Psikoloji

Uzaylılar Tarafından Kaçırılma İddialarına Dünya Dışı Olmayan Bazı Bilimsel Açıklamalar

Uzaylılar tarafından kaçırılma hikayelerinin bir kısmını aldatmaca olarak kabul etmeliyiz. Ancak bu deneyimi rapor edenlerin hepsinin sahtekar olduğunu varsaymak için hiçbir neden yoktur.

Bunun tamamen mantıklı bir açıklaması var

İnsanlığın en temel sorularından biri şudur: Evrende yalnız mıyız? Çoğu bilim insanına göre bu sorunun cevabı hayırdır. Yalnızca kendi galaksimizdeki, hatta gözlemlenebilir evrendeki sayısız gezegen sistemi düşünüldüğünde, yaşamın yalnızca Dünya’da ortaya çıkmış olması pek olası görünmez.

Büyük ihtimalle yaşamı destekleyen, hatta belki de karmaşık ve zeki yaşam formlarına ev sahipliği yapan başka dünyalar da vardır. Ancak eğer durum buysa, o hâlde bu varlıklar nerede?

Bu soru, 1950 yılında Enrico Fermi tarafından ünlü bir şekilde dile getirilmiştir. Bazılarına göre ise cevap oldukça basittir: Zaten buradalar. Hava sahamıza giriyor, hatta zaman zaman insanları kendi araçlarına ışınlıyorlar. Bu kulağa alaycı gelebilir, ancak bu iddialara içtenlikle inanan ve hatta bu varlıklarla karşılaştığını söyleyen insanlar vardır. Üstelik bazı anlatıları kolayca çürütülemez.

Kaçırıldığını iddia eden kişilerin çoğu sıradan insanlardır ve anlattıkları hikâyeler şaşırtıcı derecede birbirine benzer. Bu kişiler genellikle, olay sırasında yatakta olduklarını ve hareket edemediklerini söyler. Uzaylılar ise çoğunlukla gri ya da beyaz, gölge benzeri varlıklar olarak tasvir edilir.

Bu varlıkların, kurbanın başında durarak üzerinde deneyler yaptığı ya da bedenini incelediği anlatılır. Bu sırada kişiler, fısıltıya benzer sesler duyduklarını veya vücutlarında titreşimler hissettiklerini ifade eder.

Ayrıntılar değişse de anlatıların genel yapısı büyük ölçüde aynıdır. Peki, tüm bu sıradan insanlar neden uzaylılar tarafından kaçırıldıklarını düşündüklerinde bu kadar ısrarcıdır?

İnsanlar Neden Uzaylılar Tarafından Kaçırıldığına İnanır?

Günümüzde uzaylı kaçırılmalarına yönelik farkındalık, 1961 yılında Betty ve Barney Hill çiftinin yaşadığı olayla başlar. Bu çift, araç kullanırken garip ışıklar görmüş, ardından “kayıp zaman” ve “unutulan anılar” deneyimlediklerini ifade etmiştir.

Kaçırılma iddialarının ardından bildirilen etkiler arasında hafıza kaybı, zaman boşlukları, hastalık, uykuda yürüme, kabuslar ve psikolojik travma yer alır. Nitekim Betty ve Barney de bu deneyimden sonra psikolojik sorunlar yaşamış ve terapiye başvurmuştur.

Betty ve Barney Hill, 19 Eylül 1961’de New Hampshire’ın kırsal bir bölgesinde uzaylılar tarafından kaçırıldıklarına inanan Amerikalı bir çift idi.  Çiftin  hikayesi çok satan bir kitaba  ve bir  filme  dönüştü. O zamandan bu yana popüler kültürde uzaylılarla karşılaşmanın neredeyse her tasviri  için şablon sağladı.

Rakamların doğruluğu tartışmalı olsa da, bu olaydan yaklaşık 30 yıl sonra Roper Kamuoyu Araştırma Merkezi tarafından yapılan bir ankete göre yaklaşık 3,7 milyon Amerikalı, kendilerinin de uzaylılar tarafından kaçırıldığını düşündüğünü belirtmiştir.

Şüpheciler ise bu tür deneyimlerin, maddi kazanç ya da sosyal ilgi elde etmek amacıyla ortaya atılmış aldatmacalar olduğunu savunur. Bu bağlamda en bilinen örneklerden biri Roswell olayıdır. 1940’larda ortaya çıkan ilk raporlar, açıklanmayan birçok boşluk bırakmış; bu durum da Ray Santilli’nin 1995 yılında sözde bir “uzaylı otopsisi” görüntüsü yayımlamasına zemin hazırlamıştır.

ufo-meersburg
UFO avcıları yıllardır gökyüzüne bakıyorlar ve tanımlanamayan uçan cisimler gördüklerini sanıyorlar.

Santilli daha sonra bunun bir aldatmaca olduğunu kabul etmiştir. Ancak olay, New Mexico çölüne düşen bir uzay aracının ABD yetkilileri tarafından örtbas edildiği yönündeki iddiaları daha da alevlendirmiştir.

Uzaylı kaçırılmalarının bazı durumlarda aldatmaca olduğu doğrudur. Ancak bu, tüm deneyimlerin sahte olduğu anlamına gelmez. Nitekim psikologlar, insanların bu tür deneyimler yaşadıklarını düşünmelerini açıklayabilecek çeşitli bilimsel ve makul teoriler geliştirmiştir.

Olası Teoriler Nelerdir?

Bu deneyimlere yönelik bir açıklama, insanların uzaylılar tarafından kaçırıldıklarını düşündüklerinde aslında gerçek ve hayal ürünü olayları yanlış yorumladıkları, çarpıttıkları ve birbirine karıştırdıkları yönündedir. Bu nedenle şüpheciler, bu tür deneyimleri psikolojik süreçler ve kişilik özellikleriyle açıklamaya çalışır.

uyku felci
Uyku felcinin belirtileriyle uzaylılar tarafından kaçırılma betimlemeleri tuhaf ve ürkütücü bir benzerlik gösterir.

Yapılan birçok çalışma, bu tür deneyimler yaşadığını iddia eden kişilerin genel psikolojik sağlık açısından diğer insanlardan belirgin bir fark göstermediğini ortaya koymuştur. Yani bu bireylerin çoğunun geçmişinde ciddi bir ruhsal hastalık öyküsü bulunmaz. Ancak bu deneyimlerle ilişkilendirilen önemli bir özellik, hayal kurmaya yatkınlıktır.

Bazı araştırmalar, hayal gücü yüksek bireylerin karmaşık zihinsel senaryolar oluşturabildiğini ve zaman zaman hayal ile gerçeği birbirine karıştırabildiğini göstermektedir. Bunun yanı sıra, dissosiyasyon da bir diğer açıklamadır.

Bu durumda bireyin zihinsel süreçleri birbirinden ve gerçeklikten kopar. Genellikle yoğun stres veya travmatik deneyimlerin ardından ortaya çıkar. Araştırmalar, hayal gücüne yatkınlık ve dissosiyasyon eğiliminin çocukluk travmaları ile ilişkili olabileceğini göstermektedir.

Bilim yazarı Michael Shermer, 83 saatlik bir bisiklet yarışının ardından uykusuzluktan dolayı bayılmıştı. Destek ekibi hemen onun yardımına koşmuştu. Ancak ilerleyen süreçte kendisi destek ekibini 1960’ların televizyon dizisi The Invaders’daki uzaylılar olarak algıladığını söyleyecekt

Bu nedenlerle, uzaylı kaçırılma deneyimlerinin; kişilik özellikleri ile yanlış anı oluşumuna yatkınlığın birleşiminden kaynaklanabileceği düşünülmektedir.

Uzaylılar Tarafından Kaçırılma Düşüncesi İle Uyku Felcinin İlişkisi Var mı?

Nöropsikolojik yaklaşımlar da bu tür deneyimleri açıklamaya çalışır. Özellikle uyku felci ve temporal lob hassasiyeti, uzaylı kaçırılma iddialarıyla ilişkilendirilmektedir.

Uyku felci, kişinin bilinçli olduğu ancak hareket edemediği bir durumdur ve genellikle uyanıklık ile uyku arasındaki geçiş sırasında ortaya çıkar.

Kaçırılma deneyimi yaşayan kişilerin anlattıkları, uyku felci belirtileriyle büyük ölçüde örtüşür. Kişi kendini uyanık hisseder; rüya görmediğini düşünür ve çevresini gerçekçi biçimde algılar. Ancak hareket edemez. Yoğun bir korku hissi yaşar ve çoğu zaman kötü niyetli bir varlığın odada bulunduğunu hisseder. Göğüste baskı, nefes almada zorlanma ve yatakta tutuluyormuş gibi bir his de yaygın belirtiler arasındadır

Bir diğer açıklama ise temporal lob hassasiyeti teorisidir. Bu teoriye göre bazı insanların beyinlerindeki temporal loblar, düşük seviyeli manyetik alanlara karşı daha duyarlıdır. Kanada’daki Laurentian Üniversitesi’nden nörobilimci Michael Persinger, artan temporal lob aktivitesinin uzaylı kaçırılmaları gibi paranormal deneyimleri açıklayabileceğini öne sürmektedir.

Sonuç Olarak

Tüm bunlar, uzaylılar tarafından kaçırıldığını düşünen insanların yalan söylediği anlamına gelmez. Aksine, bu deneyimlerin bilimsel temele dayanan açıklamalarla anlaşılabileceğini gösterir. Gerçekten de, uzaylıların varlığını gerektirmeden bu tür deneyimleri açıklayabilecek pek çok mantıklı ve olası teori vardır.

Bununla birlikte, tüm vakaların bu açıklamalarla kolayca izah edilemediğini de belirtmek gerekir. Ve bu durum, cevaplardan çok daha fazla soruyu beraberinde getirir.


Kaynaklar ve ileri okumalar

  • Cheyne JA. Sleep paralysis episode frequency and number, types, and structure of associated hallucinations. J Sleep Res. 2005 Sep;14(3):319-24. doi: 10.1111/j.1365-2869.2005.00477.x. PMID: 16120108.
  • Some scientific explanations for alien abduction that aren’t so out of this world. Yayınlanma tarihi: 27 Temmuz 2017. Kaynak site: Conversation. Bağlantı: https://doi.org/10.64628/AB.kpm4xj7xf
  • Forrest DV. Alien abduction: a medical hypothesis. J Am Acad Psychoanal Dyn Psychiatry. 2008 Fall;36(3):431-42. doi: 10.1521/jaap.2008.36.3.431. PMID: 18834282.

Size Bir Mesajımız Var!

Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Bunlar da ilgini çekebilir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir