Felsefe

Spinoza’nın Tanrı Anlayışı Nasıldı Ve Einstein Neden Ona İnandı?

Hepimizin tanıdığı ünlü fizikçi Albert Einstein, kendisine dini inancı sorulduğunda hep şu cevabı verirdi: “Spinoza’nın Tanrı’sına inanıyorum”. Özellikle son yıllarda adını daha çok duymaya başladığımız Spinoza, 17. yüzyılın en önemli rasyonalistlerinden kabul edilir. Düşünceleri günümüzde bile geçerliliğini sürdüren Spinoza’nın Tanrı görüşünü biraz inceleyelim.

Monoteizm tek tanrı varlığına duyulan inanç olarak tanımlanır. Tek tanrılı dinlerin genel olarak savunduğu şeylerden biri olan, Tanrı’nın başının ve sonunun olmadığı düşüncesinden yola çıkan Spinoza, “Tanrı sonsuzsa, Tanrı olmayan bir şey olamaz” diye düşünmüştür. “Bu durumda evrende herhangi bir şey yoktur ki Tanrı olmasın”. Yani Tanrı ve doğa, Spinoza’ya göre tek bir şeyi tanımlamanın iki farklı yoludur.

Spinoza, Amsterdam’da, Portekizli bir Yahu­di ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. 656 yılında 24 yaşındayken, Tanrı hakkındaki görüşleri yüzünden sinagogundaki hahamlar tarafından kovuldu ve lanetlendi. Amsterdam’ı terk etti ve sonrasında Lahey’e yerleşti. Bu an­dan itibaren, Yahudi ismi Baruch’tan ziyade Benedict de Spinoza olarak bilindi. Ailesi dahil herhangi bir Yahudi ile görüşmesi yasaklanmıştır. Geçimini mercek camları yontarak ve kendi felsefi görüşünü seven kişilerin yardımlarıyla sağlayan Spinoza çok genç yaşta, henüz 44 yaşındayken, bazı kaynaklara göre, soluduğu cam tozlarının akciğerine zarar vermesi yüzünden öldü.

Geometrik Düzene Göre Kanıtlanmış ve 5 Kısma Ayrılmış Olan: Etika

Birçok filozof geometriden etkilenmiştir. Filozoflar genellikle geometrinin dikkatli man­tıksal adımlar yoluyla, kararlaştırılan başlan­gıç noktalarından şaşırtıcı sonuçlara doğru gitme biçimine hayranlık duyar. Eğer aksiyom­lar doğruysa, sonuçlar da doğru olmak zorun­dadır.

Dinlerin çoğu Tanrının dünyanın dışında bir yerde, belki de cennette olduğunu öğretir. Baruch Spinoza (1632-77), Tanrının dünyada olduğunu düşünmesi bakımından alışılma­dıkdı. Bu fikrini ifade etmek için “Tanrı veya Doğa” hakkında yazdı. Tanrı ve doğanın aynı şey olduğunu söyledi. Tanrı doğadır, doğa da Tanrı. Tanrının her şey olduğu inancı, bir çeşit panteizmdi. Spinoza’nın başı­na epeyi iş açan radikal bir fikirdi bu. Spinoza, Tanrı ile ilgili görüşlerini Etika isimli eserinde kaleme aldı.

Yaşamı boyunca hepimizin Tanrı’nın parçaları olduğumuzu ileri süren Spinoza, felsefi görüşlerini anlattığı, güvenliğini düşünerek ölümünden sonra yayınlanmasını istediği Ethica kitabını sanki bir matematik kitabı gibi yazmıştır. Matematiksel ispatlara benzeyen bir içeriğe sahip olan Ethica; Tanrı, doğa, özgürlük, gibi konular hakkında aksiyomlar, varsayımlar ve kanıtlar içerir.

Felsefegenelleştirilmiş bir matematiktir.

Baruch Spinoza

Aksiyomlar doğruysa sonuçlar da doğru olmak zorundadır. Hatta Spinoza daha da ileri gider ve kanıtlarının sonuna Q.E.D. yazar. Açılımı “quod erat demonstratum” olan Q.E.D. “gösterilmek istenen buydu” anlamına gelir. Bu ifade matematikte, kesin kanıtların sonunda sıklıkla kullanılan bir ifadedir. Öyle ki Ethica kitabının tam adı “Geometrik Düzene Göre Kanıtlanmış ve 5 Kısma Ayrılmış Olan: Etika”’dır. Spinoza tek başına olmaktan hoşlanırdı. Yalnızlık ona çalışmalarını sürdürmek için ge­reken zaman ve iç huzurunu veriyordu. Bu yüzden en ünlü kitabı Ethica ancak ölümünden sonra yayım­landı.

Kesin kanıtlara akıl yoluyla ulaşabileceğimizi söyler Spinoza. Bilimsel yasalara da aksiyomatik bir biçimde ulaşmıştır. Ona göre Tanrı, dünyadan ayrı bir yerde, cennet veya benzeri bir konumda değil, dünyanın içindedir. Evren devasa bir sistemdir ve her şey bu sistemin içinde birbiriyle uyumludur. Bu uyumu kavramanın en iyi yolu ise düşüncenin gücüdür. Bu düzenli uyumda kendisini belli eden Tanrı aslında doğanın kendisidir. İnsan ruhu bu doğal düzenin içindedir. Tam tersi bir düşünce, insanın yaşam amacını ve doğa içindeki yerini bulmasının imkansız olduğunu desteklerdi. Oysa insan doğanın bir parçasıdır ve doğa her yerdedir, sonsuzdur.

Spinoza’nın Tanrı Görüşü Yanlış Anlaşılmıştır

Spinoza tipik bir filozoftu. Tartışılmaya herkesin duymaya hazır olmadığı fikirler öne sürmeye ve görüşlerini argümanla savunma­ya hazırdı. Çalışmalarına kimi zaman şiddetle karşı çıkılsa da Spinoza yazdıklarını okuyan­ları etkilemeye devam ediyor.

Monoteist dinlerin geleneksel görüşlerine göre Tanrı insanlığı sever ve kullarının dualarına cevap verir. Onları dinler, ödüllendirir, cezalandırır, merhamet eder… Bu tip insani özelliklerin insan dışı olduğu savunulan bir varlığa yansıtılması ise antromorphizmin bir çeşidir. Spinoza’nın Tanrı’sı ise, tüm bu geleneksel tasvirlerin aksine, tamamen gayrişahsi bir Tanrı’dır. Üstelik insan yaşamıyla ilgilenmez. İnsan davranışlarına kayıtsızdır, herhangi bir insanı önemsemez, onu ödüllendirmez veya cezalandırmaz. Spinoza’ya göre Tanrı’ya bu gibi insani özelliklerin yüklenmesi bir hatadır.

“Antik Yunan’da bu hata anlaşılmıştı. İki bin yıl önce Xenophanes denilen bilge bir adam eğer öküz, aslan ya da atların duvarlara resim kazıyacak elleri olsaydı Tanrı’yı kendileri gibi şekillendirip, ona kendilerininkine benzer vücutlar vereceklerini yazmıştı. Bence eğer üçgenler düşünebilseydi üçgen görüntüsü ve özelliklerine sahip bir Tanrı yaratılardı ya da daireler dairemsi Tanrılar..”

Bu bakış açısıyla Spinoza’ya göre “Siz Tanrı’yı sevebilirsiniz ama Tanrı sizi sevecek diye bir şey de yoktur.” Tıpkı doğayı seven kişilerin doğa tarafından sevilmeyi beklemesinin anlamsızlığı gibi… İşte, bu “kimseyi önemsemeyen Tanrı” fikri yüzünden çoğu kişi Spinoza’nın Tanrı’ya inanmadığını düşünmesine neden olmuştur. Oysa Spinoza’ya göre kendi Tanrı/doğa inanışı zekaya dayalı, akıl ile erişilen bir inanıştır. Einstein da bu inanıştadır, dini konusundaki sorulara verdiği cevaptan da anlaşılacağı gibi.

Ben Spinoza’nın, kendisini doğa yasalarıyla uyumuyla ortaya koyan Tanrı’sına inanıyorum, insanlığın kaderi ve yaptıklarıyla ilgilenen Tanrı’ya değil.”

Kaynaklar ve İleri Okumalar:

Matematiksel

Maide İdil İspir

Ben İdil, Boğaziçi Üniversitesi'nde öğrenciyim. Bence insan olmaktaki en büyük şansımız düşünebilmek, konuşabilmek, okuyabilmek ve yazabilmek. Öyleyse bol şans! Ve keyifli okumalar…

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz

Başa dön tuşu