Hawthorne Etkisi, insanların bir deneyin parçası olduklarını ya da gözlemlendiklerini fark ettiklerinde davranışlarını değiştirmesi eğilimini ifade eder. Bu durumda kişiler, yapılan deneysel değişikliklerden çok araştırmacıların ilgisine ve kendilerine yönelen dikkate tepki verir.

Okulda sınav çözerken ya da bir çalışma kâğıdını tamamlarken öğretmeninizin omzunuzun üzerinden baktığını hatırlıyor musunuz? Belki de iş yerinde her hareketinizi izleyen, fazla kontrolcü bir yöneticiyle karşılaştınız. Ya da çocukken, nereye gittiğinizi ve ne yaptığınızı sürekli takip eden bir ebeveyn ya da bakıcıyla büyüdünüz.
Böyle durumlarda davranışınızın değiştiğini fark etmiş olabilirsiniz. Daha dikkatli çalışmış, daha fazla çaba göstermiş ya da hata yapmamaya özellikle özen göstermişsinizdir. Çünkü biri sizi izlediğinde, yalnızca yapılan iş değil, o işi yapma biçiminiz de değişir.
Hawthorne Etkisi, insanların gözlemlendiklerini fark ettiklerinde davranışlarını değiştirme eğilimini anlatır. Bu değişim çoğu zaman kısa süreli bir performans artışı yaratır. Araştırma ortamlarında bu etki sıkça karşımıza çıkar.
Katılımcıların çoğu iyi niyetlidir. Ancak bir araştırmada soru yanıtlamak ya da deneye katkı sağlamak, kişinin doğal davranışlarını ve tepkilerini değiştirebilir. Bu değişim bazen bilinçli olur, bazen de kişi farkına varmadan gerçekleşir.
Hawthorne Deneyleri Nedir ve Neden Yapılmıştır?
Hawthorne Etkisi, adını 1924-1932 yılları arasında Illinois’teki Western Electric Hawthorne Works fabrikasında yapılan araştırmalardan alır. Avustralyalı psikolog Elton Mayo’nun öncülük ettiği bu çalışmalarda araştırmacılar, ışık düzeyi gibi fiziksel çalışma koşullarının işçilerin verimliliğini nasıl etkilediğini anlamaya çalıştı. Ancak deneyler ilerledikçe beklenmedik sonuçlar ortaya çıktı.

Deneylerden birinde araştırmacılar işçileri iki farklı odada inceledi. Kontrol odasındaki işçiler alışık oldukları ışık düzeyinde çalıştı. Deney odasındaki işçilerde ise ışık düzeyi zaman zaman değiştirildi.
Araştırmacılar, ışık arttıkça verimliliğin de artacağını düşünüyordu. Fakat ışık artırıldığında da azaltıldığında da verimlilik yükseldi. Bu durum, asıl etkinin ışık düzeyinden değil, başka bir faktörden kaynaklandığını düşündürdü.
1927’de araştırmacılar bu kez telefon rölesi üreten kadın işçilerle yeni bir çalışma yürüttü. İki kadın işçiyi seçtiler ve onlardan dört çalışma arkadaşı daha belirlemelerini istediler. Araştırmacılar önce bu kadınların normal çalışma düzenindeki üretim düzeyini ölçtü. Ardından grubu ayrı bir odaya aldı ve yaklaşık bir yıl boyunca izledi.
Bu süreçte araştırmacılar pek çok değişiklik yaptı. Dinlenme sürelerini değiştirdiler, öğle yemeği ve kahve verdiler, cumartesi çalışmasını kaldırdılar. İlginç biçimde, yapılan değişiklik ne olursa olsun verimlilik çoğu zaman arttı.
Ancak bu artışı yalnızca çalışma koşullarıyla açıklamak zordu. Kadınlar kendi ekip arkadaşlarını seçmiş, fabrikanın geri kalanından ayrılmış ve araştırmacıların özel ilgisini görmüştü. Bu koşullar, onların kendilerini sıradan işçilerden çok özel bir ekibin parçası gibi hissetmelerine yol açtı.

Araştırmacılar daha sonra gözlemlenme duygusunun etkisini anlamaya çalıştı. İşçilerin bireysel olarak izlendiğini bildiklerinde daha fazla çaba gösterdiğini fark ettiler. Bu durum daha sonra “Hawthorne Etkisi” olarak anıldı.
Günümüzde, yöneticilerin yalnızca çalışana değil “tüm yönleriyle insana” odaklanması gerektiğini, çalışan mutluluğunun en önemli şey olduğunu ya da “yaptığımız işi sevmemiz” veya işimize “gerçek” benliğimizi katmamız gerektiğini ne zaman duysak, Mayo’nun etkisine tanık oluruz.
Hawthorne Etkisi Bizim İçin Ne Anlama Gelir?
Hawthorne Etkisi’ni günlük yaşamda bilinçli biçimde kullanabiliriz. Bunun ilk yolu, kendi davranışlarımızı düzenli olarak takip etmektir. Günlük tutmak, alışkanlık çizelgesi hazırlamak ya da bir takip uygulaması kullanmak, kişide izlenme duygusuna benzer bir etki yaratabilir. İnsan ne yaptığını kaydettiğinde, davranışlarını daha dikkatli seçer ve gelişimini daha net görür.

Bazen gerçek bir gözlemciye de gerek yoktur. Kendinizi, saygı duyduğunuz ya da etkilemek istediğiniz birinin sizi izlediğini düşünerek motive edebilirsiniz. Bu zihinsel alıştırma, daha özenli kararlar almanıza ve yaptığınız işe daha fazla dikkat vermenize yardımcı olabilir.
Liderlikte ise görünürlük güçlü bir araçtır. Bir yönetici, ekip üyelerinin emeğini fark ettiğinde ve bunu açıkça dile getirdiğinde motivasyonu artırabilir. İnsanlar çabalarının görüldüğünü hissettiklerinde çoğu zaman daha istekli, daha dikkatli ve daha üretken çalışır.
Kaynaklar ve İleri Okumalar:
- McCambridge J, Witton J, Elbourne DR. Systematic review of the. Hawthorne effect: new concepts are needed to study research participation effects. J Clin Epidemiol. 2014 Mar;67(3):267-77. doi: 10.1016/j.jclinepi.2013.08.015. Epub 2013 Nov 22. PMID: 24275499; PMCID: PMC3969247.
- Kendra Cherry; The Hawthorne Effect and Behavioral Studies. Yayınlanma Tarihi: 13 Ekim 2020 Yayınlandığı Yer: Verywellmind;. Bağlantı: Kendra Cherry; The Hawthorne Effect and Behavioral Studie/
- Levitt, Steven & List, John. (2009). Was There Really a Hawthorne Effect at the Hawthorne Plant? An Analysis of the Original Illumination Experiments. National Bureau of Economic Research, Inc, NBER Working Papers. 3. 10.1257/app.3.1.224.
- Letrud K, Hernes S. Affirmative citation bias in scientific myth debunking: A three-in-one case study. PLoS One. 2019 Sep 9;14(9):e0222213. doi: 10.1371/journal.pone.0222213. PMID: 31498834; PMCID: PMC6733478.
Matematiksel



