Fizik

İmkansız Renkler Nelerdir ve Gözler Bunları Görmek İçin Nasıl Eğitilebilir?

Etrafımıza baktığımız da her şeyi görebildiğimizi düşünsek de aslında göremediğimiz bazı imkansız renkler mevcut. Renkleri ustaca kullanma becerisi olan bir ressam bile bazı renkleri göremeyebilir. Bu ilginç renkleri anlamak için, biraz daha derine inelim ve önce renk nedir sorusunun cevabını anlamaya çalışalım. Gördüğümüz renkler sadece farklı dalga boylarına sahip ışığın yansımalarıdır. Bir nesneden yansıyan ışık, retinamızda bulunan milyonlarca renk algılayıcı koni hücresi tarafından tespit edildiğinde renkleri görürüz.

Biz insanlar, farklı dalga boylarını algılamak için milyonlarca rengi tanımamıza yardımcı olan üç tip koni hücresine sahibiz. Kırmızı, mavi ve yeşil. Diğer bütün renkler bu üç rengin çeşitli derecelerde kombine edilmesinden oluşur. Bu duruma trikromatik renkli görme denir. Çoğu renk körü insan ve köpekler de dahil olmak üzere diğer birçok memeli türü yalnızca iki taneye sahiptir. Bu nedenle görebilecekleri farklı renk tonlarının sayısı, geri kalanımızın fark edebileceği 1 milyona kıyasla yaklaşık 10.000 ile sınırlıdır. Bununla birlikte, araştırmacılar, dört farklı tip koni hücresine sahip bireylerin örneklerini de bulmuşlardır. Tahminlere göre bu “tetrakromatlar”, normalden neredeyse 100 milyon kat daha fazla renk tonu ayırt edebilir. Ancak herkesin aynı şeyi gördüğümüzü varsayması nedeniyle özel bir eğitimle bir süper güce sahip olduklarını fark edebilirler.

Mavi Rengi Algılama Dezavantajı

Gözlerimizde bulunan koni hücrelerinde en az sayıya sahip olan maviye odaklanan koniler. Toplam koni hücrelerinin yüzde 10’una karşılık gelen oranları nedeniyle kırmızı ve yeşil renklerdeki keskin görüş gücüne oranla mavi rengi ayırt etme konusunda belirgin bir dezavantaja sahibiz. Mavi rengi algılamaya odaklanan koni hücreleri sayısının az oluşu, gözümüzün evrimsel süreçte geçirdiği adaptasyonlarla ilgili. Mavi, doğada en az rastlanan renk olduğu için gözlerimizin bu şekilde evirildiği düşünülüyor. Bu bilgi de aslında yakın zamanda yayınladığımız “Eski Dillerde Mavi Renk İçin Bir Kelime Neden Yoktur?” başlıklı yazımızdaki sorunun da kısmi cevabını veriyor gibi gözüküyor.

Fransız empresyonist ressam Claude Monet, 1923’te seksen iki yaşındayken, katarakt nedeniyle sol gözünden ameliyat oldu. Daha sonra, sanatında kullanmayı seçtiği renkler çoğunlukla kırmızılar, kahverengiler ve diğer toprak tonlarından mavilere ve menekşelere dönüştü. Bu nedenle kendisinin tayfın morötesi bölgesini görebildiği iddia edildi. Bu fikir, göz merceğinin 390 nanometreden daha kısa dalga boylarını bloke etmesiyle destekleniyor. Ancak retinamız aslında, yaklaşık 290 nanometreye kadar olan dalga boylarını tespit etme potansiyeline sahiptir. Örneklerden biri benzer bir göz ameliyatı geçiren Alek Komarnitsky’dir. 2011 yılında Komarnitsky, bir Hewlett-Packard laboratuvarında testlere tabi tutuldu. 350 hatta bazı özel durumlarda 340 nanometreye kadar olan dalga boylarını görebildiği belgelendi.

Claude Monet’in sol gözünün merceğini çıkarıldıktan sonra, 1926’da yaptığı Water-lily Pond resmini bu biçimde tekrar boyadı.

Rakip İşlem Teorisi

Bilgisayarınızın ekranında sarı renkli bir şekil gördüğünüzde, aslında hiçbir piksel sarı değildir. Kırmızı ve yeşil piksellerin eşit derecede aktive olduğu durumda beynimiz bir sarı renk algısı yaratır. Farklı koni hücrelerinin farklı renk algıları yaratmakta rekabet etmelerine rakip işlem teorisi adı verilir. Parlak bir ampüle uzun süre bakıp gözünüzü başka bir yöne çevirdiğinizde görme alanınızda parlak mavi bir leke görmenizin sebebi budur. 1970’lerden beri, bilinen bu teori üzerine 1980’de Hewitt Crane ve Thomas Piantanida tarafından yapılan deney önemlidir. Deney esnasında başları sabitlenmiş biçimde bulunan deneklere kırmızı ve yeşil olmak üzere iki şeritten oluşan bir görüntüye bakmaları söylendi. Göz hareketlerinin izlenmesi ile elde edilen sonuçlar oldukça şaşırtıcıydı. İki karşıt renge uzun süre bakan insanlar, aralarındaki sınırın yavaş yavaş çözüldüğünü ve yeni bir rengin ortaya çıktığını gözlemlediler.

Ne yazık kı bu deney bilim dünyasında uzun süre kabul görmedi ancak 2010 yılında deney, Vincent Billock ve Brian Tsou’nun dikkatini çekti. Sonuçta benzer deneylerin tekrarlanmasıyla imkansız renkleri görmenin iki faktöre dayandığı fark edildi. Bunlar gözlerin hareketi ile parlaklık idi. Yapılan denemelerde 7 gözlemciden 6’sı imkansız renkleri görebiliyordu.

İmkansız Renkler Nasıl Görülür?

İmkânsız renkler, kırmızımsı yeşil ve sarımsı mavi gibi, ışık spektrumunda oluşmayan, hayali renklerdir. Biraz çaba ile imkansız renkleri siz de görebilirsiniz. Yapmanız gereken stereoskopik izleme yöntemini kullanarak, gözü hafif şaşılaştırıp iki (+) işaretini birbirinin üstüne getirmeye çalışmak.

Üst üste binen bölge iki rengin ​​bir karışımı olacaktır, ancak bununla birlikte, aynı anda aslında mavi / sarı olan, alışılmadık bir renkten oluşan bir nokta da gözlemleyeceksiniz. Renkleri bu biçimde göremiyorsanız ikinci yönteme geçin. Bu tür renkler, koni hücreleri yoruluncaya kadar bir renge bakarak ve daha sonra farklı bir renge bakarak da görülebilir. Yapmanız gereken tek şey 30-60 saniye boyunca bir renge odaklanmak ve daha sonra onu tamamlayıcı diğer renge aynı biçimde bakmak. Bazı araştırmacılar gördüklerimizin sadece ara renkler olduğunu düşünüyorlar. Ancak, bildiğimiz şey, deneylerdeki gözlemcilerin daha önce hiç görmedikleri renkleri gördükleri.

Kaynak:

Matematiksel

Sibel Çağlar

7 yıl Kadıköy Anadolu Lisesinin devamında lisans eğitimimi Marmara Üniversitesi İng. Matematik öğretmenliği üzerine tamamladım. Devamında 20 yıl çeşitli özel eğitim kurumlarında matematik öğretmenliği ve eğitim koordinatörlüğü yaptım. 2015 yılında matematiksel.org web sitesini kurdum. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.