Mantıklı Düşünebiliyor musunuz? Wason Seçim Testi

Hepimiz mantıklı olduğumuzu, kararlarımızı ve seçimlerimizi mantık çerçevesinde gerçekleştirdiğimizi düşünürüz. Ancak bu noktada gözden kaçırdığımız bir şey vardır. Kendimiz belli bir konuda bir inanca sahip olduğumuzda, onu destekleyen kanıtları arama ve bulma eğilimindeyizdir. Önyargılarımız genellikle bizi inançlarımızı destekleyen kanıtlara odaklanmaya yönlendirir.

Bu nedenle insanın mantıksal akıl yürütmesi psikolojide çok sayıda araştırmanın konusu olmuştur. Bu çalışmaların tarihi boyunca, Wason seçim testi (dört kart problemi olarak da bilinir), kişilerin nasıl mantık yürüttüğünü ve neden hata yaptıklarını keşfetmek için en başarılı deneylerden biri olarak kabul edilir. 

Wason Seçim Testi Nedir?

Wason seçim testi 1966’da Peter Cathcart Wason tarafından geliştirilen bir mantık bulmacasıdır. Bu bulmaca aslında ilk başta insanın akıl yü­rütme yeteneğini incelemek için kullanılacak bir araç olarak tasarlandı ve son derece kullanışlı bir araç olduğu da kanıt­landı.

Bulmacanın bir versiyonunda, deneğin önündeki ma­sanın üzerine dört kart yerleştiriliyordu. Kartların her birinin bir yüzünde bir harf, öteki yüzünde bir rakam bulunuyordu. Kartların ikisinin bir yüzü, diğer ikisinin öteki yüzü çevril­mişti. Yani masanın üzerinde iki rakam, iki harf görülüyordu. Sonra deneğe şöyle bir kural olduğu söylenir. “Bir tarafında sesli harf bulunan tüm kartların diğer tarafında tek sayı vardır.” Bu hipotezi test etmek için ters çevrilecek iki kart seçmeniz gerekir. Hangi ikisini seçeceksin?

Göründüğü kadar masum bir problem olmadığı bariz. Okumadan önce cevaba karar verin. Eğer yanlış kartı çevirirseniz, çoğunluğu oluşturan grubun içinde yer alırsınız. Bu bulmacayı çözmeye kalkışan kişilerin sadece yüzde 10’u soruyu doğru yanıtlamayı başarabilmektedir.

Wason seçim testi için bir tarafında sesli harf bulunan tüm kartların diğer tarafında tek sayı olduğu hipotezini test etmek için iki kart seçmelisiniz. Hangi ikisini seçeceksiniz? İşte dört kart. Her birinin bir tarafında bir harf, diğer tarafında bir sayı var.

Seçimimizin Analizi

Çoğu kişi E ve 5 kartlarını seçer. E’yi seçtiyseniz, haklıydınız, o yüzden kendinize bir puan verin. Ancak 5’i seçerseniz, onay yanlılığı etkisi altındasınız demektir. İnsanların çoğu bu hatayı yapmaktadır. 5 doğru bir seçim gibi görünse de, yalnızca hipotezi onaylayabilir. Ancak onu çürütemez. Bunu şu şekilde düşünün:

  • “E” kartını seçtiğimiz zaman tek sayı var ise doğru, çift sayı ise yanlış olduğu sonuca kesin olarak varabiliriz.
  • “C” kartı en başta elenir çünkü sesli bir harf değildir.
  • Bir yüzünde “5” sayısı olan kartın seçimi de hipotezi sınamaz. Çünkü sonucu sağlamamız zorunlu olarak ön bileşeni doğruladığımız anlamına gelmez. “Eğer yağmur yağdıysa yerler ıslaktır” cümlesini düşünün. Yerlerin ıslak olmasının tek koşulunun yağmurun yaşmış olması değildir.
  • Ön yüzünde çift sayı bulunan “4” kartının seçimi, hipotezin doğruluğunu kesin olarak sınar. Çünkü eğer koşul önermesinin sonucu sağlanmıyorsa öncül zorunlu olarak yanlış olmalıdır. Yani üzerinde 4 yazan kart aslında ters çevrilecek diğer karttır. Çünkü hipotezin yanlış olduğunu bir tek o gösterebilir.

“İse” bağlacı ve Wason testi

Önermeler mantığında yer alan “ise” bağlacıyla Wason testinde doğru sonuca ulaşmak çok kolay. Aslında yukarıda kullandığımız mantık,“ise” bağlacının bir sonucu. “İse” bağlacının kullanıldığı önermelere koşullu önerme denir. p → q koşullu önermesinde p koşulun belirtildiği ön bileşen, q koşula bağlı olarak ifade edilen ard bileşendir. İse bağlacının doğruluk tablosu aşağıdaki gibidir.

Wason testine dönelim ve “Eğer kartın bir yüzünde sesli harf varsa diğer yüzünde tek bir sayı vardır. cümlesini iki bileşene ayıralım. p, “kartın bir yüzünde sesli harf var” önermesini; q, “kartın diğer yüzünde tek sayı var” önermesini simgelesin. “Varsa” sözcüğünde yer alan “ise” ekini de “→” olarak simgeleyelim.

Wason testinde verilen önermenin doğruluğunu kontrol etmemiz için p’nin doğru, q’nun yanlış olduğu durumlara bakmak gerekir. Yani kartların görünen yüzünde sesli harf olanları ve tek olmayanları çevirmemiz gerekir. Bu durumda seçimimiz E ve 4 olmalıdır.

İnsanların bu testte sıklıkla yanılgıya düşmelerinin sebebi her zaman durumu destekleyen kanıtlar aramalarıdır. Fakat, aslında durumu yanlışlayan kanıtlar, yani tümden gelim yöntemi, bize durum hakkında daha fazla bilgi sağlar. Doğrulama yanlılığı (İngilizce: confirmation bias) terimi ilk olarak Peter Wason tarafından kullanılmıştır. Bu deneyin sonuçlarının yanlışlama yerine doğrulama üzerine bir eğilim göstermesi terimin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Wason Seçim Testi Sonucundan Ne Öğrenmeliyiz?

Zaman içinde bu testin farklı versiyonları uygulanmaya başladı. Bunlardan bir tanesi de John Tooby ve Leda Cosmides tarafından hazırlandı. Senaryo şöyleydi: Siz ABD’ deki barlardan birinde çalışı­yorsunuz ve göreviniz barda yaşı tutmadığı halde alkol içen müşteri olup olmadığını tespit etmek. Her kart bardaki bir ki­şiyi temsil ediyor. Kartın bir yüzünde müşterinin yaşı, öteki yüzünde ne içtiği yazıyor. Yirmi bir yaşının altında alkol içen müşteri olup olmadığını kontrol etmek için kartlardan hangi­lerinin öteki yüzünü çevirmeniz gerekir?

Aslında fark etmiş olacağınız gibi bu testin mantığı yukarıda verdiğimiz ile hemen hemen aynı. İlginç olan bu teste katılan kişilerin yüzde 75’inin doğru kartları seçmiş olması. Bu ikinci test bizim sosyal bir ortamdaki “hileleri” fark etme yeteneğimizi sınamak amacıyla hazırlanmıştır. Yaşı tutmadığı halde alkol içen kişi­ler “hile” yapan kişilerdir ve Tooby ve Cosmides’e göre ikin­ci testte daha başarılı olmamızın sebebi bu hileleri tespit et­meyi içeren mantıksal problemleri çözmeye oldukça uygun bir kafa yapısına sahip olmamızdır.

Bu testin ardından Tooby ve Cosmides’in yorumu, soğuk bir mantık diliyle değil de pratik ve tanıdık gündelik yaşam sembolleriyle ifa­de edilen mantıksal problemleri çözmekte daha başarılı oldu­ğumuz biçiminde olmuştur. ( Bu arada cevabı merak ederseniz seçmeniz gerekenler ilk ve son kartlardır)

Sonuç Olarak Bu Testler Bize Ne Anlatıyor?

Bu sonuçların nasıl yorumlanacağı konusunda evrensel bir fikir birliğine ulaşılamamıştır. Tooby ve Cosmides beyinlerimizde bu tür durumlarla baş etmek üzere evrilmiş bir tür “hile tespit” modülü bulunduğuna inanmakta ısrarlıdırlar. Başkalarıysa sonuçların bizim yaşam deneyimlerimizle ya da daha genel bir bilişsel yetenek olan, bazı mantık problemleri­ni çözme yeteneğiyle ilişkili olduğunu düşünmektedir.

Bu konu ilerleyen süreçte eğitim araştırmacılarının da dikkatini çekti. Acaba matematik öğrenmek ilk testteki bilişsel hatayı ortadan kaldırır mı? Bunu merak eden araştırmacılar Matthew Inglis ve Nina Attridge bir üniversite de matematik ve tarih okuyan öğrencilere aynı testi uyguladılar. Ancak aslında sonuçta ( Matematik öğrencileri için yüzde 18, tarih öğrencileri için yüzde 6) bir fark olsa da, bu matematik öğrenmenin bizi daha mantıklı yapacağının kesin göstergesi değildi.

Sonuç olarak görüyoruz ki soyut bir problemi anlamak, çözüm için hangi bilgilerin gerektiğine karar vererek doğru sonuca ulaşmak kolay olmuyor. Bu nedenle mantıklı seçimler yapabilmemiz için problemlerin mümkün oldukça somutlaştırılması gerekiyor. Bu durumda iş yine biz öğretmenlere düşüyor.



Kaynaklar ve İleri Okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu