Kristal Enerjisi Nedir? Kristallerin İyileştirme Güçleri Var mıdır?

Birisi size alternatif tıp tekniklerinden bahsettiği zaman konu dönüp dolaşıp bir biçimde kristallere gelir. Kısa bir sohbetin ardından kendinizi kristallerin iyileştirici gücü konusunda ikna olmuş biçimde bile bulabilirsiniz. Konu ile ilgili yapacağınız bir kaç kelime araştırması sonucunda ulaşacağınız web siteleri de büyük ihtimal ile bu öğrendiğiniz yeni bilginin doğru olduğunu düşünmenize neden olacaktır.

Sonuçta bu renkli, genellikle parlak taşların güzel olmasının ötesinde vücudun enerji alanını hareket geçirmesi etkileyici bir fikir. Ayrıca kristaller zihin sağlığınızı iyileştirmeye yardımcı olacak ve aynı zamanda depresyon ile savaşmanızı sağlayacaktır. Eğer böyle bir senaryo gerçekleşirse umarız aklınıza şu soru gelir. Bu kristallerin ve taşların bedenlerimizi ve zihinlerimizi iyileştirme kapasitesine sahip olduğuna dair herhangi bir bilimsel kanıt var mı?

Enerji Alanı Diye Bir Şey Gerçekten Var mı?

Öncelikle işe vücudun enerji alanı ifadesi ile başlayalım. Bilim insanları yerçekimi veya yiyeceklerin içerdiği enerji gibi diğer enerji biçimlerini inceler. Sonuçta bir elmanın ağaçtan düştüğünü görebiliriz ve bir elmadaki glikozun adenozin trifosfata (ATP) parçalanma sürecini inceleyebiliriz. Ancak bir bedensel enerjinin var olup olmadığını ölçmek olası bir şey değildir. Ancak tek sorun aslında bu da değildir.

Sorun bir çok insanın enerji ve alan kelimesini yanlış anlamasıdır. Enerji, iş yapabilme yeteneği olarak tanımlanır. Ancak popüler kültürde kullanılan enerji kavramı farklıdır. Bu enerji kendi başına var olan, parlayan bir güç bölgesidir. “Enerji” kelimesini içeren bir cümle duyduğunuzda; bu kelimenin yerine ” ölçülebilir iş yapabilme kapasitesi” kavramını kullanmaya çalışın.

Konumuz olan kristallere dönelim. “Kristal enerjisi” yani ” Kristal ölçülebilir iş yapabilme kapasitesi”. Ne dersiniz? Sizce herhangi bir anlam ifade ediyor mu? Şimdi aşağıdaki yazıya bir göz atın. İşin içine her nedense Pisagor’da karışmış.

Kristal enerji ve enerji alanı ile ilgili bir web sitesinde yer alan açıklama

1911’de Dr. Walter J. Kilner’in The Human Atmosphere adlı kitabında insan aurasını görebileceğini ve hastalıkları teşhis etmek için kullanabileceğini iddia ettiği zamana kadar “aura” yani enerji alanı kelimesi bir çok kimse tarafından bilinmiyordu. Ancak daha sonraları bu çektiği fotoğrafın bir uydurmaca olduğu anlaşılacaktı.

Aşağıda gördüğünüz kitap bir çok kişi tarafından enerji alanlarının varlığını kanıtlayan kitaptır. Oysaki bu kitapta yer alan ve daha sonraları benzer kitap ve fotoğraflarda karşımıza çıkan şey fizikte Korona deşarjı olarak bilinmektedir. Yüksek voltajlı elektrik, elektronları atomlardan koparmak için yeterli enerjiye sahiptir. Böylece nesnenin etrafındaki hava iyonize olur ve eğer hava su içeriyorsa, güzel bir parıltı elde edersiniz. Bir fotoğraf çekme durumunda ter yeterli suyu sağlayacaktır. ( Konu hakkında daha fazla detay için kaynaklara göz atınız)

Kristal Enerjisi Nedir? Bu Enerji Nasıl Çalışır?

