
Gelecekle ilgili karar verirken çoğu zaman geçmiş deneyimlerimize bakarız. Ancak rastlantısal olaylarda bu alışkanlık bizi yanıltabilir. Bir futbolcunun art arda iki penaltı golü atması, üçüncüyü de atacağını düşündürebilir. Rulette siyah birkaç kez üst üste geldiğinde ise bu kez kırmızının gelmesi gerektiğini hissedebiliriz.
Beynimiz rastlantı içinde düzen arar. Bazen gördüğümüz örüntü gerçektir, bazen de yalnızca rastlantının ürünüdür. Bu farkı anlamanın anahtarı, olayların birbirinden bağımsız olup olmadığını bilmektir. İşte sıcak el düşüncesi tam da bu noktada karşımıza çıkar.
Sıcak El Yanılgısı Nedir?
Sıcak el yanılgısı, bir kişinin kısa süre içinde art arda başarılı sonuçlar elde etmesinden sonra bu başarının devam edeceğine inanma eğilimidir. Kavram daha çok sporda karşımıza çıkar. Bir oyuncu birkaç pozisyonda üst üste başarılı olduğunda, “formda” olduğunu ve sonraki denemelerinde de aynı başarıyı sürdüreceğini düşünürüz.
Örneğin bir futbolcunun bir maçta art arda iki gol attığını düşünün. Taraftarlar, takım arkadaşları ve hatta teknik ekip onun üçüncü golü atma ihtimalinin de yükseldiğini düşünebilir. Oysa birkaç başarılı pozisyon, oyuncunun uzun dönemli performansından daha güçlü bir gösterge olmak zorunda değildir.
Buradaki temel sorun, küçük bir veri grubuna fazla anlam yüklememizdir. Bir oyuncunun son birkaç dakikadaki performansını, sezon boyunca ortaya koyduğu ortalama performanstan daha önemli görmeye başlayabiliriz.
Bu düşünce yalnızca taraftarları etkilemez. Teknik direktörler de yakın geçmişte iyi oynayan bir futbolcuyu ilk on bire alma eğilimi gösterebilir. Oyuncular ise son birkaç pozisyonda başarılı olan takım arkadaşlarına daha sık pas verebilir. Böylece sıcak el düşüncesi yalnızca oyunu nasıl yorumladığımızı değil, oyunun gidişatını da etkiler.

Benzer bir durum kumarda da görülür. Art arda birkaç kez kazanan kişi şansının devam edeceğini düşünerek daha fazla risk almaya başlar. Oysa sonucu tamamen şansa bağlı oyunlarda sonraki deneme, önceki başarıdan bağımsızdır.
Sıcak el yanılgısının önemli sorunlarından biri, yalnızca kendi kararlarımızı değil, başkalarının kararlarını da etkileyebilmesidir. Çünkü çoğu zaman başka insanların tahminlerine göre hareket ederiz. Eğer bu tahminler hatalı bir akıl yürütmeye dayanıyorsa, sonuçları da çok sayıda insana yayılacaktır.
Sıcak El Yanılgısı Nasıl Ortaya Çıktı?
Sıcak el yanılgısı kavramı ilk kez 1985 yılında Amos Tversky, Thomas Gilovich ve Robert Vallone tarafından ayrıntılı biçimde ele alındı. Araştırmacılar, kısa bir başarı serisine bakarak gelecekteki sonuçlar hakkında tahmin yürütürken yaptığımız hataları inceledi.
Çalışmalarını basketboldaki “sıcak el” düşüncesi üzerinden gerçekleştirdiler. Taraftarların, antrenörlerin ve hatta oyuncuların, bir basketbolcunun maçın başındaki performansını sonraki atışlarının habercisi olarak görme eğiliminde olduğunu fark ettiler.
Örneğin normalde şutlarının yüzde 75’ini sayıya çeviren bir oyuncunun maçın ilk üç şutunu da soktuğunu düşünün. Böyle bir durumda çoğumuz oyuncunun “elinin ısındığını” ve sonraki şutlarda da başarılı olacağını düşünürüz. Ancak araştırmacılara göre birkaç başarılı atış, oyuncunun genel performansından daha güçlü bir gösterge olarak görülmemeliydi.
Bu çalışma, insanların kısa başarı serilerine gereğinden fazla anlam yüklediği düşüncesini uzun yıllar boyunca destekleyen en önemli araştırmalardan biri oldu.
Ancak daha sonraki araştırmalar bu sonucu yeniden tartışmaya açtı. Joshua Miller ve Adam Sanjurjo, 2018 yılında yayımladıkları çalışmada önceki analizlerde kullanılan yöntemin gerçek başarı serilerini olduğundan daha rastlantısal gösterebildiğini ortaya koydu.
Sonraki çalışmalar da bazı spor dallarında gerçek bir sıcak el etkisinin bulunabileceğine işaret etti. Yani bir oyuncunun başarı serisinin ardından sonraki denemesinde başarılı olma olasılığı gerçekten artabiliyor.
Bu nedenle bugün sıcak el yanılgısı ile sıcak el etkisini birbirinden ayırmak gerekiyor. İnsanlar başarı serilerinin devam edeceğini gereğinden fazla bekleyebilir. Ancak insan performansında bazı başarı serileri gerçekten de rastlantıdan fazlasını yansıtacaktır.
Sonuç Olarak
Bir futbolcunun kısa süre içinde art arda başarılı olması dikkat çekicidir, ancak bu birkaç pozisyon oyuncunun genel performansından daha güçlü bir gösterge değildir. Sezon ortalaması gibi daha uzun dönemli veriler, gelecekteki performans hakkında daha sağlıklı bir fikir verir. Kısacası, kısa başarı serilerinden çok genel tabloya bakmak daha doğru kararlar vermemize yardımcı olur.
Okuma Önerisi: Kumarbaz Yanılgısı: Rastgele Bir Olayın Tekrarlama Olasılığını Neden Yanlış Hesaplarız?
Kaynaklar ve ileri okumalar
- Tversky, A, Gilovich, T. & Vallone, R. (1985). The hot hand in basketball: On the misperception of random sequences. Cognitive Psychology, 17(3), 295-314. https://doi.org/10.1016/0010-0285(85)90010-6
- Miller, J. B. & Sanjurjo, A. (2018). Surprised by the Hot Hand Fallacy? A Truth in the Law of Small Numbers. Econometrica, 86(6), 2019–2047
- IResearchNet.com. (2016, January 21). Law of small numbers. Psychology. Retrieved August 12, 2020, from https://psychology.iresearchnet.com/social-psychology/decision-making/law-of-small-numbers
- Johnson, J., Tellis, G. J., & Macinnis, D. J. (2005). Losers, winners, and biased trades. Journal of Consumer Research, 32(2), 324-329. https://doi.org/10.1086/432241
- Castel, A. D., Rossi, A. D., & McGillivray, S. (2012). Beliefs about the “hot hand” in basketball across the adult life span. Psychology and Aging, 27(3), 601-605. https://doi.org/10.1037/a0026991
- The ‘hot hand’ and the gambler’s fallacy: why our brains struggle to believe in randomness. Yayınlanma tarihi: 14 Ocak 2025. Kaynak site: Conversation. Bağlantı: The ‘hot hand’ and the gambler’s fallacy: why our brains struggle to believe in randomness
Matematiksel



