Triskaidekaphobia: 13 Sayısı Korkusu

Araştırmaların gösterdiğine göre bütün batıl inançlarının içerisinde insanlar arasında en yaygın olan on üç sayısı korkusu. Peki ama neden 12 veya 14 değil de 13?

Oysa ne güzel bir sayıdır 13…

Mesela Arşimet’in katı cisimleri 13 tanedir. 13 mutlu bir sayıdır çünkü rakamlarının kareleri toplamı finalde 1 eden sayılara mutlu sayı denir ve 13 sayısında da bu durum geçerlidir.

12+32=10

12+02=1

Ayrıca 13 Fibonacci dizisinin bir elemanıdır ve doğal olarak altın oranın bir parçasıdır.

Biraz daha uğraşırsak daha bir çok yerde karşımıza çıktığını görürüz bu sayının yani bir matematikçi açısından 13 sayısının diğerlerinden bir farkı yoktur. Ama ya matematikçi olmayan yüzbinlere ne demeli…

Örneğin Fransızlar ev adreslerinde 13’ü kullanmaz. İtalya’da Milli piyango çekiline 13 dâhil etmez. Ulusal ve uluslararası havayolları ise uçaklarda 13. sıra koltukları atlar. Amerika’da gökdelenlerde, katlarda, kooperatiflerde ve apartmanlarda katlar on ikiyi on dört takip edecek şekilde numaralandırılıyor. Yani siz 13. kat yerine 14. kata çıkdığınızı zennediyorsunuz elbette, anlayacağınız durum sadece psikolojik…

Son zamanlarda bu batıl inancın gücünü ölçmek için bir deney yapıldı: Yeni, lüks bir apartmanda bir kat geçici olarak on üç sayısıyla numaralandırılmıştı. Diğer katlardaki bütün daireler tutulmuş, sadece on üçüncü katta birkaç daire kalmıştı. Fakat o daireler aylarca boş kaldı, ancak kat numarası 12-B olarak değiştirildiğinde tutuldu.

Peki, bu “triskaidekaphobia” olarak bilinen on üç sayısı korkusu nerden çıktı?

Bu kavram en azından Hıristiyanlık öncesi İskandinav mitolojisine kadar uzanıyor. Valhalla’da on iki tanrının davetli olduğu bir ziyafet vardır. Kötülük ve kavga tanrısı olan Loki buraya davetsiz geldiğinden sayıyı on üçe çıkarmış olur. Loki’yi ziyafetten defetmek adına başlayan mücadelede ise en sevilen tanrı olan Balder öldürülür. Bu, on üç sayısını kuşatan uğursuzluğa göndermede bulunan en eski yazılı kaynaklardan biridir. Söz konusu batıl inanç İskandinavya’dan güneye ve bütün Avrupa’ya yayıldı. Hıristiyanlığa kadar da Akdeniz civarındaki ülkelerde iyice yerleşmiş oldu.

Fakat bu inancın pekişmesi halkbilimcilerce tarihin en meşhur yemeğiyle dayandırılıyor. Diğer bir deyişle İsa’nın son yemeği. İsa ve havarileri toplam on üç kişi ediyordu ve de yirmi dört saatten bile az bir süre içerisinde İsa çarmıha gerildi. Mitoloji uzmanları İskandinav efsanesini Hıristiyan yemeğinin öncüsü olarak görüyor; hain Yahuda ile kötülük, kavga tanrısı Loki, öldürülen Tanrı Balder ile çarmığa gerilen İsa arasında paralelliklerin altını çiziyor. Tartışma götürmez olan ise Hıristiyanlıkla beraber akşam yemeğine on üç kişi çağırmanın felaket alameti haline gelmesidir.

Her batıl inançta olduğu gibi inanç bir kere yerleşmeye görsün, insanlar bilinçli ya da bilinçsizce öngörülen olayların meydana gelmesini bekliyor. Örneğin 1798’de bir İngiliz dergisi olan Gentelman’s Magazine günün sigorta istatistik tablolarından alıntıda bulunup bir bölümde ortalama her on üç kişiden birinin yıl içerisinde öleceğini açığa çıkardı ve böylece on üç inancının fitilini ateşlemiş oldu. Şüphesiz önceki ve sonraki sigorta tabloları başka veriler sunmuş olacaktı. Yine de birçok İngiliz için bu, bilimin batıl inancı doğrulamasından öte bir şey değildi. İronik olarak Amerika’da ise on üç birçok ulusal sembolün parçasıdır. Örneğin Amerikan dolarının arkasında tamamlanmamış piramit on üç basamaklıdır; kel kartal bir pençesiyle on üç yapraklı ve on üç meyveli bir zeytin dalını ve diğer pençesiyle de on üç tane oku tutar; kartalın başının üstünde de on üç tane yıldız vardır.

Tabii bütün bunlar batıl inançla ilişkili olmayıp sadece ülkenin on üç kolonisi anısına uğurlu birer semboldür.

Sonuçta insanlar bir şeye inanmak isterler, yanlış olduğunu bilseler bile, bu inanç da onlardan birisidir anlayacağınız. Korkularımız batıl inançları besler ve bunun üstesinden gelmenin tek yolu bilgilenmektir.

Kaynak: Sıradan Şeylerin Sıradışı Hikayesi –  Charles Panati

Matematiksel

 

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bunlara da Göz Atın

Occam’ın Usturası: Bir Basitlik İlkesi

Occam’lı William,[i] Orta Çağ’ın karanlığını aydınlatmaya çalışan bir filozof, bir dogma savaşçısı idi. Akıl ve mantık …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');