Tarih

Rönesans Şaheseri Atina Okulu Tablosundaki Gözden Kaçan Ayrıntı Nedir?

Raphael’in Atina Okulu, felsefe ile sanatı buluşturan bir Rönesans başyapıtıdır.

Sanatta asıl farkı çoğu zaman küçük ayrıntılar yaratır. Rönesans ustası Raphael’in ölümsüz eseri Atina Okulu da bunun güzel bir örneğidir. Bu ünlü freskte antik dünyanın filozofları, matematikçileri, devlet adamları ve gökbilimcileri aynı görkemli sahnede bir araya gelir.

Ancak bu kalabalığın içinde, merkeze yakın bir noktada küçük bir ayrıntı vardır. Resmin ortalarında, düşüncelere dalmış hâlde oturan melankolik figürün sol dirseğinin hemen yanında küçük bir mürekkep hokkası vardır.

Büyük bir mermer bloğun köşesinde duran hokka, sanki en küçük hareketle yere düşüp parçalanacak gibidir. İşte bu nesne, kimi sanat tarihçilerine göre freskin anlamını yorumlamak için önemli bir ipucu sunar.

Bu nesnenin simgesel anlamını kavramak için Raphael’in freski neden yaptığını, eserin Vatikan’ın gösterişli koridor ve odalarından oluşan labirenti içinde nerede yer aldığını ve ilk bakışta neyi resmettiğini hatırlamamız gerekir.

Atina Okulu Tablosunu Neden Yaptı?

Raphael Sanzio, 6 Nisan 1483’te İtalya’nın Urbino kentinde dünyaya geldi. Babası Giovanni Santi bir ressamdı ve Urbino Dükü Federico da Montefeltro’nun sarayıyla yakın ilişkiler içindeydi. Raphael’in Rönesans kültürünün önemli merkezlerinden birinde yetişmesi ve sanatçı bir babadan eğitim alması, yeteneğinin erken yaşta gelişmesini sağladı.

Raphael daha sonra dönemin en tanınmış ressamlarından Pietro Perugino’nun yanında çıraklık yaptı. Perugino’nun zarif figürleri, dengeli kompozisyonları ve perspektif anlayışı Raphael’in erken dönem üslubunu belirgin biçimde etkiledi. Eğitimini tamamladıktan sonra, yaklaşık 1501’de kendi atölyesini kurdu. Kısa sürede siparişler almaya ve çevresinde tanınmaya başladı.

Raphael olarak bilinen Raffaello Sanzio da Urbino.

Raphael, 1504 dolaylarında Floransa’ya gitti. O sırada Leonardo da Vinci ile Michelangelo’nun eserleri, kentin sanat ortamını derinden etkiliyordu. Raphael burada iki ustanın çalışmalarını yakından inceleyerek figür, hareket ve kompozisyon anlayışını geliştirdi.

Raphael, Floransa’nın varlıklı ve seçkin çevrelerinde büyük hayranlık uyandırmıştı. Ancak kariyerindeki asıl dönüm noktası Roma’ya gitmesi oldu. Raphael’in, Papa II. Julius’un Vatikan Sarayı’ndaki bazı odaları süslemesi için yaptığı davet üzerine 1508 dolaylarında Roma’ya geldi. Raphael, yeteneğini bütün yönleriyle sergileme fırsatını bu odalarda buldu.

Atina Okulu Tablosu Ve Hikayesi
Atina okulu tablosunun bulunduğu odanın dört duvarı, farklı çalışmalarla kaplıdır.

Raphael’in Vatikan’da süslemeye başladığı ilk oda, bugün Stanza della Segnatura adıyla bilinen bölümdü. Burası, Papa II. Julius’un özel çalışma odası ve kütüphanesi olarak kullanılıyordu. Duvarlar için hazırlanan resim programı da bu işleve uygun biçimde insan düşüncesinin başlıca alanlarını bir araya getiriyordu.

Bunlar teoloji, felsefe, şiir ve hukuktu. Raphael, her duvarı bu alanlardan birine ayırarak odayı bilgi, inanç ve sanatın bir araya geldiği büyük bir düşünce dünyasına dönüştürdü. Bu fresklerin en ünlüsü ise felsefeyi temsil eden Atina Okulu oldu.

Atina Okulu Tablosundaki Olası Kişiler Kimlerdir?

Atina Okulu adı Raphael tarafından verilmemiştir. Freskin asıl konusu felsefe, daha doğrusu Antik Yunan felsefesidir. Eserin üzerinde yer alan Causarum Cognitio ifadesi, “nedenlerin bilgisi” ya da “nedenleri bilmek” anlamına gelir. Bu düşünce, Aristoteles’in Metafizik ve Fizik adlı eserlerinde ele aldığı temel felsefi yaklaşımla ilişkilidir.

Freskte Antik Çağ’ın önde gelen filozoflarının temsil edildiği düşünülür. Ancak figürlerin tamamının kimliği konusunda sanat tarihçileri arasında görüş birliği yoktur. Bunun başlıca nedeni, Raphael’in resmettiği kişilerin kim olduklarını açıklayan herhangi bir kayıt bırakmamış olmasıdır.

Atina Okulu Tablosu Ve Hikayesi
İlk bakışta Raphael, Platon’u Aristoteles’in yanında merdivenlerden inerken, yalın bir şekilde tasvir etmiştir.

Freskin mimarisi Roma yapılarını çağrıştırsa da kompozisyonun merkezi Platon ile Aristoteles’tir. Diğer figürler de bu iki düşünürün çevresinde, onların temsil ettiği iki farklı felsefi yaklaşımı tamamlayacak biçimde yerleştirilmiştir.

Merkezde, solda duran yaşlı Platon bir eliyle gökyüzünü işaret eder. Yüz hatlarının Leonardo da Vinci’den esinlendiği düşünülür. Platon’a göre duyularımızla algıladığımız dünya, gerçekliğin kendisi değil; değişmeyen ideaların oluşturduğu daha yüksek bir gerçekliğin yansımasıdır. Elindeki Timaeus adlı eser de onun evren, matematik ve ideal düzen üzerine düşüncelerini temsil eder.

Yanında öğrencisi Aristoteles bulunur. Sağ elini yere doğru uzatan Aristoteles’in bu hareketi, onun gözleme ve somut dünyaya dayanan felsefesini yansıtır. Elinde taşıdığı Nikomakhos’a Etik ise insanın iyi yaşamı nasıl kurabileceğini inceleyen başlıca eserlerinden biridir. Böylece Raphael, iki filozof arasındaki temel ayrımı yalnızca duruşlarıyla değil, taşıdıkları kitaplarla da görünür hâle getirir.

Daha aşağıda, Aristoteles’e yakın bir noktada Kinik filozof Diyojen yer alır. Geniş merdivenlerin üzerine gelişigüzel uzanmış, sade giysiler içindeki bu figür, çevresindeki görkemli mimariye ve kalabalığa kayıtsız görünür. Bu duruş, Diyojen’in toplumsal statüyü, zenginliği ve gösterişi reddeden yaşam anlayışıyla uyumludur.

Platon’un Tarafındaki Figürler

Freskin sol tarafında, Platon’un çevresinde toplanan figürler daha çok matematik, soyut düşünce ve idealarla ilişkilidir. Bu grupta kimliği en kolay ayırt edilen kişilerden biri Sokrates’tir. Parmaklarıyla görüşlerini sıralar gibi duran Sokrates, çevresindeki gençlerle tartışırken gösterilmiştir.

Yanındaki zırhlı figürün Atinalı devlet adamı ve komutan Alkibiades, diğer bir figürün ise Sokrates’in öğrencisi ve yaşamöyküsü yazarı Ksenophon olduğu tahmin edilmektedir. Ancak bu kişilerin kimlikleri konusunda kesin bir görüş birliği yoktur.

Sokrates grubunun hemen altında, bir kitabın üzerine eğilerek yazı yazan yaşlı figürün Pisagor olduğu genel olarak kabul görür. Önünde diz çöken genç, Pisagor’un müzik ile matematik arasındaki ilişkiyi açıklamakta kullandığı oranları gösteren bir levha tutar. Bu ayrıntı, Pisagorcuların evrendeki düzenin sayılar ve uyumlu oranlarla açıklanabileceği düşüncesini temsil eder.

Pisagor’un çevresindeki diğer kişilerin kimliği daha tartışmalıdır. Başında sarık bulunan figürün, Antik Yunan felsefesinin Avrupa’ya aktarılmasında önemli rol oynayan Endülüslü filozof İbn Rüşd olduğu düşünülür.

Gruptaki diğer figürler için Zenon, Epikuros, Demokritos ve Plotinos gibi farklı isimler önerilmiştir. Raphael herhangi bir açıklayıcı kayıt bırakmadığı için bu tanımlamaların çoğu varsayım düzeyinde kalır.

Aristoteles’in Tarafındaki Figürler

Freskin sağ tarafında, Aristoteles’in çevresindeki figürler daha çok gözlem, doğa bilimleri ve somut dünyayla ilişkilidir. Ancak freskteki diğer gruplarda olduğu gibi burada da bütün figürlerin kimliği kesin değildir.

Sağ alt köşede, elindeki pergel ile bir levhanın üzerine eğilen yaşlı bir figür yer alır. Çevresindeki öğrencilere geometrik bir şekli açıklayan bu kişinin Öklid olduğu tahmin edilmektedir.

Bu sahne, freskin sol tarafındaki Pisagor grubuyla görsel bir denge kurar. Pisagor sayıların ve müziksel oranların evrensel düzenini incelerken, sağ taraftaki geometrici şekiller ve ölçüler üzerinden matematiksel bilgiyi aktarır. Böylece Raphael, matematiğin hem soyut hem de uygulamalı yönlerini freskin iki tarafına yerleştirir.

Öklid’in sağında, ellerinde iki farklı küre taşıyan figürler vardır. İzleyiciye dönük sakallı kişinin, yıldızlarla bezeli bir gök küresi taşıyan Persli düşünür ve dinî önder Zerdüşt olduğu düşünülür. Bu küre, onun gökyüzü ve kozmolojiyle ilişkilendirilen öğretilerini simgeler.

Sırtı izleyiciye dönük, başında taç bulunan figür ise genellikle İskenderiyeli gökbilimci ve coğrafyacı Batlamyus olarak tanımlanır. Elinde Dünya’yı temsil eden bir küre tutar.

Küreleri taşıyan figürlerin hemen sağında Raphael’in kendisi yer alır. Siyah başlığıyla izleyiciye doğru bakan genç adamın yüz hatları, sanatçının diğer otoportreleriyle benzerlik gösterir. Raphael böylece kendisini, yüzyıllar önce yaşamış filozofların, matematikçilerin ve gökbilimcilerin oluşturduğu bu büyük düşünce topluluğuna dâhil etmiştir.

Raphael’in yanında duran figürün kimliği ise kesin değildir. Bu kişinin, Raphael’den önce aynı odalarda bazı hazırlık çalışmaları yapan ressam Il Sodoma olduğu tahmin edilmektedir. Başka bir görüşe göre figür, Raphael’in öğretmeni Pietro Perugino’yu betimler.

Bu Eser Gücünü Küçük Bir Detaydan Alır

Freskte farklı dönemlere ve kişilere ait kimlikler iç içe geçer. Bir yoruma göre bu karmaşık yapıyı ortak bir düşünceye bağlayan ayrıntı, Herakleitos’un yanında duran küçük mürekkep hokkasıdır.

Hokka, düşüncelere dalmış hâlde oturan ve kalemi yazının ortasında durmuş gibi görünen figüre aittir. Üstelik bu figür, Raphael’in fresk için hazırladığı ilk taslaklarda yer almaz. Sanatçının onu eser neredeyse tamamlandıktan sonra kompozisyona eklediği düşünülür.

Bu yalnız figür, iki farklı kişiliği aynı bedende birleştirir. Yüz hatlarının Michelangelo’dan esinlendiği düşünülürken melankolik duruşu, her şeyin sürekli değiştiğini savunan Herakleitos’la ilişkilendirilir.

Herakleitos’a atfedilen “Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz” sözü, evrende hiçbir şeyin değişmeden kalmadığını anlatır. Figürün yanında duran mürekkep hokkası ise insanın düşüncelerini kalıcılaştırma isteğini simgeliyor olabilir.

Aynı zamanda yazının, bilginin ve otoritenin bile zamanla değişebileceğini ya da bütünüyle kaybolabileceğini hatırlatır. Bu yorum doğruysa hokka, freskteki sıradan bir ayrıntıdan çok daha fazlasıdır.

Okuma Önerimiz: Rodin’in “Düşünen Adam”ı Ne Düşünüyor?


Kaynaklar ve İleri okumalar için:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi İngilizce Matematik Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Matematiksel.org’un kurucusu olarak matematik, bilim ve düşünce alanlarında içerik üretmeye devam ediyorum.

Bunlar da ilgini çekebilir