İddiaya göre kristaller, enerjiyi emer ve onu elektronik bir frekansa dönüştürür. Her kristal tipine özel bir frekans atanır. Birçok tedavi edici cihaz da temelinde belli frekanslarda çalışır. Bu nedenle kristalleri de tedavi amaçlı kullanmak mümkündür.

1880’lerde, aynı zamanda kardeş olan iki fizikçi Pierre ve Jacques Curie bir çalışma yürüttüler. Çalışma sonucunda kristallerin üzerine baskı yapmanın veya sıcaklıklarını değiştirmenin elektrikle sonuçlanabileceğini buldular. Bu etki günümüzde piezoelektrik etki olarak bilinmektedir ve aslında bu etki sayesinde kolumuzda taşıdığımız kol saatlerinin zamanı doğru göstermesi mümkün olmuştur. Gerçekten de kuvars kristalleri belirli bir frekansta titreşimler sergiler. Ancak  kuvars kristallerinin piezoelektrik etki yoluyla ortaya çıkan bir enerji içermesi, biz insanların onu vücudumuza aktarabiliriz anlamına gelmez.

İddialara göre kristaller, pozitif, verimli enerjinin vücuda akmasına ve negatif, toksik enerjiyi ortadan kaldırmasına izin verir. Diğer alternatif terapi biçimleri gibi, kristaller de enerji seviyenizi kanalize ederek çalışır, böylece vücudunuzu içeriden iyileştirmeye odaklanır.

 2001 yılında İngiliz psikolog Christopher French ilginç bir çalışma yaptı. 80 gönüllüden, beş dakika boyunca bazı kristalleri elinde tutmasını ve bu esnada meditasyon yapmasını istedi. Bu kristaller kimi gerçek kimi ise sahte idi. Altı kişi hiçbir şey hissetmedi ancak geri kalanı, bir karıncalalanma biçiminde vücutlarında bir enerji hissettiklerini bildirdi.

Ancak bu kişilerin bir kısmı ellerinde sahte kristalleri tutuyordu. Enerji hissedenler bir biçimde daha olumlu bir ruh haline de bürünmüştü. Bu da araştırmacıların plasebo etkisinin iş başında olduğunu düşünmelerine neden oldu. Plasebo etkisi, beklentilerin gerçekliği yaratabileceğine dair güçlü bir hatırlatmadır. Doktorlar plasebo etkisinin gücünü uzun yıllardır biliyor ve kullanıyorlar. İlaç üreticileri de yeni ilaçlarını plasebo deneyleriyle test ediyorlar

Her biri farklı birer tedavi vadeden doğal taşlar, çoğunlukla masaj salonlarında ve doğal taş tedavisine yönelik kurulmuş merkezlerde kullanılmaktadır. Tedavi seansları, taşların belirli çakra bölgelerine yerleştirilmesiyle sağlanan enerji akışı sayesinde gerçekleşmektedir.

Sonuç Olarak;

Elinizde kristal olsun ya da olmasın yeterince insan bu kristalleri kullanarak enerji aldıklarını ve daha iyi hissetmeye başladıklarını söylerse siz de bir biçimde iyi hissedeceksinizdir. İç sıkıntınızı hafifletmek için masanızda bir parça ametist veya zihni temizlemek için bir Kaplan Gözü taşı tutmak istiyorsanız, devam edin. Sizi iyileştirmek için vücudunuzun etrafında bulunan kutsal bir enerji alanı üzerinde bir etkiye sahip olmayabilirler. Ancak bir biçimde kesinlikle zihninizi manipüle edeceklerdir.

Tüm bunlara rağmen, kristallerin iyileştirici özelliklerine inanan birisi iseniz amacımız sizi ikna etmek değil. Ancak arka planında bir bilim olmadığını, hissettiğiniz olumlu duygunun sadece psikolojik olduğunu bilmeniz önemlidir. İnanç, insanın bildiği en eski ilaçtır. Bir hasta tedavi gördüğü zaman iyileşmeyi umar. Odak noktasını değişir. İyileştiğini gösteren işaretlere daha çok dikkat eder ve bu nedenle tersi işaretleri görmezden gelmeye başlar. 



Kaynaklar ve ileri okumalar


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu