Fizik

Einstein Bile Hata Yapar! Einstein’ın Beş Hatası

Fizikçiler sürekli olarak Albert Einstein’ın yanıldığını kanıtlamaya çalışıyorlar ve çoğunlukla başarısız oluyorlar. Bilim insanları onun fikirlerini çürütmeye çalışsa da Einstein daima kazanır. Ama bu durum, onun hiç yanılmadığı anlamına gelmiyor elbette. O da hepimiz gibi insandı ve bazı hatalar yaptı. Buna karşın, Einstein’ın yanlışları dahi öğreticidir. İşte bunlardan birkaçı.

Einstein’ın Bazı Hataları

1) Kozmolojik sabit

Einstein’ ı ele aldığımızda hayatında yaptığı en büyük hata kozmolojik sabitini tanımlamak olmuştur. Einstein 1917 yılında genel görelilik teorisini tamamladıktan sonra, bir problemle karşılaştı. O zamanlar herkes, mevcut bilgilere dayanarak, evrenin durağan ve değişmeyen bir yer olduğunu varsayıyordu, ancak denklemleri birbiriyle çelişiyordu. Bu nedenle Einstein kozmolojik sabit diye adlandırdığı yeni bir terimi denklemlerine ekledi. Sonraki yıllarda, evrenin aslında genişliyor olduğunu öğrendiği zaman, “O zaman kozmolojik sabitten kurtulun,” diye bağırdı. Bunu en büyük hatası olarak kabul etti. Kozmolojik sabit, uzay-zamanın enerjiyle nasıl etkileşime geçtiğine ilişkin algımızı değiştiren bir uydurma faktör olarak, hâlâ önde gelen bir iddiadır.

kutle cekim kuvveti nedir

2) Yerçekimsel Dalgalar

Bilim insanları, geçtiğimiz yıllarda, yerçekimi dalgalarını doğrudan tespit ettiklerini açıkladılar. Bu tespit, neredeyse tam 100 yıl önce varoluşlarını öngören Einstein’ın çalışmasının büyük bir onayıydı. Ancak, bir süreliğine Einstein’ın kendisi de bunun gerçekten var olduğundan şüphelenmişti. 1930’larda, genel göreliliğin yayınlanmasından 20 yıl sonra, her şeye rağmen bu dalgalanmaların var olmadığını anlatan bir makale yayınlamaya hazırlanmıştı. Neticede varlıklarına tekrar ikna oldu ve tabi ki artık onları gördüğümüz için, gerçek olduklarını biliyoruz.

3) Kuantum Mekaniğini Red

Einstein’ın evrene ilişkin görüşlerinin çoğu zekice düşünülmüş deneylerinin sonucuydu. O büyük fikirler üretme ve onları takip etme yeteneğine sahipti. Yine de, en küçük parçacıkların öngörülemez bilimi olan kuantum fiziğinin öncülerinden biri, evrenin temelde rastgele olduğu fikrini asla önemsemedi. Bir keresinde “Tanrı evrenle zar atmaz” demişti. (Fizikçi Niels Bohr, “Einstein, Tanrı’ya ne yapacağını söylemeyi bırak” cevabını verdi.). Einstein, genel göreliliğinin doğal bir sonucu olan kara delikleri de önemsemiyordu, çünkü fizik kuralları deliklerin merkezindeki tekillikler etrafında çalışmıyordu. Makalelerinden birinde “Elbette, bu fenomeni doğrudan gözlemleme ümidi yok” diye yazmıştı. Ama yanılıyordu.

4) Küçük hatalar

Bir dahi en azından basit hesap hataları yapmaz, diye düşünmek istesek de bunun aksini gösteren kanıtlar mevcut. E = mc2 formülünün farklı ispatlarında yapılan hatalardan, yarım kalan deneylere ve hatta sadece temel matematik kurallarını dikkate almamaya dek, Einstein’ın kendi payına düşen hataları mevcuttu. Ancak en önemlisi kendisi bu hatalarının farkındaydı.

5) Birleşiklik Üzerine Girişimler

Belki de Einstein’ın en büyük hatası başarılarının mahkumu olmasıdır. Einstein’ın kütle çekimini uzay-zaman geometrisi ile açıkladığı  başarısından sonra, geometrik prensiplere dayanan “Birleşik Alan Teorisi” içine kütle çekimini de dahil etmeye çalıştı. Araştırmacılar yüzyıllar boyunca doğanın tüm temel kuvvetlerini ve bunların tek bir teori içerisinde nasıl etkileşime girdiğini tanımlamaya çalıştılar. Birleşik alan teorisi olarak isimlendirilen bu teori, üzerinde yıllarca çalışan Albert Einstein’ın çabalarını boşa çıkardı. Einstein’ın teoriyle ilgili ilk yazısı 1922’de yayınlandı. Daha sonra Einstein, uzayın ve zamanın eğriliğini ölçen metrik tensörü birleştiren bir teori ortaya koymaya çalıştı. Einstein, yaşamının son otuz yılında her iki yöntemde de çalışmalarına devam etti fakat bir başarıya ulaşamadı.

İleri okumalar: 5 times Einstein was wrong; https://astronomy.com

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu