Psikoloji

Yeni Çalışma Eşlerin Birbirine Benzemesi İle İlgili Gizemi Çözüyor

Uzun süredir birlikte olan eşlerin zamanla birbirlerine daha çok benzemeye başladıkları fikri on yıllardır bilinmektedir. Bu kanı 1980’lerde yapılan bilimsel bir deneyden kaynaklanmaktadır. Peki bu garip fenomen gerçekten doğru mu?

Alışılmadık fikir, 1987’de yayınlanan bir psikoloji çalışmasında dünyanın gündemine girdi ve 25 yıldır birlikte yaşayan evli çiftlerin, fiziksel olarak birbirlerine benzemeye başladıkları sonucuna varıldı.

Sosyal psikolog Robert Zajonc liderliğindeki araştırmacı yazarlar, böyle bir şeyin fiziksel olarak nasıl mümkün olabileceğini açıklamışlardı.

Buna göre; eşlerin ömür boyu birbirleriyle bu kadar uyumlu hale gelmesi fiziksel olarak gittikçe birbirine benzemeyi beraberinde getiriyordu. Çiftler birbirlerinin ifadelerini taklit etmeye başlıyor ve bu da zamanla yüzlerinin görünümünü değiştiriyordu.

Bugüne kadar, bu fikirler hem psikolojik literatürde hem de günlük kültürde benimsendi ve bazıları hipotez haline gelen fenomenin “bilimsel olarak kanıtlandığını” iddia edecek kadar ileri gitti.

Peki gerçekten uzun süre yaşayan çiftlerin yüzleri birbirine benziyor mu?

Stanford Üniversitesi’ndeki araştırmacıların yaptığı yeni bir analize göre bu gerçekte doğru değil. Elektrik mühendisliği doktora öğrencisi Pin Pin Tea-makorn liderliğindeki yeni bir çalışma konuya açıklık getiriyor.

Buna göre; literatüre daha yakından bakıldığında, fiziksel görünüm hipotezindeki yakınsama, mevcut psikoloji biliminin ilkelerinden biridir ve ders kitapları, dönüm noktası niteliğindeki makaleler yoluyla geniş çapta yayılmıştır. Buna rağmen, neredeyse hiç ampirik desteğe sahip olmamıştır.

Yüz benzerliğine ilişkin yeni araştırma Tea-macorn ve ekip arkadaşı Michal Kosinski tarafından yapılmıştır

Sözde yüz yakınsamasının esasını yeniden araştırmak için, Tea-makorn ve ekip arkadaşı Michal Kosinski, 1987 deneyinin yeni baştan yapılmasını sağladılar.

1987 çalışması sadece 12 çiftin ilk evlendikleri zamana ve 25 yıl sonrasına ait fotoğrafları incelenmişti. Yeni araştırma ise kamuya açık çevrimiçi kaynaklardan 517 evli çiftin fotoğraflarını toplayarak, evlendikten kısa bir süre sonraki yüzlerini 20 ila 69 yıl sonra çekilen fotoğraflarla karşılaştırdı.

Analizcilerin içinde VGGFace2 algoritma da yer aldı

Ayrıca ekip karşılaştırmaları yapmak için öncesinden farklı olarak yalnızca insan analizcilere (çevrimiçi olarak işe alınan 153 kişi) sahip değildi. Aynı zamanda daha önce yüz benzerliğini değerlendirmede insanlardan daha iyi performans gösterdiği görülen VGGFace2 adlı bir yüz tanıma algoritmasına da sahipti.

Başka bir deyişle, bu daha büyük ve daha sağlam deney, fiziksel yakınsama hipotezinin on yıllar sonra nihayet doğrulanması için muhtemelen en iyi şanstı.

Çiftlerin yüzünün benzeyip benzemediğini çözmek için araştırmacılar gönüllülere bir hedef kişinin fotoğrafı yanında 6 yüz daha gösterdi. Gösterilenlerden biri, kişinin partneri olurken diğerleri rastgele seçildi. Gönüllülerden, önlerindeki 6 yüzü hedef kişiye benzerliğine göre sıralamaları istendi. 

Sonuçlar Şaşırtıcı

Araştırmanın bulgularını Scientific Reports dergisine yazan Tea-makorn ve Kosinski, çiftlerin zaman içinde birbirine benzediğine dair herhangi bir kanıta ulaşmadıklarını belirtti. Ancak sonuçlar, insanların en azından rastgele seçilen diğer yüzlere kıyasla, kendilerine benzer görünen uzun vadeli partnerler seçtiklerini doğruladı.

Anlaşılan o ki eşlerin yüzlerinin birbirine benzer olması zamanla oluşan bir şey değil. Ancak uzun süreli seçimlerde eşler en başta birbirlerine benzeyen bazı özellikleri olanları tercih ediyor. Yani,  eşlerin yüzleri birbirine benziyor, ancak bu zamanla meydana gelmiyor.

Okuma Önerisi: İstikrarlı Evlilik Problemi

Kaynaklar ve İleri Okumalar:

https://www.sciencealert.com/do-couples-start-looking-more-alike-over-time-a-new-study-finally-solves-the-mystery

Matematiksel

Nil Gürel

Engin bilgi okyanusunun içerisinde dolaşmak ve bu gizemli dünyada keşfettiklerimi insanlıkla paylaşmak benim için hayatta en mutluluk verici şey. Sürekli araştırmak, okumak, öğrenmek, öğretmek, sorgulamak ve analiz etmek benim hayat felsefimi tanımlar. Hastanede Eğitim ve İdari İşler Görevlisi olarak çalışırken Bağımsız Araştırmacı ve Akademik Çalışmacı kimliğimle insanlığa ışık tutmaya devam ediyorum. Sosyal Bilimler Enstitüsü Tezli Yüksek Lisans mezunuyum. Akademik faaliyetlerime devam ediyorum. Psikoloji, Sosyoloji, Sosyal Psikoloji, Sağlık Sosyolojisi, Sağlık İletişimi, Sağlık Yönetimi, Toplumsal Cinsiyet Sosyolojisi ve Kadın Çalışmaları, Medya ve Kültür, İletişim Bilimleri başlıca akademik çalışma alanlarım. Ayrıca Bilim Tarihinin bilgi yüklü sayfalarında dolaşmayı da seviyorum. Çeşitli yabancı dilleri öğrenmek, klasik müzik dinlemek, farklı kültürleri tanımak ve farklı bilgi keşifleri yapmaktan haz alıyorum. En önemlisi de Matematiksel.org hayranlıkla takip ettiğim ve sizlerle birlikte bilgi okyanusunda dolaşabileceğim harika bir tılsım görevi görüyor. Yazmak benim için vazgeçilmez bir tutku ve sizlerle Matematiksel.org’da buluşmak harika bir duygu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

five × 2 =