mihaly Csikszentmihalyi tarafından geliştirilen akış kavramı vardı. Bu fikri ona, gerek işlerinde gerek boş zaman faaliyetlerinde hayattan çok şey alır gibi görünen insanlarla yaptığı görüşmeler vermiştir.

Bazen sevdiğiniz bir işi yaparken zamanının nasıl geçtiğini anlamazsınız. Kendinizi kaptırır ve belki de bu sebeple yemek yemeyi bile unutabilirsiniz. Ancak ilginç bir biçimde açlık hissetmezsiniz. Tersine bir memnuniyet ve tatmin duygusu söz konusudur. İşte bu ruh hali psikolojide akış olarak adlandırılmaktadır. ( Detaylar: Akış Nedir? Zihnin Aktığı Zamanlar Nasıl Elde Edilir?)

akış nedir
Herkes akış deneyimini farklı biçimlerde yaşayabilir. Hepsinin ortak noktası kişinin zevk aldığı aktiviteler olmasıdır.

Pozitif Psikoloji Öğrenilmiş Çaresizlik Yerine Öğrenilmiş İyimserliğe Odaklanır

Csikszentmihalyi’nin akış kavramı pozitif psikolojinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ancak pozitif psikolojinin yaygınlaşmasını sağlayan en önemli isimlerden birisi kuşkusuz Martin Seligman’dir. Kendisinin adını aslında öğrenilmiş çaresizlik adını vereceği çalışmalar ile biliyoruz.

1967’de Martin Seligman ve ortağı Steven Maier bu teoriyi hayvan davranışları üzerine yaptıkları çalışmalar esnasında tesadüfen fark etmiştir. ( Detaylar: Öğrenilmiş Çaresizlik: Çaresizliği Nasıl Öğreniriz Ve Bu Durumla Nasıl Baş Ederiz?)

Martin Seligman

Onlarca yıllık araştırmalarla desteklenen bu teori, insanların ve hayvanların nasıl çaresiz kalmayı öğrenebileceklerini ve başlarına gelenler üzerinde kontrollerini kaybettiklerini hissedebileceklerini açıklıyor. Seligman, bu fenomeni depresyonla ilişkilendirerek, depresyondan muzdarip birçok insanın da çaresiz hissettiğine dikkat çekti. Devamında da öğrenilmiş çaresizlik görüşüne karşı öğrenilmiş iyimserlik kavramını ortaya koydu.

1998’de Amerikan Psikoloji Derneği’nin başkanı seçildiğinde, böylesine etkili bir konumdan alanın yönünü değiştirme fırsatına atladı. Hayatı tüketen değil, hayat veren şeylere odaklanan yeni bir psikoloji alt alanı önerdi. 2000 yılından bu yana, Seligman’ın yaşamdaki olumluya daha fazla odaklanma çağrısı, dünya çapında binlerce araştırmacı tarafından yanıtlandı. Sonucunda Seligman ve Csikszentmihalyi’nin çabaları hayata farklı bir açıdan bakmanın mümkün olduğunu da insanlara öğretti.

İyimser Ve Mutlu Olmayı Öğrenmek Mümkün mü?

yarı dolu bardak
Psikolojiyi, hasta tedavi etmenin çok daha ötesinde bir bi­lim dalı olarak gören Seligman ve arkadaşları, tarih boyunca büyük uygarlıkların, olum­suzları düzeltmekten daha çok, yaşamın en olumlu yanlarını teşvik ettikleri için başarılı olduklarını söylüyor.

Birçoğumuz daha iyimser bir insan olmanın birçok faydası olduğunu biliriz. Sonuçta iyimserliğin hem akıl hem de beden sağlığımızla doğrudan ilişkili olduğu yapılan bir çok araştırma neticesinde kanıtlanmıştır. Ayrıca iyimser bir bakış açısı hedeflere ulaşırken motivasyonu da korumaya yardımcı olur.

Örneğin, sınavlara hazırlanan bir öğrenci karamsar bir bakış açısıyla bunu asla başaramayacağına inanır ise kolayca pes eder. Bu durumun yarattığı stres iyimserler de daha az ortaya çıkar. Bu kişiler sorunlar ile daha kolay baş edebilirler.

Ancak bu noktada dikkat etmemiz gerek bir durum da söz konusu. Kimi durumlarda, fazla iyimserlik önemli bir bilişsel hata yapmamıza da neden olabilir. Mantıksız ve gereğinden fazla iyimserlik, diğer bir deyişle dünyayı pembe gözlükler ile görme eğilimi insanların belli riskleri göz ardı etmesine neden olur.

22 kültürde 90.000’den fazla insanla yapılan çalışma, insanların çoğunun kötümserlikten çok iyimserliğe eğilimli olduğunu ortaya koymaktadır. Bu eğilim, iyimserlik önyargısıdır. Diğer bir deyişle, insanların çoğu gelecek olaylarla ilgili gerçekçi olmayan iyimserlik denilen şeye sahiptir. Bu nedenle riskleri görmezden gelir ve olayların bir biçimde iyi sonuçlanmasını bekler. ( Detaylar için: İyimserlik Önyargısı ve Planlama Yanılgısı: Hayat Toz Pembe Değildir!)

iyimserlik Önyargısı
Hayatınızı bir düşünün. Mutlaka İyi ve kötü zamanlarınız olmuştur. Şimdi, geleceğinizi hayal etmeye çalışın. Eğer çoğu insan gibiyseniz, geçmişinizin iniş çıkışlarına karşın sizi parlak bir gelecek beklediğini ve daha mutlu olacağınızı hayal etmiş olmalısınız. İşte bu iyimserlik önyargısıdır.

Sonuç Olarak;

En doğrusu orta yolu bulmaya çabalamak gibi gözüküyor. Kim bilir belki de pozitif psikoloji üzerine kendimizi geliştirerek bizden adam olmaz zihniyetini ortadan kaldırabiliriz.

Gündemin ve ekonomik krizlerin, her ülkede olabileceği gi­bi bizi de karamsarlığa sürüklemesi nor­mal bir durum. Ancak unutmayalım, hayatın sundukları herkes için nitelik olarak aynıdır. Nicelikleri belirleyen ise algılarımızdır. Böyle bir ilkeden yola çıkan pozitif psikoloji, herkese aynı öneriyi haykırıyor: Hayatınıza anlam yüklemeyi seçebilirsiniz.


Kaynaklar ve ileri okumalar:


Size Bir Mesajımız Var!

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak veya Patreon üzerinden ufak bir bağış yaparak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu