Heisenberg Belirsizlik İlkesi

Bilim tarihinde yüzyılımızın başı devrimsel atılımların birbirini izlediği, biraz da çalkantılı  bir dönemdir. Bu dönemin odak noktalarından biri de Bohr’un 1913’te ortaya attığı atom modeli ile ilgilidir. Elektronların çekirdek çevresinde döndüğü, güneş sistemine benzeyen bu model, kuşkucu bakış açısıyla tanınan genç Heisenberg’in kafasındaki sorulara açıklık getiremiyordu. Atom, modellerde işlendiği gibi karmaşık değil, basit bir yapıda olmalıydı. Hatta Bohr ile tanışma fırsatı bulduğunda onu bu konuda eleştirme cüretinde bile bulunabilmişti. Bohr bu iddialı gencin olağanüstü yete­nek ve coşkusunu fark etmekte gecikmedi ve onu Kopenhag Teorik Fizik Enstitüsü’ne katılmaya davet etti.

Heisen­berg’in sorguladığı temel nokta şuydu: Bohr mo­delinde öngörüldüğü gibi elektron devindiği yö­rüngeyi nasıl “seçmekte”, dahası bir başka yö­rüngeye sıçramadan önce titreşim frekansını nasıl belirlemekteydi?

Heisenberg varsayımlar ve görsel modeller yerine, doğrudan deneysel verilere dayanan matematiksel bir diz­ge arayışı içindeydi. Sıkıntı bir ölçüde gene Heisenberg’in ortaya
koyduğu bir ilkeyle, “belirsizlik ilkesi”yle gideri­lir. Bu ilke, belli tanımlar arasındaki bir ilişki­
nin matematiksel türden dile getirilmesidir. Bu ilkeye göre konum ve mo­ment birbirinden bağımsız değişkenler değildir; birini tam belirleme diğerini belirsiz bırakır. 

Karl Werner Heisenberg’in 1927’de ortaya attığı Belirsizlik İlkesi, fiziksel anlamda bir parçacığın bazı farklı özelliklerinin aynı anda sonsuz hassaslıkla ölçülemeyeceğini belirten bir ilkedir. Özüne inildiğinde doğadaki en temel olguların ve niceliklerin belirsizliğini anlatan Belirsizlik ilkesi, ayrıca klasik fizik ile kuantum mekaniğinin birbirinden ayrıldığı noktadır.

Heisenberg yirmi dört yaşında iken oluştur­duğu matris mekanik ve kendi adıyla bilinen
belirsizlik ilkesiyle atom fiziğine yeni bir kimlik kazandınr, 1932’de Nobel Ödülünü alır.

Popüler kültürün olmazsa olmaz metaforlarından birine dönüşen bu temel ilkeyi, basite indirgenmiş haliyle öğrenmek isterseniz, videoya göz atarak bu amacınıza ulaşabilirsiniz.

Otomatik olarak başlamaz ise altyazı seçeneklerinden Türkçeyi seçmeyi unutmayınız…

Matematiksel

Paylaşmak İsterseniz

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bunlara da Göz Atın

Origami Modern Teknolojiye Nasıl İlham Veriyor?

3B yazıcılar yokken, hatta onlardan bir hayli zaman önce, dümdüz bir materyalden üç boyutlu bir …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ga('send', 'pageview');