Fizik

Albert Einstein Hakkında Duymamış Olabileceğiniz 5 İlginç Bilgi

Birçok kişi Albert Einstein’ı tüm zamanların en büyük bilim insanlarından biri olarak kabul etmektedir. Kendisini çoğunlukla özel ve genel görelilik teorileri olarak adlandırılan öncü çalışmaları ile tanırız. Bu çalışmaları kütle, hareket, zaman ve uzay hakkında çığır açan teorilere yol açtı. 1921’de fotoelektrik etkiyi keşfetti. Bu keşfi sayesinde de Nobel Fizik Ödülü’nü kazandı. Tüm bunlar büyüleyici olsa da, Einstein’ın çalışmaları ve fikirleri onunla ilgili ilginç olan tek şey değildir. İşte Albert Einstein hakkında şu ana kadar duymamış olabileceğiniz beş ilginç gerçek.

1. Kendisi Bir Sendroma Adını Verdi

Albert Einstein 5 yaşları civarında

Albert Einstein beş yaşına kadar konuşma sorunu yaşamıştı. Bu zamanda önce de cümleleri tam olarak söyleyemiyordu. Elbette bu durum da ailesini oldukça endişelendirmişti. Neyse ki geç gelişme gösteren dil becerileri onu bir biçimde engellemedi. Einstein’ın sergilediği özellikler, geç konuşan çocuklar arasında nadir değildir. Günümüzde benzer gelişim gösteren çocuklar Einstein sendromu tanısı alıyor.

Bir çok ebeveyn, çocuklarının dil gecikmesi veya konuşma bozukluğunun, çocuklarının üzerinde uzun vadeli olumsuz bir etkisi olacağını varsaymaktadır. Ancak Einstein Sendromu bunun her zaman geçerli olmadığını anımsatır.

Einstein Sendromu, konuşma gecikmesi olan ancak aynı zamanda analitik düşünce gerektiren diğer alanlarda da yetenekli olan bir çocuğu karakterize etmek için kullanılan bir terimdir. Bu terimi ilk olarak Amerikalı bir ekonomist olan Thomas Sowell ortaya attı. Bilindiği gibi dil gecikmesi otizmin bir belirtisi olarak kabul edilmektedir. Ancak Sowell dil gecikmesi yaşayan ancak otistik olmayan birçok çocuk olduğunu gözlemledi.

 2. Kariyerine Zorluklar İle Başladı

einstein

1900’de Zürih Politeknik’ten mezun olduktan sonra Albert Einstein, bir akademik pozisyon elde etmek için çok çabaladı ancak başarısız oldu. Elbette o zamanlar, günümüzdeki parlak imajını henüz elde etmemişti. Einstein’ın mezuniyetinden dokuz yıl sonra akademik bir pozisyon elde edecekti. O zamana kadar da bir yandan doktora tezini hazırladı, öte yandan da bildiğiniz gibi bir patent memuru olarak çalıştı. İnatçı ve azimli bir karakter olmasaydı, fizik dünyasını değiştiren ve evrensel olarak tanınan bilim insanı da olamazdı. 

3. İyi Bir Bilim İnsanı Olsa da İyi Bir Eş Olamadı

Mileva Einstein
Mileva Marić  ve Albert Einstein

Einstein ilk karısı Mileva Marić ile fiziğe olan ortak ilgileri nedeniyle bir bağ kurmuştu. Mileva, Einstein’ın çalışmalarına önemli katkılarda bulundu. Ancak bunun için fazla da takdir görmedi. 

Einstein sonunda Mileva’dan ayrıldı. Devamında da kuzeni Elsa ile romantik bir ilişkiye başladı ve kısa süre sonrada evlendiler. Ancak Albert Einstein bu evliliğe de sadık kalmadı ve birçok evlilik dışı ilişkisi oldu. Hatta Einstein’ın Elsa’nın önceki evliliğinden olan kızı Ilse’ye karşı hisleri olduğu iddia edilmektedir. Bu iddiaya göre o sırada 20 yaşında olan Ilse ile evlenmek için Elsa ile olan nişanını sonlandırmayı da düşünmüştü.

4.  FBI Albert Einstein’ı Ölümüne Kadar Takip Etti

Einstein, 1933’te Londra’daki Royal Albert Hall’da bir “Bilim ve Medeniyet” konferansı sırasında konuşuyor. Photo © Keystone/Zuma.

FBI, Einstein’ı yirmi yılı aşkın bir süre boyunca takip ederek, çalışmaları ile ilgili 1400 sayfadan uzun bir dosya topladı. O sırada FBI direktörü olan J. Edgar Hoover, Einstein’dan şüpheleniyor ve düşüncelerini tehlikeli buluyordu. Sonuçta Einstein ırkçılık, demokratik haklar, eşitsizlik ve sivil özgürlükler gibi sosyal konulara ilgili ve son derece açık sözlüydü. FBI’ın Einstein hakkındaki dosyası, öldüğü 1955 yılına kadar kapanmamıştı. FBI’ın Einstein notlarından ve raporlarından bazılarını buradan okuyabilirsiniz . 

 5. Ölümünün Ardından Beyni Çalındı Ve İncelendi

Albert Einstein beyni

Einstein, Princeton Hastanesinde 76 yaşında öldü. Hastane patoloğu Thomas Harvey hemen Einstein’ın beynini ve gözlerini çıkardı. Sonrasında farklı açıdan fotoğraflandı. Farklı uzmanlar tarafından incelenmesi için sırasında Einstein’ın beyni 240 ayrı parçaya bölünerek her bir parçadan ayrı doku örnekleri alındı. Ancak hiçbir bulguyu yayınlamadı. 

Einstein’ın beyniyle yaptığı izinsiz çalışması işini kaybetmesine ve evliliğinin sona ermesine neden oldu. Yıllar sonra, ilgisiz meseleler nedeniyle sonunda tıbbi lisansını kaybetti. 1980’lerin sonundan itibaren, bilim insanları Einstein’ın beyni hakkında bulgular yayınlamaya başladılar.

Einstein’ın beyni ortalama insan beyninden daha hafif, 1230 gram ağırlığındaydı. Frontal korteksi ortalamadan biraz daha büyüktü. Bu da etrafındaki olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkilerini kurma yetisini ileri götürmüş olabilirdi. Ayrıca, alt parietal lob (algılanan nesnenin yerini ve yönünü saptamak, okuma, yazma ve aritmetik yeteneklerimizi barındırmak gibi işlevlere sahip olan beyin bölümü ) ortalamadan daha büyüktü.

Diğer bir deyişle, Einstein sanılanın aksine ortalamadan ufak bir beyne sahipti. Ancak onu farklı kılan, analitik zekasını destekleyen bazı beyin bölgelerinin, genel beyin hacmine oranının daha büyük olması idi.



Kaynaklar ve ileri okumalar


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Başa dön tuşu