Google etkisi, arama motorlarıyla kolayca ulaşabileceğimiz bilgileri hafızamızda tutmama eğilimimizi ifade eder. Bu tür bilgileri belleğimize kaydetmeyiz; çünkü onlara ihtiyaç duyduğumuzda internet üzerinden yeniden ulaşabileceğimizi biliriz.

Bir kitap okuduğunuzu ve bilmediğiniz bir kelimeyle karşılaştığınızı düşünün. Kelimenin anlamını öğrenmek için Google’da arama yapıyorsunuz. Birkaç gün sonra aynı kelimeyle yeniden karşılaşıyorsunuz ama bu kez ne anlama geldiğini hatırlayamıyorsunuz. Bu durum Google etkisini açıklar. Bilgiye kolayca ulaşabildiğimizde, onu hafızamıza kaydetme eğilimimiz azalır.
Bu etki yalnızca arama motorlarında baktığımız bilgiler için geçerli değildir. Bilgisayarlarımızda ya da telefonlarımızda kolayca erişebildiğimiz pek çok bilgi için de aynı durum söz konusudur. Anne babanızın ya da en yakın arkadaşınızın telefon numarasını ezbere biliyor musunuz? Büyük olasılıkla hayır. Bunun nedeni de Google etkisidir.

Google Etkisi Neden Olur?
Yaklaşık yirmi yıl önce, teknolojiye aşırı bağımlılığın “dijital demans” denen bir duruma yol açabileceği düşüncesi ortaya atıldı. Bu görüşe göre teknoloji kullanımı, kısa süreli hafızanın ve diğer bilişsel süreçlerin zayıflamasına neden olabilirdi.
Ancak sonraki araştırmalar, bu iddiayı desteklemedi. 57 çalışmayı ve 411 binden fazla yetişkini inceleyen araştırmada dijital demansa dair kanıt bulunamadı. Hatta teknoloji kullanımının bilişsel bozulma riskini azalttığı görüldü. Fakat bu, endişelenecek hiçbir şey olmadığı anlamına gelmiyor.
Araştırmalar, GPS gibi uydu navigasyon sistemlerine güvenen kişilerin çevrelerine ilişkin zihinsel haritalar oluşturmayı bıraktığını gösteriyor. Bu kişilerde mekânsal hafıza zamanla zayıflamaya devam ediyor.
Benzer bir durum yapay zekâ için de tartışılıyor. Google etkisinde bilgiye ulaşma kolaylığı hafızayı etkilerken, yapay zekâ düşünme sürecinin kendisini dışarıya devretmeyi kolaylaştırabilir. Bir yazı daha iyi görünebilir, bir sunum daha etkileyici hale gelebilir ya da bir espri tam yerini bulabilir.
Fakat zihnin ihtiyaç duyduğu asıl şey yalnızca ortaya çıkan ürün değildir. Düşünme emeği, zorlanma, yanlış başlangıçlar ve sonunda bir fikrin zihinde açıklığa kavuştuğu an da öğrenmenin parçasıdır.
Bu durum, spor salonuna gidip ağırlığı bizim yerimize bir robotun kaldırmasına benzer. Dışarıdan bakıldığında ağırlık kalkmıştır, yani ürün ortaya çıkmıştır. Ancak kasları çalıştıran kişi biz olmadığımız için güçlenmeyiz. Bu yüzden yapay zekâyı kullanırken asıl soru şudur: Hem bu araçlardan yararlanıp hem de beynimizi çalıştırmaya nasıl devam edebiliriz?
Dijital Amnezi İle Nasıl Baş Edebiliriz?
Dijital çağda yaşıyor olmamız nedeniyle Google etkisinden tamamen kaçınmamız mümkün değil. Gerek iş hayatında gerekse eğitimde, bilgiye çevrimiçi kaynaklardan ulaşmak çoğu zaman kaçınılmazdır. Ancak bu yanılgının farkında olarak, arama motorlarının ötesine geçen bilgi edinme yollarını hatırlayabiliriz.
Yapay zekânın sözüne hemen güvenmeyin

Yakın tarihli bir çalışma, yapay zekâyı yoğun kullanan kişilerin eleştirel düşünme testlerinde daha düşük puan aldığını gösteriyor. Bu kişiler, düşünme sürecini giderek daha fazla yapay zekâya bırakıyor olabilir. Hatta bazı kullanıcılar, yapay zekâ yanlış cevap verdiğinde bile kendi sezgileri yerine onun yanıtına güveniyor. Araştırmacılar bu eğilime “bilişsel teslimiyet” diyor.
Konuya ne kadar az hâkimseniz risk o kadar artar. Çünkü yeterince bilmediğiniz bir alanda yapay zekânın cevabını değerlendirmekte zorlanırsınız. Yanıt doğru gibi duyulabilir, iyi yazılmış görünebilir, hatta kendinden emin bir dille sunulabilir. Ama bunların hiçbiri cevabın doğru olduğunu kanıtlamaz. Tehlike de burada başlar: Cevabı ölçecek bilginiz yoksa, yapay zekânın yargısını kendi yargınızın yerine koyarsınız.
Bu yüzden yapay zekâyı açmadan önce kendi düşüncenizi devreye sokun. Bir soruya sokakta rastgele birinin verdiği cevaba hemen güvenmezsiniz. Yapay zekânın cevabına da aynı mesafeyle yaklaşın. Özellikle iyi bilmediğiniz konularda önce kendi kabaca fikrinizi oluşturun. Sonra yapay zekâyı bu fikri sınamak, açıklarını görmek ya da karşı görüş üretmek için kullanın.
Araştırırken zihnini biraz zorlayın
Bir bilgiyi ekranda görmek, onu öğrendiğiniz anlamına gelmez. Gözünüzün önünde duran bir şeyi çoğu zaman hafızanıza yerleşmiş sanırsınız. Oysa zihin, bilgiyi yalnızca görmüş ancak onu gerçekten işlememiş ya da uzun süreli hafızaya aktarmamış olabilir.
Yapay zekâ bu riski artırır. Çünkü bilgiyi çok hızlı ve zahmetsiz biçimde önünüze getirir. Bazı erken araştırmalara göre yapay zekâyı sık kullanan öğrenciler, hafıza sorunlarını daha fazla dile getiriyor. Bu tür beyanlar tek başına kesin kanıt sayılmaz. Yine de başka bulgular, yapay zekâdan yanıt almadan önce zihni kısa bir problemle hazırlamanın öğrenmeyi güçlendirdiğini gösteriyor.
Bu yüzden yapay zekâdan hatırlamanız gereken bir bilgi alırken süreci fazla kolaylaştırmayın. Biraz yavaşlayın. Not alın. Mümkünse elle yazın; klavyeyle yazmak da işe yarar. Yapay zekâdan sizi konuyla ilgili küçük sorularla sınamasını ya da bilgi kartları hazırlamasını isteyin.
Bu küçük çaba ilk bakışta gereksiz görünebilir. Fakat bilginin zihinde kalmasını çoğu zaman tam da bu uğraş sağlar. Zihin, emek verdiği bilgiyi daha sağlam tutar.
Boş sayfayı biraz daha boş bırakın
Yapay zekâ fikir üretme konusunda güçlüdür. Sorun da burada başlar. Araştırmalar, yaratıcı işler için yapay zekâ kullanan kişilerin daha öngörülebilir ve daha az özgün fikirler ürettiğini gösteriyor. Bu durum zamanla yaratıcılığı zayıflatabilir.
Çünkü yaratıcılık, zihnin beklenmedik bağlantılar kurmasıyla gelişir. Bu işi tamamen yapay zekâya bırakırsanız, zihinsel egzersizi atlamış olursunuz. Bu yüzden önce kendi fikirlerinizi yazın. Dağınık, eksik ya da kaba olmaları önemli değildir. Önemli olan, zihninizin kendi deneyimlerinizden ve bilgilerinizden yola çıkarak bağlantılar kurmasıdır.
Sonra yapay zekâyı devreye sokun. Fikrinizi geliştirmek, açıklarını görmek ya da metni inceltmek için kullanın. İlk kıvılcımı ise mümkün olduğunca kendiniz yakın.
Sonuç Olarak
Buraya kadar okuduysanız iyi gidiyorsunuz. Ama dikkatiniz dağılmaya başladıysa yalnız değilsiniz. Bazı araştırmalar, teknoloji yoğunluğunun odaklanmayı zorlaştırdığını gösteriyor. Yapay zekâ bu sorunu artırabilir; çünkü cevapları hemen önümüze getirir ve zorlanmadan kaçmayı kolaylaştırır.
Burada da aynı ilke geçerli: Bazı şeyleri özellikle yavaş yapın. Uzun bir yazıyı hemen ChatGPT’ye özetletmeyin. Zor bir problemi yapay zekâya sormadan önce onunla biraz uğraşın. Sıkılmaya izin verin.
Kaynaklar ve İleri okumalar:
- ‘Think outside the bots’: How to stop AI from turning your brain to mush. Kaynak site: BBC. Yayınlanma tarihi: 6 Mayıs 2025. Bağlantı: ‘Think outside the bots’: How to stop AI from turning your brain to mush
- Sparrow B, Liu J, Wegner DM. Google effects on memory: cognitive consequences of having information at our fingertips. Science. 2011 Aug 5;333(6043):776-8. doi: 10.1126/science.1207745. Epub 2011 Jul 14. PMID: 21764755.
- Rowlands, I., Nicholas, D., Williams, P., Huntington, P.. (2008). The Google generation: The information behaviour of the researcher of the future. Aslib Proceedings, 60(4), 290-310. https://doi.org/10.1108/00012530810887953
- Digital Amnesia at Work: the risks and rewards of forgetting in business. (2016). The Kaspersky Lab. https://media.kasperskydaily.com/wp-content/uploads/sites/89/2016/03/05232337/Digital-Amnesia-at-work-the-risks-and-rewards-of-forgetting-in-business-report.pdf
Size Bir Mesajımız Var!
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel



