Benzersiz bir gözlem gücü, paha biçilmez bir yaratıcılık ve üstün bir zekâyı bir arada taşıyan Leonardo da Vinci’yi bugüne kadar sanatçı, mucit ve bilim insanı olarak tanıdık. Artık bu tanımlara köprü tasarımcısını da ekleyebiliriz.

Leonardo da Vinci, birçok farklı alanda ürettiği karmaşık tasarımlarla hem kendi dönemindekileri hem de günümüz insanını etkileyen gerçek bir Rönesans insanıydı. Her ne kadar en çok Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği gibi eserleriyle tanınsa da, 16. yüzyılın başlarında daha az bilinen bir proje üzerinde çalıştı: Osmanlı İmparatorluğu için, döneminin en uzun köprülerinden biri olabilecek bir tasarım.
1502 yılında Osmanlı padişahı II. Bayezid, Konstantinopolis’i (bugünkü İstanbul) Galata’ya bağlayacak bir köprü için tasarım önerileri istedi. Leonardo da Vinci de sultana bir mektup göndererek kendi köprü tasarımını sundu.

Her ne kadar o dönemde tanınmış bir sanatçı ve mucit olsa da bu görev ona verilmedi. Her ne kadar bu tasarım zamanında kabul edilmemiş olsa da, aradan geçen 500 yılı aşkın sürenin ardından yapılan çalışmalar, köprünün gerçekten inşa edilebilir olduğunu ortaya koydu.
Da Vinci Köprüsü Nasıldı?
Leonardo’nun önerisi, döneminin klasik köprü tasarımlarından oldukça farklıydı. Araştırmacılarına göre köprü yaklaşık 218 metre uzunluğundaydı ve tek parça, geniş bir kemer üzerine kuruluydu. Bu kemer, yelkenli bir geminin direğiyle birlikte altından geçmesine izin verecek kadar yüksekti ve geniş bir açıklığı tek bir büyük yayla aşmayı hedefliyordu.
Bu tasarım, yalnızca biçimiyle değil, boyutuyla da dikkat çekiyordu. Eğer inşa edilseydi, döneminin açık ara en uzun köprüsü olacaktı.
Leonardo’nun köprüsünü farklı kılan sadece uzunluğu ve tasarımı değildi. Aynı zamanda, o dönem için alışılmadık sayılabilecek güvenlik özellikleri de içeriyordu. Çünkü bir köprünün karşılaştığı en büyük zorluklardan biri, rüzgâr gibi doğa koşullarına dayanabilmesidir.

Şiddetli rüzgârlar, 20. yüzyılda inşa edilenler de dâhil olmak üzere birçok köprünün yana doğru salınarak çökmesine neden olmuştur. Leonardo, bu riski azaltmak için köprünün yanlarına “kanat duvarları” (abutment) olarak bilinen destek yapıları eklemeyi öngörmüştü.
Bu yapılar, zorlu koşullarda köprünün daha dengeli kalmasını sağlar. Günümüzde modern köprü tasarımlarında yaygın olarak kullanılmaktadır.
Leonardo’nun köprüye dair çizimleri ve sultana yazdığı mektuplar, Paris’teki Institut de France’ta saklanan ve “Manuscript L” olarak bilinen küçük bir kodekste yer almaktadır.
Leonardo, köprüde hangi malzemeyi kullanacağını açıkça söylemez. Ancak bu büyüklükte bir yapıyı o dönemde yalnızca taş taşıyabilirdi. Tasarımın mantığı da bunu doğrular.
Leonardo, Roma köprülerinden bildiği yığma yapı tekniğini temel alır. Köprüyü, parçaların birbirine kilitlenmesiyle ayakta duracak şekilde kurgular. Böylece yapı, harç ya da ek bir bağlayıcıya ihtiyaç duymadan, sadece kendi ağırlığı ve yerçekimi sayesinde dengede kalır.
Da Vinci Köprüsü Test Ediliyor

MIT’teki bir araştırma ekibi, Leonardo da Vinci’nin tasarımını inceleyerek köprünün inşa edilmesi durumunda ne kadar dayanıklı olacağını test etti. Ekip, 500 yıl önceki malzemeleri, inşaat tekniklerini ve Haliç’in jeolojik koşullarını dikkate alarak köprünün bir modelini inşa etti.
Araştırmacılar, 3D yazıcıyla üretilen blokları önce bir iskele yardımıyla birleştirdi. Kemerin tepesine kilit taşı yerleştirildikten sonra ise iskeleyi kaldırdılar ve köprü ayakta kalmaya devam etti. Araştırmacılardan birinin de belirttiği gibi, “Bu, geometrinin gücüydü”; köprü yalnızca basınç kuvveti sayesinde dengede duruyordu.
Da Vinci Köprüsü Nasıl Yapılır?

Bu bilgilerden sonra, siz de bu köprüyü inşa etmeyi deneyebilirsiniz. Aşağıda, köprünün ilk sekiz çubuğunu nasıl yerleştirmeniz gerektiğini görebilirsiniz. Sarı çubuklar köprünün ayaklarını oluşturur. Çubukları sırasıyla yerleştirdiğinizde, sekizinci çubuktan sonra köprünün kendi kendine ayakta durmaya başladığını fark edeceksiniz. Bu noktada durmak ya da köprüyü uzatmaya devam etmek tamamen size kalmış.
Bu noktada küçük bir hatırlatma: Köprü, aşağı yönden gelen kuvvetlere karşı oldukça dayanıklıdır. Yani yeterince büyük bir model yaparsanız, üzerinde rahatça yürüyebilirsiniz. Ancak yandan gelen kuvvetler köprünün dengesini bozarak devrilmesine neden olabilir.
Eğer köprüyü uzatmaya karar verdiyseniz, önce üstten hafifçe bastırarak yeni çubukları yerleştirmeyi kolaylaştırın. Ardından, aşağıdaki sırayı izleyerek çubukları eklemeye devam edin.

Son çubukları yerleştirdikten sonra üzerindeki baskıyı kaldırdığınızda, köprü kendi kendine yükselmeye başlayacaktır. Aynı mantıkla köprüyü uzatmaya devam edebilirsiniz. Eklediğiniz çubuk sayısı arttıkça köprü de yerden daha fazla yükselir. Bu köprü tasarımını çocukların da seveceğini düşünüyoruz. Denemek isteyenlere şimdiden kolay gelsin.

Kaynaklar ve ileri okumalar:
- Da Vinci’s Forgotten Design for the Longest Bridge in the World. Proves What a Genius He Was;. Kaynak site: Livescience. Yayınlanma tarihi: 10 Ekim 2019. Bağlantı: Da Vinci’s Forgotten Design for the Longest Bridge in the World. Proves What a Genius He Was;./
Size Bir Mesajımız Var
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel



