Tarih

Skull and Bones: Amerika’nın Perde Arkasındaki Yale Üniversitesi Topluluğu

Dünya genelinde, varlığını kapalı ve gizli yapılar içinde sürdüren pek çok topluluk bulunmaktadır. Bu tür gruplar genellikle üyeliklerini sınırlı tutar ve çoğunlukla ekonomik ya da sosyal açıdan ayrıcalıklı bireylerden oluşur. Bu kapalı yapılardan biri de Skull and Bones topluluğudur.

Yale Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren bu grup, yaklaşık iki yüzyıldır her yıl yalnızca 15 öğrenciyi üyeliğe kabul etmektedir. Topluluğun geçmişine bakıldığında, üyeleri arasında üç ABD başkanının yanı sıra yüksek mahkeme yargıçları, istihbarat teşkilatı yöneticileri, medya patronları ve modern finans ile savaş stratejileri üzerinde etkili olmuş pek çok önemli isim bulunmaktadır.

Skull and Bones Topluluğu Nasıl Kuruldu?

William Huntington Russell, 1832 yılında Almanya’daki eğitimini tamamlayıp Yale Üniversitesi’ne döndüğünde, zihni Georg Wilhelm Friedrich Hegel’in Berlin’de geliştirdiği akıl felsefesiyle şekillenmişti.

William Huntington Russell ve Alphonso Taft, Skull & Bones topluluğunu 1832 yılında kurdu. Bazı kaynaklara göre bu oluşum, Phi Beta Kappa seçimleri üzerine yaşanan bir anlaşmazlığın sonucunda ortaya çıktı.

Hegel’e göre devlet, mutlak aklın somutlaşmış hâlidir ve bireyler ona tam bir bağlılık göstermekle yükümlüdür. Devlet, birey üzerinde en üstün otoriteye sahiptir; bireyin en temel görevi ise bu otoriteye hizmet etmektir.

Russell, Almanya’dan yalnızca bu düşüncelerle dönmedi. Aynı zamanda, orada gördüğü öğrenci birliklerinden ilham alarak benzer bir yapı kurma fikrini de beraberinde getirdi. Bu doğrultuda kurduğu topluluğa “Order of Scull and Bones” adını verdi. Zamanla bu isim “Skull and Bones” olarak değişti.

Russell, bu topluluğu 1833 mezunu Alphonso Taft ile birlikte hayata geçirdi. Topluluk, yalnızca Yale bünyesinde varlığını sürdürdü ve kendine özgü, kapalı bir üyelik sistemi geliştirdi.

Her yıl, son sınıf üyeleri tarafından yalnızca on beş üçüncü sınıf öğrencisi seçilerek bir sonraki yılın kadrosu oluşturulurdu. Seçilen öğrenciler, yalnızca bu ayrıcalıklı ağa dâhil olmakla kalmazdı. Aynı zamanda maddi ve sembolik ödüllerle de onurlandırılırdı.

Skull and Bones Hall. Burası “The Tomb” olarak da bilinen ve Skull and Bones topluluğunun merkezi olan yapıdır.

Topluluğun merkezi olan ve “Tomb” adıyla bilinen yapı, 1856 yılında inşa edildi. “Skull and Bones Tomb” olarak anılan bu bina, penceresiz mimarisiyle dikkat çekmektedir. Günümüzde de halen Skull and Bones’un gizemli ritüellerine ev sahipliği yaptığı söylenmektedir

Skull and Bones Topluluğu Neden Önemlidir?

Skull and Bones, sıradan bir öğrenci topluluğu değildi. Üyeler arasında edilen yeminler, mezuniyet sonrasında da süren güçlü bir bağlılığı ifade ediyordu. Bu bağlılık, üyelerin birbirlerini yalnızca sosyal açıdan değil, aynı zamanda maddi ve dünyevi başarıya ulaşma yolunda da desteklemelerini kapsıyordu.

