Unutma Eğrisi Nedir ve Unutma İle Nasıl Mücadele Edilir?

Herhangi bir kitabı okuduktan ya da bir eğitime katıldıktan edindiğiniz bilgilerin ne kadarını anımsıyorsunuz? Muhtemelen çok azını. Pek çok konunun arka arkaya anlatıldığı bir dersin sonunda, kendinize “Bütün bunları nasıl hatırlayacağım?” diye kaç defa sordunuz? Muhtemelen pek çok kez. Ne yazık ki kısa süreli belleğinizde gerçekten de sınırlı sayıda bilgiyi sınırlı bir süre boyunca taşıyabilirsiniz. Eğer bunu uzun süreli belleğe aktarmanın bir yolunu bulamazsanız da unutmak kaçınılmazdır.

Bu Ebbinghaus unutma eğrisi ile ilişkili bir durum. Ebbinghaus’un unutma eğrisi, kaybetmemek için hiçbir girişimde bulunmazsak bilgiyi zaman içinde ne kadar hızlı unuttuğumuzu bize gösterir. Unutma eğrisiyle nasıl mücadele edebileceğimiz konusuna geçmeden önce kısaca tam olarak ne olduğunu açıklayalım.

Öğrendiğimiz Bilgiyi Kısa Süre Sonra Unutacağımızı Nasıl Öğrendik?

Hermann Ebbinghaus 1895’te öğrenme ve hafıza üzerinde sistematik olarak çalışan ilk psikolog olmuştur. Unutma eğrisi onun ortaya attığı matematiksel bir formüldür. Eğri, bilginin zaman içinde unutulma oranını gösterir. Ebbinghaus ilginç bir şekilde, tüm çalışmalarında özne olarak kendini kullanmıştır. Aslında uyguladığı yöntem de oldukça basittir.

Öncelikle kendisine ezberlemesi için bir sürü kelime oluşturdu. Sonra da bu kelimelerin ne kadarını hatırlayabildiğini çeşitli aralıklar ile ölçtü. Listesinde bulunan kelimeler genellikle üç harften oluşuyordu. Ebbinghaus, şiir gibi anlamlı materyalleri ezberlemenin daha kolay olacağını biliyordu. Bu nedenle kendi listesi için seçtiği üç harfli kelimeler anlamlı değildi.

Aslında, sessiz-sesli-sessiz biçiminde 2300 tane 3 harfli “anlamsız hece” yaratmıştı. Bunu çağrışım unsurunu ortadan kaldırmak amacı ile yapmıştı. Sonuçta “baj” veya “juf” gibi kelimeler size bir şey ifade etmeyeceği için akılda kalması daha zor olacaktır.

Listeler halinde grupladığı bu hecelerin her birine saniyenin küçük bir bölümünde bakmıştı. Listeye ikinci kez göz atmadan önce de 15 saniye beklemiştir. Ebbinghaus, herhangi bir kelimeye diğerinden daha uzun bakmadığından emin olmak için de kelimeleri incelerken bir metronom kullanmıştı. Bu işlemi, farklı uzunlukta listeler ve farklı öğrenme aralıkları deneyerek, sonrasında da öğrenme ve unutma hızını not ederek sürdürdü.

Araştırmasının sonuçlarına baktığında hiç de şaşırtıcı olmayacak şekilde başta birçok kelimeyi doğru bir şekilde yazabildiğini ancak aradan zaman geçtikçe bu kelimeleri anımsama yeteneğinin azaldığını fark etti. Aslında yaklaşık altı gün sonra kelimelerin hiçbirini hatırlayamadığını not etti. Bu çalışmanın devamında da, kısa süreli hafızalarımızın çalışma süresini daha iyi anlamamıza yardımcı olan hafızanın unutma eğrisini buldu.

Ebbinghaus Unutma Eğrisi Nedir?

unutma eğrisi
Unutma Eğrisi: Grafik, bir şeyi ilk öğrendiğinizde, bilginin üstel bir oranda kaybolduğunu, yani çoğunu ilk birkaç gün içinde kaybettiğinizi ve ardından kayıp oranının azaldığını göstermektedir. Eğitim bağlamında, unutma eğrisi, öğrencilerin ilk ay içinde öğrendiklerinin ortalama% 90’ını unutacaklarını göstermektedir. Bilgiyi saklama hafızanın gücü ve öğrenmeden sonra geçen süreye bağlıdır.

Anımsama ilk saatte en hızlı biçimde kayba uğramakta, sonra hafifçe yavaşlamakta ve dokuz saat sonunda öğrenilenler yüzde 60 oranında unutulmaktadır. 24 saat sonra ezberlenen herhangi bir şeyin yaklaşık üçte ikisi unutulmaktadır. Bir grafikle gösterildiğinde bu keskin bir düşüşle başlayan ve sonra hafif bir eğimle devam eden “unutma eğrisini” oluşturmuştur. Ebbinghaus ‘un araştırması yeni bir sorgulama alanı açmış ve psikolojinin yeni bir bilimsel disiplin olarak yerleşmesine yardımcı olmuş­tur.

Unutma eğrisi bu denklemle görüntülenebilir: R = e (- t / s) . Burada R – öğrenilen bilginin ne oranda geri çağrılabileceğini, t – öğrenmenin gerçekleşmesinden bu yana geçen zamanı, s – hafızanın gücünü ve e üstel fonksiyonların hemen hepsinde karşımıza çıkan Euler sayısını göstermektedir.

Bir Bilgiyi Unutma Söz konusu Olduğunda İşin İçine Bir Çok Faktör Karışacaktır

Bilgiyi unutmanın hızı birçok faktörden etkilenir. Öğrenilen bilgi ne kadar karmaşıksa, unutma o kadar kolay olacaktır. Ayrıca öğrenilen bilgi yaşantımızla ne kadar ilişkilendirilebilirse, unutma hızı o kadar yavaş olur. Ayrıca uykusuzluk, açlık, stres ve kaygı faktörleri de bilginin unutulmasını kolaylaştırır.

George Miller, 1950’lerde Ebbinghaus’un çalışmalarını sürdürdü. Onun odak noktası da duyduktan hemen sonra kafanızda tutabileceğiniz maksimum öğe sayısı oldu. Örneğin üç harfli kelimeleri hatırlamak ve hemen hafızamızdan geri çağırmak kolaydı. Peki ama bunun bir üst sınırı var mı? Kaç harften sonra hatırlamak zorlaşır?

Sonrasında Miller, insan hafızasının kısa süreli hafızada sadece yedi öğeyi tutabildiğini buldu. Çalışmalarında neredeyse hiç kimse on rastgele harfi doğru şekilde tekrarlayamamıştı. Telefon numaralarımız yedi haneli olmasını onun bu çalışmasına borçluyuz. Bu arada küçük bir de ek bilgi ekleyelim. 7 rakamdan oluşan bir telefon numarası listesini ezberlemeye çalıştığınızı düşünelim. Muhtemelen ezber yaptığınız listedeki ilk bir iki ve son bir iki sayıyı daha kolay anımsayacaksınız. Duyduğumuz ilk ve son şeyleri hatırlama eğilimine de öncelik ve sonralık etkisi denir.

Unutma Eğrisi İle Mücadele Etmek İçin Neler Yapılabilir?

Buraya kadar okuduysanız anlamış olacağınız gibi beynimizin bazı sınırları var. Bu sınırların ötesine geçmek de çok kolay değil. Ancak yine de mücadele edebilirsiniz. Bazı ince ayarlar ile daha iyi öğrenme deneyimleri yaşayabilirsiniz.

  • 1. Aralıklı tekrarlama: Ebbinghaus, bilgileri giderek artan zaman aralıklarında gözden geçirirseniz, unutma eğrisinin daha kademeli olarak azaldığını keşfetti. Beyninizin, tekrarlanan bilgileri önemli olarak etiketleme olasılığı daha yüksektir. Bilgiyi her tekrarladığınızda elde tutma oranınız % 100’e geri döner. İlk tekrar, ilk eğitim seansından sonraki 24 saat içinde yapılmalıdır.
  • 2- Etkileşimli öğrenme: Daha fazla dahil olduğunuzda ve öğretilen becerileri uygulayabildiğinizde öğrenmek daha etkilidir. Materyalleri hatırlamak, materyali uygulamakla aynı şey değildir.
  • 3. Daha anlamlı bilgiler: Optimum öğrenme için, öğrenilen bilgilerin sizinle ilgili olması gerekir. Bilgileri daha ilişkilendirilebilir hale getirerek veya materyalleri zaten bildiğiniz kavramlara bağlayarak, bilgileri hatırlama olasılığınızı arttırabilirsiniz.
  • 4. Ortamın önemi: Bilgi kapsamlı bir şekilde sunulmalı ve bu nedenle anlaşılması kolay olmalıdır. Örneğin bilgini üç sayfalık bir metin yerine bir videoda toparlanması akılda kalıcılığını arttıracaktır.


Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konularda ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir Yorum

Başa dön tuşu