Felsefe

Francis Bacon Bilgi Güçtür Derken Ne Demek İstiyordu?

“Bilgi güçtür” sözüyle tanınan Francis Bacon, gözlem ve deneye dayalı bilgi anlayışıyla modern bilimin gelişiminde önemli bir rol oynadı.

Kopernik ile Galileo arasındaki yaklaşık bir yüzyılda bilim, insanların evrene bakışını değiştirdi. Dünya artık evrenin merkezinde değildi. Anatomi, fizik ve kimyadaki yeni keşifler de Antik Çağ düşünürlerinin her konuda son sözü söylemediğini gösteriyordu.

Ancak yeni bir sorun ortaya çıkmıştı: Doğa hakkında güvenilir bilgiye nasıl ulaşacaktık? Francis Bacon bu soruya cevap arayan en önemli düşünürlerden biriydi.

Ona göre bilginin kaynağı yalnızca eski kitaplar ya da otoriteler değil, doğanın kendisiydi. İnsan gözlem yapmalı, deneylerle sonuçlarını sınamalı ve tek tek olgulardan hareket ederek daha genel sonuçlara ulaşmalıydı. Bacon’ın bilgi ile güç arasında kurduğu ünlü bağ da buradan doğdu. Peki Francis Bacon “Bilgi güçtür” derken neyi kastetmişti?

Kısaca Francis Bacon Kimdir?

Francis Bacon (1561–1626), Rönesans’ın erken dönemlerinde yaşamış İngiliz filozof ve devlet adamıydı. En çok bilimsel yöntemin gelişimine yaptığı katkılarla tanınır.

Francis Bacon Bilgi Güçtür Derken Ne Demek İstiyordu?
Paul van Somer’in 1617 yılında resmettiği Francis Bacon (1561 – 1626) portresi

Bacon, 22 Ocak 1561’de Londra’da Strand yakınlarındaki York House’da doğdu. Babası Nicholas Bacon, mütevazı bir aileden gelmesine rağmen yükselerek Kraliçe I. Elizabeth döneminde güçlü bir devlet görevlisi olmuştu. Nicholas eğitimin öneminin farkındaydı. Bu nedenle oğlunu Cambridge Üniversitesi’ne gönderdi.

Francis de önce Elizabeth’e, onun ölümünden sonra ise Kral I. James’e hizmet etti. İngiliz hukuku konusunda uzmandı, birçok önemli davada görev aldı ve Lord Chancellor, yani İngiltere’nin en yüksek hukuk makamlarından birine geldikten sonra döneminin önde gelen hukukçularından biri oldu. Aynı zamanda parlamentoda da aktif biçimde görev yaptı.

Bacon bilime büyük bir tutkuyla bağlıydı. Kimya deneyleri yapıyor, bitkilerden hayvanlara, hava olaylarından manyetizmaya kadar doğadaki pek çok ilginç olguyu gözlemliyordu. Ancak onun asıl önemi yaptığı tek tek keşiflerden çok, bilimin neden değerli olduğu ve nasıl yapılması gerektiği konusunda ortaya koyduğu açık ve ikna edici düşünceleridir.

Bacon, döneminde kullanılan araştırma yöntemlerinin, elde edilen sonuçların ve bunların dayandığı verilerin ciddi sorunlar içerdiğini düşünüyordu. Özellikle Aristoteles’in tümdengelime dayalı yöntemini beğenmiyordu. Ona göre bu yaklaşım yeni bilgiler üretmekten çok tartışmaları sürdürmeye yarıyor ve doğayı anlamakta yetersiz kalıyordu.

Bu nedenle Bacon, bilimsel araştırma için farklı bir yöntem geliştirmeye yöneldi. Bugün onun Rönesans döneminde bilimsel düşüncenin gelişmesine önemli katkıda bulunan isimlerden biri olarak anılmasının temel nedenlerinden biri de budur.

Bilgi Neden Güçtür?

Bacon, 1620’de yayımladığı Novum Organum adlı eserinde bilginin nasıl elde edilmesi gerektiği üzerinde durdu. Ona göre bilim, gözlem ve deney yoluyla doğayı anlamalı, elde edilen bilgiyi de insan yaşamını iyileştirmek için kullanmalıydı.

Bu düşüncenin daha geniş bir toplumsal karşılığını ise New Atlantis adlı eserinde tasarladı. Bacon burada bilim insanlarının birlikte çalıştığı, deneyler yaptığı ve elde ettikleri bilgiyi toplum yararına kullandığı ideal bir araştırma düzeni hayal etti.

Francis Bacon Bilgi Güçtür Derken Ne Demek İstiyordu?
Francis Bacon’ın Novum Organum’unun 1779 yılı kopyası.

Bacon insanları bilime değer vermeye çağırıyordu. Ünlü sözüyle, “Bilgi güçtür” ve bu bilgiye ulaşmanın en iyi yolu bilimdir. Bu nedenle Elizabeth ve James’i kamu kaynaklarını laboratuvarlar kurmak ve bilim insanlarının çalışabileceği ortamlar oluşturmak için kullanmaya teşvik etti.

Ona göre bilim insanları topluluklar ya da akademiler kurmalı, düzenli olarak bir araya gelmeli ve fikirleriyle gözlemlerini paylaşmalıydı. Bilim, insanlara doğayı anlama imkânı verir. Doğayı anlamak ise onu denetleyebilmenin yolunu açar.

Bacon, bilimin nasıl ilerlemesi gerektiği konusunda da son derece açık düşüncelere sahipti. Bilim insanlarının kullandıkları sözcüklerin kesin ve başkaları tarafından kolayca anlaşılır olmasına dikkat etmeleri gerektiğini savunuyordu. Araştırmalarına, zaten doğru olduğunu düşündükleri şeyleri kanıtlama amacıyla değil, açık fikirle yaklaşmalıydılar.

Her şeyden önemlisi, sonuçlarından emin olmak için deneylerini ve gözlemlerini tekrar tekrar yapmaları gerekiyordu. Bacon’ın savunduğu bu yaklaşım tümevarım yöntemidir.

Örneğin bir kimyacı maddeleri tekrar tekrar sayarak, tartarak ya da karıştırarak ne olup bittiği konusunda giderek daha fazla güven kazanır. Bilim insanları ne kadar çok gözlem toplarsa, gelecekte ne olacağı konusunda da o kadar sağlam sonuçlara ulaşırlar. Daha sonra bu gözlemlerden genel sonuçlar çıkarabilir ve sonunda doğanın işleyişini yöneten yasaları ortaya koyabilirler.

Francis Bacon’ın Kalıcı Etkisi

Bacon’ın düşünceleri, 17. yüzyılda gelişen yeni bilim anlayışının önemli parçalarından biri oldu. Doğayı anlamak için otoritelere değil, kanıta yönelmek gerektiğini savunması sonraki kuşakları da etkiledi.

Aradan dört yüzyıldan fazla zaman geçti. Ancak “Bilgi güçtür” sözü hâlâ Bacon’ın düşüncesini en iyi özetleyen ifadelerden biri. Çünkü onun için bilgi, yalnızca dünyayı tanımak değil, onu değiştirebilmenin de yoluydu.

Okuma önerisi: Akıl Yürütelim Ama Nasıl? Tümdengelim ve Tümevarım Nedir?


Kaynaklar ve İleri Okumalar

Matematiksel

Melike Üzücek

Ankara Fen Lisesi'nden mezun oldum. Araştırma yapmayı ve sorgulamayı seven biriyim. Matematik ve biyoloji başta olmak üzere felsefe, astronomi, modern fizik ile ilgileniyorum.

Bunlar da ilgini çekebilir