Kuruculardan William Huntington Russell, askerî kariyerinde generalliğe kadar yükseldi ve Connecticut eyalet meclisinde görev yaptı. Alphonso Taft ise ABD başsavcılığı ve savaş bakanlığı gibi kritik görevlerin yanı sıra Avusturya ve Rusya’da büyükelçilik yaptı.

Taft ailesinin etkisi bununla da sınırlı kalmadı. Alphonso Taft’ın oğlu William Howard Taft, 1909 yılında ABD başkanı seçildi ve daha sonra Yüksek Mahkeme başkanı oldu. Böylece Amerikan tarihinde bu iki görevi birden üstlenen tek kişi olarak kayda geçti.

Zamanla bu topluluk hakkında birçok iddia ortaya atılmıştır. John F. Kennedy suikastıyla bağlantılı olduğu, nükleer silah çalışmalarında rol oynadığı, Illuminati tarafından desteklendiği ya da Merkezi İstihbarat Teşkilatı üzerinde etkili olduğu gibi görüşler bu iddialar arasında yer almaktadır.

Bu iddialar ilk bakışta abartılı görünecektir. Ancak topluluk üyelerinin devlet, ekonomi ve medya alanlarında etkili konumlarda bulunması, bazı kişilerin bu iddiaları tamamen göz ardı etmemesine yol açmaktadır.

Nitekim topluluk üyelerinin, büyük sermaye çevreleriyle bağlantılı alanlarda görev aldığı ve önemli kurumlarda etkili pozisyonlara yükseldiği görülmektedir. Amerika Birleşik Devletleri başkanlığına kadar yükselen William Howard Taft, George H. W. Bush ve George W. Bush da bu topluluğun bilinen üyeleri arasında yer almaktadır.

Başkanlar Taft, HW Bush ve W. Bush’un hepsi Skull and Bones Derneği üyesiydi.

Sonuç Olarak

2004 ABD başkanlık seçimleri, Skull and Bones açısından oldukça dikkat çekici bir durumu ortaya koydu. Yarışta karşı karşıya gelen George W. Bush ile John Kerry, aynı gizli topluluğun üyeleriydi.

Okuma önerisi: İlluminati Kurucusu Adam Weishaupt Neden Yanlış Anlaşıldı?

Seçim sürecinde hem Kerry’ye hem de Bush’a bu üyelikle ilgili sorular yöneltilmiştir. Kerry, “Bu bir sır” demekle yetiniecekti. Ayrıca; Bush, otobiyografisinde “O kadar gizli ki daha fazlasını söyleyemem” ifadelerini kullanmıştır.

Sonuç olarak iki temel yorum öne çıkmaktadır. Ya Skull and Bones, gerçekten uzun vadeli ve geniş etkileri olan bir güç ağıdır ya da içeride sanıldığı kadar olağanüstü bir yapı yoktur. Yani bu gizem büyük ölçüde dışarıdan yüklenen anlamlarla beslenmektedir.

Skull and Bones üzerine bugüne kadar sayısız kitap, belgesel ve program hazırlanmıştır. Ancak görünen o ki, bu topluluğun gerçek doğasını tam anlamıyla kavramak, dışarıdan bakıldığında her zaman sınırlı kalacaktır.


Kaynaklar ve ileri okumalar

  • The Secret History Of The Skull And Bones Society — And The Powerful Men Behind It. Yayınlanma tarihi: 8 Temmuz 2022. Kaynak site: All Thats Interseting. Bağlantı: The Secret History Of The Skull And Bones Society. And The Powerful Men Behind It
  • Jarrett WH. Yale, Skull and Bones, and the beginnings of Johns Hopkins. Proc (Bayl Univ Med Cent). 2011 Jan;24(1):27-34. doi: 10.1080/08998280.2011.11928679. PMID: 21307974; PMCID: PMC3012287.

Matematiksel

Bunlar da ilgini çekebilir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir